30 yıllık en can ciğer aile dostlarımızla beraberiz. Beni en can alıcı noktalarımla tanıyıp bilirler oysa. Ama hala ne söylesem beni tanımıyormuş gibi hayrete düşüyorlar. Beni de haliyle şaşkına çeviriyorlar.
 
”Hasta olmayı çok seviyorum” diyorum. Biri, ”Ay kızım ya, sen de ne alemsin” diyor. Eşi, ”Manyaksın sen, yok artık daha neler” deyip gülüyor.
 
Evet, gerçekten hasta olmayı seviyorum. Herşeyden önce, çocukluğumdan kalma bir keyif bu bende. Her hasta olduğumda, artık koskocaman olmuş olsam da annemin tavan yapmış endişeli sevgisi, babamın ”Neler olmuş benim sultanıma” diyen sesi, anneannemin haber alır almaz koşturup gelmesi, evde kim var kim yoksa ilginin alakanın gümbür gümbür ayak sesleri, kulağıma hatırıma gelip konuk oluyor. Hastalandığımda bile, mutlu bir çocuk olduğumu hatırlıyorum.
 
Hala hastalandığımda, mutlu kocaman bir kız olmaya devam ediyorum. Bu kez, her yanımın kırılıp dökülmesini hissetmeyi seviyorum. Ağrılarımın sızlanıp dert yanmasını can kulağıyla dinlemekten keyif alıyorum. Dünyanın tüm seslerinin, kazındığım yataktan yada TV karşısında bir battaniyenin altından uğuldamasından tuhaf bir haz alıyorum. Hele bir de ateşler içinde yanıyorsam, o deli sıcaklıkta buz kesmenin tezatını yaşamanın tadına varıyorum.
 
Sessiz sedasız, savunmasız kalıyorum. Bıcırtım, zırıltım diniyor. Gücümü giyinmesem de oluyor. Naz yapmayı gerçekten bilmiyorum. Hatta yük oluyorum duygusu ile ağrılarıma dert bindirirken ben, çevremde ilgi alaka kendiliğinden tırmanıyor. Sessizliğime alışkın olmayan en yakınım, dönüp durup ”İyi misin?” sorusuyla da olsa, sesimi duymak istiyor. Evin delisini ve neşesini özlüyor. Üstüne üstlük söylüyor. Çenesi düşük hallerimin özlendiğini bilmek bana iyi geliyor. Bir anda ağır çekim de olsa bütün ağrılarıma, sızılarıma şut çektiriyor. Kimse benden bir şey beklemiyor. Beklentisizliklerim, karşılık buluyor. Hiper yanım, aktif halim uykuya yatıyor, dinleniyor. Hasta hallerim, ”Çok koşturdun, seni düşündüm bak durdurdum hadi sür keyfini tembelliğin” diyor. 
 
Evet, ben hasta olmayı da seviyorum. Keyfini sürmek için de elimden geleni yapıyorum.
 
Tabi ki, Allah çaresiz dert vermesin. Avaz acılarla terbiye etmesin. Ama başa gelse o da çekilir biliyorum. Umarım, başa gelmez. Dilerim kaldıramayacağımız yükler bize yüklenmez.
 
Eğer gelecekse, her hastalık çaresiyle gelsin keyfiyle gitsin diyorum. Herkese, hepimize, kendime 2010 da sağlık, sağlık yine sağlık diliyorum.

İlginizi çekebilir

  • 08 Ağustos 2010 -- Bunlar iyi günler (7)
    18.Milli Eğitim Şurası'nın Ege Bölge Çalıştayı'nda, İzmir İl Çalıştay raporunda ‘'kız ve erkek öğrenciler için ayrı ayrı okullar kurulması'' önerisi geldi. Allah'tan şimdilik öneri olarak kaldı, he...
  • 05 Mayıs 2011 -- Mahur Bestenin Hikayesi (1)
    Aşağıda;  Attila İlhan'ın yazdığı ve Ahmet Kaya'nın bestelediği, çoğumuzun bildiği bir şiir ve o şiire dair bir anı var, okumanızı diliyorum. Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız, O mah...
  • 04 Şubat 2011 -- Bir fotoğraf ve bir karikatür (0)
    Nette dolaşırken gördüğüm bir fotoğraf ve bir karikatür oldukça ilgimi çekti, haliyle paylaşmasam olmazdı. Fotoğrafta insanların aklından geçen :) ama uygulamada zorlandıkları bir kıyafet şekli çoc...
  • 05 Aralık 2010 -- Fotoğraflarınızın halıya dokunmasını istermisiniz? (0)
    Baygri.com dostları sizlere çok ilginç bir iş’ten bahsedeceğim, efendim; resim, fotograf, yazı, ve dijital ortamdaki herşeyi halı olarak dokuyan birileri var ve bu baskı değil bildiğimiz dokuma. Ha...
  • 20 Temmuz 2010 -- Yaş 14 imam nikahı, yaş 15 “ben anne oldum” (12)
    Bugün sabah gazetelere göz atarken bir haberle karşılaştım. Haberin başlığı " 2 kız çocuğu, 2 dram ". Okudukça sinirlerim bozuldu. 14 yaşında imam nikahı ile evlendirilen iki kız çocuğu, 15 yaşında an...
  • 31 Ağustos 2009 -- Zehirlenen bir köpeğin ardından (0)
    Gözlerini olabildiğince açmış, hızlı nefes alışı çok net hissediliyordu, çevresinde birkaç defa döndü, kesik kesik inlemeleri “yardım edin” der gibiydi. İnsanlar köpeğin bu tutarsız davranışlarında...