Bin dokuz yüz seksenli yılların başı. Televizyon çok yaygın değil ve henüz tek kanal. Üstelik ekran siyah beyaz. Halkın çoğunda, kasetlerden sesini dinlediği sanatçıları görmek ve izlemek için büyük bir özlem var.
Ama müzik programları sadece cumartesi ve pazar günleri kısıtlı bir şekilde yayınlanıyor. Öyle isteyen herkes de televizyonda şarkısını icra edemiyor. Denetim kurulu var. Başka kurallar var. Şarkı bu kurallara uyarsa ancak o zaman icra edilebiliyor.
Birde iktidarda olan sağ veya sol görüşlü hükümete göre de bazı sanatçılar ekran yasaklısı olabiliyor. Ali Rıza Binboğa’nın seslendirdiği ‘Yarınlar bizim’ şarkısı sol eli havada söylendiği için ve sözleri de (Yarınlar bizim, yarınlarda özgürlük ve barış var) Bülent Ecevit’in seçim sloganını çağrıştırdığından sağ iktidarlar döneminde uzun süre ekrana çıkamamıştı. Keza Melike Demirağ Arkadaş şarkısı ile çok beğenildi ama Yılmaz Güney ile aynı filmde oynayınca ve şarkıda o filmde seslendirilince o da uzun süre ekrana çıkamadı. Bir dönem Cem Karaca, Selda Bağcan, Edip Akbayram aynı akıbete uğradı. Ne zaman ki sol görüşlü bir parti iktidara geldi ancak o zaman ekrana çıkabildiler. Bu seferde sağ tendaslı olarak bilinen bazı şarkıcılar gizli yasaklı oldular.
Birde her dönem çıkanlar vardı. Mesela Ajda Pekkan, Nilüfer, Nüket Duru, Sezen Aksu, Erol Evgin gibi.
İşte bütün bunların yaşandığı dönemlerde şehirlere de göç yoğun bir şekilde olmuş. Özellikle arabesk müzik tavan yapmış ama arabesk söyleyen ve diğer tarzlarda şarkı söyleyen ses sanatçılarının çoğunu halk sadece kasetlerden dinleyebilimişti. Onları ne televizyonda sıkça görebiliyor, nede canlı herhangi bir yerde izleyebiliyordu. Yılbaşında özel izinle bazıları televizyona çıkabiliyordu ancak. Film çekenler olursa ne ala, o zaman sinemada bir nebze olsun bu özlem giderilebiliyordu.
Bu arada gazinolar var ama herkes gidemiyor, daha çok üst tabakaya hitap ediyordu bu yerler. Bunun yanında daha düşük geliri olan halka hitap eden ve sadece yazları hizmet veren yerlerde az sayıda vardı o yıllarda.
Bunlardan bir tanesi de Anadolu yakasında çok bilinen bir yer olan, bugün ki Üsküdar/Kısıklı meydanında etrafı branda ile çevrili Gazino İzmir’di. Dönemin ünlü şarkıcıları orada sahneye çıkar, halk da tahta masa/sandalyelere oturarak onları izlerdi. Sadece giriş ücreti ödenirdi, içerde istenirse diğer yiyecek içecek alınırdı ama mecbur değildi. Yani bir bilet parası ile istenilen ses sanatçısı dinlenip izlenebiliyordu.
Genelde hafta sonları program olurdu. Hangi sanatçının sahne alacağı önceden afişleri köprü altlarına ve işlek caddelerin geniş duvarlarına yapıştırılarak duyurulurdu. Ayrıca bir arabanın üstüne megafon ve üzerine de şarkıcıların posterlerini yerleştirerek mahalle mahalle dolaşarak sahne alacak olan sanatçının adı anons edilirdi.
Özellikle İbrahim Tatlıses yeni popüler olduğu dönemlerde burada çok sahne almıştı. Nurhan Damcıoğlu, Sevim Şengül, Ersan Erdura, İzzet Altımeşe, Müslüm Gürses, Balarısı Ercan, Nokta ile Virgül, Huysuz Virjin, Nazan Şoray, Edip Akbayram, Rana Selçuk Alagöz, Ümit Besen, Çetin Öztürk, Şeref Yıldız, Dursun Salkım(Yeşim Salkım’ın babası), Erol Büyükburç, Yeliz, İskender Doğan gibi birçok ses sanatcısı burada sahne almıştı.
Hizmet verdiği dönemde halkın müzik ve eğlence ihtiyacını uzun bir süre karşılayan bu mekân, televizyonların ve dolayısı ile kanalların çoğalması sonucunda ve ayrıca toplumun değişen ve gelişen talebi doğrultusunda işlevsizleşerek misyonunu tamamlamış, sonrada ortadan tamamen kaybolmuştur.
Halen çocuk parkı ve dinlenme yeri olarak kullanılan Gazino İzmir’den geriye kalan ise hala ayakta duran sadece üç beş yaşlı ağaç ve oradan gelip geçerken hafızalarda canlanan nice anıdır.






Aralık 16th, 2009 on 02:44
Helal olsun Selami Bey size..İşte dost budur..Teşekkürler.
Aralık 15th, 2009 on 23:29
Mert bey 10 iş birden sizde yapsanız Aslı hanım gibi yaşlılıktan değil yorgunluktan, bazen bazı şeyleri karıştırabilirsiniz!.hemen yaşa kabahat bulmayın lütfen.
Aralık 15th, 2009 on 20:19
Bu konu yaşlılara göre ben yokum
)
)
Selemi bey ve Aslı hanım ne mutlu size
Allah yaş bereketi versin…
Aralık 15th, 2009 on 20:04
Benim için her yol Paris zaten de:) yok gerçekten bi haller oldu bu aralar bana. Salaklıklarıma önce ben gülerim ama bu salaklık da öteye geçti harbi yaa..Gözümün dingilinde,
*Bunlardan bir tanesi de Anadolu yakasında çok bilinen bir yer olan, bugün ki Üsküdar/Kısıklı meydanında etrafı branda ile çevrili Gazino İzmir’di.* yazıyor okuyorum ve sazan gibi İzmir’e kilitleniyorum.
Yok yok, öyle bir daha sakın nostalji filan yazmayın, benim yaşlılık ağrılarımı azdırmayın. Bana iyi gelmiyor. Gün bugünkü gün, saat bu saat
Allah sağlık verdiği sürece DUR deselerde, duramam ki zaten ben. Ama 10 işi bir arada yapmaya kalkınca da işte böyle oluyor insan. Kokteyl gibi oldu içim
Ee haliyle karıştım, karıştırdım..
sevgiler.
Aralık 15th, 2009 on 19:28
Aslı hanım olsun,bazen böyle şeyler olabilir siz yinede aldırmayın.Üstelik böyle yerler İzmir’de de çok vardı o zamanlar bildiğim kadarıyla.Şehir aynı şahir olmasada en azından mekanların benzer olması ile o zamanki yaşanmışlığı anılarımızda tazelemiş olduk.Bence mola vermeyin!Durmak yok yola devam!
Aralık 15th, 2009 on 19:05
Hayır yaa kim demiş yaşlanıyorum diye..Tamam ben dedim ama yok öyle bişey..Hemen unutun..Bu aralar kafam yoğun. Okuduğumu anlamamışım hepsi bu:)))
Ben biraz mola mı alsam hayattan ne?
Hayat yanımdan hızla akıp giderken, ben dörtlüleri yaksam, sağa çeksem, müzüği açsam, gözlerimi kapatsam……
Aralık 15th, 2009 on 18:58
yaşlanıyorum ben artık:) yok yok yaşlandım kesin…
)))
ve kendime inanılmaz güldüm. hala gülüyorum
Aralık 15th, 2009 on 18:45
Selami Bey, ailemle çok sık giderdik İzmir’e. Gazinoda çok sanatçı izlemişliğim vardır. Ben o gazino yıllarını iyi bilirim. Geçmişe dair mutlu anılarım çoktur. İzmir’in ,eskinin tadı bir başkadır bende. Sevgiler.
Aralık 15th, 2009 on 18:47
Aslı hanım bu gazino Üsküdar/Kısıklı meydanındaydı ve gazinonun adı İzmir’di
Aralık 15th, 2009 on 14:40
Haklısınız Cemil bey aynen öyle. Hatta caminin yanındaki çay bahçesinde otururdukda sahneye çıkan sanatçıları göremezsek bile şarkılarını dinlerdik.Ne günlerdi!
Teşekkürler yorumunuz için.
Aralık 15th, 2009 on 14:32
Aslı hanım sizin başka bir şehirde yaşadığınızı tahmin ediyordum.Burasını bildiğinize göre herhalde o zamanlar buraya yakın bir yerlerde yaşamışsınız demek ki.Anıları tekrar yaşamak ve yaşatmak benim için de güzel bir duygu . Saygılar
Aralık 15th, 2009 on 12:04
ne yıllardı sevdiğimiz sevmediğimiz bilip bilmediğimiz her sanatcıya koşar kapıdan bıranda kenarından dinler izlemeye çalışırdık (ya içeri almazlardı ya da paramız olmazdı ki bu daha çok olan şeydi
) teknoloji olmadan hayat gerçekten güzeldi
Aralık 15th, 2009 on 11:14
Müthiş bir nostalji yaşadım yazınızı okudukça. Oooo çok eskilere gittim. Gazino İzmir ne şahaneydi. Anılarım film şeridi oldu gözlerimde. Teşekkürler .