Ofis arkadaşımın şu sıralar elinde bir kitap neredeyse nefes almadan okuyor,  Nermin Bezmen’in Sır adlı romanı. Daha önce okuduğum için biraz bahsedeyim.

Hüma 96’ncı yaşına girdiği  doğumgünü kutlamasının yapıldığı gece hayata gözlerini yumuyor.

Ardında çocuklarına ve torunlarına çözülmek üzere bir sır bırakıyor. Aile Hüma’nın yatağının başında toplanıyor ve ardında bıraktığı günlüğü okumaya başlıyorlar. Aşkı dolu dolu hissedeceğiniz, içinde tarihi de barındıran, hüzünle, bazen keşkelerle, bazen bukadar da olmaz diyebileceğiniz, acaba ben olsaydım napardım diye dönüp kendinizi sorgulayacağınız sürükleyici bir kitap.

Kitap iki seri halinde. Sır’ın devamı olan  Auroranın İncilerinde babaannesiyle aynı ismi taşıyan ve en gözde torunu olan Hüma,yarım kalan hikayeyi tamamlamak için  babaannesinin  ölmeden onun için planladığı, onun yaşadığı yerlere yolculuğa çıkıyor. Auroranın İncileri biraz dramatik ama akıcılık yine devam ediyor. Yolculuğun sonunda Hüma karşılaştığı büyük süprizle yolculuğunu tamamlıyor.

Kitabı okurken bir ara kendi babaannem geldi aklıma onunda sırları varmıydı acaba diye sordum kendime. Canım babaannem aşk falan nerde o dönemlerde, ailesinin kararıyla evlenmişti aşk neymiş evlendiğin insanı seversin derdi bize…

Sonra kendimi sorgulamaya başladım içimdeki ulaşılmazları, kendi sırlarımı…Kimseye söylemediğiniz sadece kendi içinizde yaşadığınız, kendi sırrınız. Mutlaka vardır…Belki sizinde ileride çocuklarınıza, torunlarınıza kadar ulaşacak yazdığınız yazılar, belkide günlüğünüz bile vardır.

Birde ikinci kişilerin sırlarını saklamak var hangisi daha zor acaba. Kendininkinimi arkadaşının, dostunkinimi? Sırlar paylaşımdır, güvendir, Özeldir benim için. Ben çoğu zaman kendimi içimde yaşamayı seviyorum, yaşamımdan izler sadece bana ait olmalı. Kimsenin bilmesine gerek yok. Yoksa bitip giden güven duygusumu  böyle hissettiriyor belkide onuda sorgulamak lazım.

Kendi söylediğiniz yüreğinizden çıkan sözleri üçüncü bir kişinin size tekrar söylenmesi offf işte bu varya tarifi imkansız birşey. O an öylece kalıyorsun, çevrenizde  herşey duruyor. Yitirilip giden kocaman bir güven, belkide bir arkadaş, bir dost…Bazen bana ağır gelen sırlarıda saklamak zorunda kaldım. Duyduğumda hani derler ya başımdan aşağıya kaynar sular döküldü, elim ayağım uyuştu, kalbim sıkıştı, konuşamadım bir süre. Sonra kendine gel Selda dedim ve  bana ihtiyacı olanın yanında olmaya çalıştım.

Benim doğrum buydu ve devam ettim…Bunları yazarken az önce aldığım bir telefonda bir sır daha yükledim omuzlarıma, yüreğime hadi hayırlısı…

Mevlana’nın sevdiğim sözlerinden birisidir “Her dil, gönlün perdesidir Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır”

About Selda Uğur

Selda Uğur has written 64 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 04 Ağustos 2011 -- Aşk kokusu (0)
    Aşk gelmişti ve gerçek onu iki düşünün ortasından vurmuştu. Kanıyordu, bu saydam renksiz sıvı akarken ne kadar da acıyordu düşünceleri. Yok olsaydı olmasaydı hiç gelmeseydi... yarım kalırdı ki kokus...
  • 27 Kasım 2010 -- Ne karpuzdu ne Kavun… (2)
    Dün gece bir çoğunuz  Beyaz Show u izlemiştir herhalde. Küçüklüğümden beri Okan Bayülgen'in programı kadar olmasa da yine de severek  izlediğim Beyaz show nedense son zamanlarda her izlediğimde ayrı b...
  • 28 Haziran 2010 -- Tam Bir Can (2)
    Bazen düşünüyorum da ne şanslı hatunum ben. Sevdiklerim yanımda, sevmediklerim ardımda ... Huzurum yerinde olduğu için her gün şükrediyorum Allahıma. İnsanın çok dostu olmamalı diye düşünürüm hep. ...
  • 06 Nisan 2010 -- Vahşi ve sinsi çalılıkların arkasında sürünüyorum (6)
    Allah nazarlardan saklasın, O henüz 17 sinde. Asaleti ve prenses edası, doğuştan üzerinde. Öyle toy, öyle hassas, öyle kırılgan ve öylesine güzel ki, gören kanatlarını saf ipekten sanır. O henüz melek...
  • 09 Temmuz 2010 -- Pedro’nun kısa öyküsü (4)
    "-sanmam Pedro tanrı yanılmaz, blöf yapmaz, mutlaka bir düşündüğü vardır intiharın eşiğine getirdiyse seni, sık kafana ne düşünüyor öğren..." cümle biter, [audio:http://medya.kursatsenturk.com/b...
  • 19 Şubat 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 19 şubat 2009 (0)
    Çok güneşli bir sabaha uyandım, acelece çıktım evden, 10.20 gibi iş yerimdeyim. İlk olarak kredi kartımın kullanıma kapatıldığı mesajı geldi, peşinden muhasebecim geldi ödeme yerine resim almaya......