Sanırım kapalı havalar ve yağan yağmur okuma isteğimi tetikliyor, okunmamış kitap yenidir felsefesine uyarak Rus ve Fransız yazarlara ait iki eski kitap okudum kısaca bahsedeyim;
Nikolay Vasilyeviç Gogol’un: “fayton, burun, palto” başlıklı üç hikayesinden oluşan kitabını okudum. Palto hikayesinde; “Rusya’nın toplumsal meselelerine yaptığı eleştiriler”, Burun hikayesinde; “Kovalev adında bir adamın düşen burnunu bulmak için verdiği mücadeleyi” gerçeküstü bir dille anlatımı hoşuma gitti.
1809 yılında doğan Gogol, 1852 yılında geçirdiği bir sinir krizi ile en çok tanınan eseri “Ölü Canlar”ı yaktıktan sonra odasına kapanmış ve birkaç gün sonrada ölmüş. Rus edebiyatının bu sıradışı yazarının kırk üç senelik hayatı onun 19.yüzyıl Rus edebiyatı üzerinde derin izler bırakmasına kafi gelmiş.
Diğer okuduğum kitap Fransız romancı Alexandre Dumas’ın en ünlü romanı Siyah Lale’ydi; 17. yüzyıl Hollandası’nda döneme damgasını vuran lale yetiştirme tutkusunu anlatan romanda “aşk, kıskançlık ve tarihi gerçekler” türk filmi kıvamında anlatılmış.
Amacı olan insanların şartların elverişsizliğine rağmen amaçlarından vazgeçmemelerinin önemine vurgu yapan “Siyah Lale” her seviyeden okura hitap eder diye düşünüyorum.
İlginizi çekebilir
- 05 Nisan 2009 -- Hasıla ile Sıddık (0)
"Benim annem bir melek" adlı dizide zeki ve tebessüm ettiren diyaloglarının sahibi, Hasıla ve Sıddık hakkında biraz araştırma yaptım, dizide kapıcı karı kocayı oynuyorlar, diyalogları süper, bu ikiliy... - 07 Şubat 2011 -- Oyuna gelmeyin beyler, kendinize gelin! (2)
Ah bu uçkuruna düşkün, duygusal erkekler... Kendi kendilerine belayı bulur, yine kendi başlarına çorabı örer sonra çıkarlar er meydanına "mağdurum, kandırıldım" derler. Eşlerine "aman az harca hanım p... - 07 Eylül 2009 -- Bekleyecek bir şeyi olmamak korkunçluğu (1)
Gene de bir iştir beklemek. Bekleyecek bir şeyi olmamaktır korkunç olan" demiş, Cesare Pavese. İşte şu sıralar yaptığım bu, umutla bekliyorum ama neyi umut ettiğimi ve neyi beklediğimi bilmeden bekliy... - 01 Aralık 2009 -- Bu defa başka bir dünya (1)
O, bana ''Sen efsanevi bir türsün'' dedi, ben ona ''Sen insansın'' dedim tatil boyunca. Değişiklerin mıknatısıyım ya, on dört kişilik gurupta geldi beni buldu. Belki de ben onu buldum bu defa.
Gün... - 14 Eylül 2009 -- Aldım, verdim, ekonomiye can verdim (0)
Daha önce de yazmıştım okuyanlar bilir, hemcinslerimin pek çoğunun sevdiği gibi, sevmem kuaförde vakit geçirmeyi. Bu yüzden, eller saçımda tırnağımda iken, başka işle meşgul olmaya çalışırım ben. Ya k... - 30 Kasım 2010 -- Anestezi etkisi (4)
Dün diş çekimi, diş etinin kesilip düzeltilmesi ve diş taşı temizliği yaptırmak için randevu alıp diş doktoruma gittim. İçeriye girdiğim gibi diş doktorumun asistanı bol gülümsemesiyle karşıladı beni ...
Ocak 8th, 2011 on 21:36
tespitiniz çok güzel Cengiz bey çok kitap çok pencere bende bir ekleme yapayım ”değişik fikirler yeni bakış açıları sunar”..
Aralık 28th, 2009 on 22:09
Bu aralar kitap okumak benim için beyni başka dünyalara kanalize etme ve rahatlatma anlamında çok faydalı oluyor;
“her kitap bir pencere, çok kitap çok pencere” gibi düşündüğümden, eski yeni ne bulursam okumaya gayret ediyorum Ebru hanım.
Aralık 28th, 2009 on 21:47
ben okuduklarımı tavsiye olarak alıyorum,bir gün kitapçının önünde durduğumda sanırım çok düşünmeyeceğim
teşekkür ederim cengiz bey..