Bir şiire ilişti az önce gözüm. Satırları yutarken ben, aynı anda bir şarkı çalıyordu radyoda. Her ikisinde de aşk vardı. Hem şiirde hem şarkıda. Ama aşkın hemen başucundaki, yanıbaşındaki duygu, acı da oradaydı. Neden dedim ya, neden böyle ki?
Aşk, bir lütuf aslında. İnsanoğluna sunulmuş muazzam bir duygu hatta. Ama mutlu aşk yok nedense. Her aşkın yanında, acı yada hasret yada hüzün hep hediyesi sanki. Hep derim ya hani, Aşk Tanrılık sırrıdır akıl sır ermez diye. Gerçekten de öyle. Akıl sır erecek gibi değil işte.
Ya seviyor eller alıyor. Ya hasta ama yaşıyor, bilinmez hayaliyle . Ya kahroluyor bitiyor . Kiminde dağlar yol vermiyor. Kimine gel dense de gelmez oluyor. Kimi sorma ne halde, utanıyor söyleyemiyor yangınlarda. Kimi kaç kere yemin ediyor, kaç gönüle giriyor yine de onsuz olamıyor. Gitme diyen epeyce. Kiminin olmaz işler geliyor sevdiği için başına. Bir yemin ettiği için dönemeyenler mi ararsın. Beddua edenler cabası valla.
Allah’ım yok mu, mutluluktan geberen aşkta?
Yok millet yok… Aşkta, kavuştun mu aşk artık meşk oluyor. Çünkü aşk kavuşamamaktır.
About Aslı Özden
Aslı Özden has written 455 post in this blog.
İlginizi çekebilir
- 14 Aralık 2010 -- Dengeyi Kurmak (2)
Lise çağında ya da üniversitelerde bazı tipler vardır. Haydi her akşam kopalım, eğlenelim, yiyelim, içelim diyen.. Vardır çevrenizde mutlaka..
Facebook'tan görürsünüz paylaştığı onlarca değişik ort... - 13 Mart 2011 -- Pazar Delilikleri (5)
Uyandığımda yüzümde kocaman huzurlu bir gülümseme... Nasıl da güzel şey; beni dürten başucumdaki saat, cep telefonumun alarmı ya da dünya tatlısı annemin sesi olmadan uyanmak. Gözlerimi açtığımda "oh ... - 05 Nisan 2011 -- Gezdim: Selçuk (0)
İzmir bilindiği üzere Türkiyemizin en renkli sahil şehirlerinden biri olup, turizim olarakta oldukça gelişmiş bir yerdir. Liman olarak ta İstanbul dan sonra en önemli limanlarımızdandır, fakat sizlere... - 05 Nisan 2010 -- Ölü sevdalar tanığı (3)
Ben,
Çankaya Tepesi'nden Eskişehir'i seyreden,
Yaşlı bir çınar ağacıyım.
Gövdemde kalpler,
Kalplerin içinde baş harfler
Ve içinden geçen oklarla beraber,
Nice sevdaların yazılı kanıtıyım.
G... - 20 Ocak 2011 -- Ben seni şarap misali… (2)
Say say bitmiyor günler. Yüreğe varamamış sözlerim düğüm düğüm kaldı. Gözümü açtığımda gözlerini arardım hep. Dışarıda kış kendi kendini yiyor, içeride ben seni şarap misali...
Penceredeyiz sarmaş ... - 07 Ekim 2010 -- Küçüklüğümün kışları masal gibiydi (4)
Yağmurluğumu giydim ve sokağa adım attım, dışarıda ince ince çiseleyen yağmur, yollarda uçuşan sarı yapraklar... Yanından geçtiğim ağacın dallarından yere inen bir serçe ile karşı karşıya kaldım. O fa...
Aralık 9th, 2009 on 20:38
Wavvv Sevgili Deniz Derya Naz, sizde de ne maharetler varmış böyle…şiir filan…çok beğendim, sahibi sizseniz yüreğinize sağlık.
Aralık 4th, 2009 on 15:59
Gözlerim doluyor
Aşkımın şiddetinden
Ağlamak istiyorum
Yıldızlar tutuşurken
Gecelerin şehvetinden
Kendimden taşıyorum
Aralık 4th, 2009 on 14:35
Sevgili ikiler, Aşk Tarının bir lütfudur. Sımsıcak saklamalı yürekte. Teşekkürler güzel yorumunuz için.
Aralık 4th, 2009 on 03:59
Ne güzel tanımışsınız AŞK denilen duyguyu.Size katılıyorum.Her türlü sevginin harmanıdır..Her an yüreğinin köşesinde Kendinden bile sakındığın sıcacık bir duygudur..Allahın bize bahşettiği en güzel lütuftur aşk, evet kavuşamadan sevmektir..”Bir soluk kadar yakın..Sonsuzluk kadar uzak.” Bende aşk budur.
Aralık 4th, 2009 on 02:52
Selda’cığım off ki off diyorum. Başka bir şey diyemiyorum.
Aralık 3rd, 2009 on 22:29
Cengiz Bey, o yarim kalmislik insani mahveder. Haklisiniz. Ama belki de o yarim kalmislik hep bir umit tasidigi icindir askin buyuklugu, tamamlanma hayali. Hep belki bir gun…
Aralık 3rd, 2009 on 22:23
Sevgili Muzaffer, cok guldum. Kipkirmizi sulu ve sert elmayi protez dislerle isirmayi hayal ettim de offf supersiniz:)
Aralık 3rd, 2009 on 22:01
Kavuşamamak aşktır, leyla ile mecnun’un kavuştuğunu düşünsenize, birlikte geçirecekleri ikinci yılın sonunda başlar dırdırlar, mecnun aldatır, leyla’nın gözü başka yerlere kayar, işte kavuşamadıkları için en büyük aşklara ilham olmuşlar.
Birde Nazım Hikmetin hapis sürecindeki aşkı vardırki uğruna ne şiirler yazmıştır, ama hapisten çıktıktan sonra o aşta biter…
yani kavuşamamak=aşk’tır.
Birde yarım kalmışlık vardır, bir şekilde kavuşmuşsundurda olamamıştır, yetememiştir, anlaşılamamıştır, işte onun acısı daha büyüktür can tende oldukça acısıda var olacaktır, bunada aşk acısı diyebiliriz,
nacizane görüşlerim bunlar her görüşede saygılıyım…
Aralık 3rd, 2009 on 21:51
Aslı hanım en son cümlede özetlemişsiniz..
Aşık olmak kıpkırmızı sulu ve sert bir elmayı protez dişlerle yemek gibidir.. hem alabildiğine acı hemde mükemmel bir tad..
Aralık 3rd, 2009 on 21:45
şarkılar vardır birde aşkı körükleyen,her şarkıda onu düşündüren,ama şarkılarda düşünmek seni bana getirmiyor…