Neredeyse 40 yıldır, bir oyun oynuyorum içimde kendimle. ”Sayı oyunu”. Kim öğretti, nereden öğrendim, nasıl gelişti bende hiç bilmiyorum. Orası kopuk, yok bende.
 
Çocukluğumda da yan yana düşmüş her sayıyı toplar, toplamdan içindeki tüm 9 ları çıkarırdım. Çünkü, bence 9 lar sıfırlıyor kendini. 0 dan 8 e kadar, her sayının bir adı var bende. Yada anlamı. Tuhaf ama inanılmaz çabuk toplayıp sadeleştirdiğim bir rakamlar zinciri işte sayıların bendeki ilişkisi.
 
Herhangi bir biletin üzerinde ard arda yazılmış sayıları toplayıp o ana dair yaşayacaklarım için izler işaretler buluyorum, son kalan sayıda. Mesela tatile gittim, oda numarasını topluyor, toplamdan 9 ları çıkarıyorum. Tatil nasıl geçecek, o an biliyorum. Yanılma payım da hiç olmadı iyi mi? Sanırım, inanmak böyle bişey. Hayat ona göre sayıları kullanıyor bende ve yaşayacaklarım üzerinde.
 
Biliyorum şimdi, ”Deli mi ne?” diyeceksiniz. Olsun, diyebilirsiniz. Başım üstüne sözleriniz. Ama durumum bu. Beynim her dakika rakamlarla sevişiyor keyifle. Bende oyun hiç bitmiyor işte. Her şeyi topluyor çıkarıyor ve sadeleştiririyorum kendi kendime.
 
Yakın çevrem bilir. Bendeki sayı oyunu, bulaşıcı gibidir. Kızım arar ”Anne, tren biletimdeki sayılar şunlar şunlar, tatil nasıl geçecek sence?” Hoppp topla 9 ları çıkar sade hali bul ve şip şak yorumla. Yada yeğenim arar, ”Teyze, yeni bir telefon hattı aldım, numara şu. Bir baksana sayı oyununda numaramın falına?” Ne demek, haydi hoopp topla, çıkar, sadelik ve yorum. Sadece çocuklar gençler de değil, etrafımdaki koca koca adamlarda inandılar sayı oyunuma. ”Uçak biletimde şu numaralar var. Bir baksana” ya kadar vardırdılar işi. Aslında belki de hasta ediyorum etrafımı ama çenem de durmuyor ki, sayılarla olan aşkımı ilan etmişim bir kere, herkese. 
 
Yaşlandıkça, mızıkçılık da yapmaya başladım sayılara. Çok komiğim aslında. Kaderi değiştirecekmişim hissiyle işime geldiği gibi kullanmaya başladım oyunumu. Mesela, ben de ehh şöyle böyle geçerli olan sayı çıktığında, eskiden ne kadar kesinse şimdi o kadar, ”Hadi be, dur başka bir şeyi toplayayım” triplerine giriyorum. Bende en iyi anlamı olan rakamı buluncaya kadar, ısrarla sayılarla, çaktırmadan didişiyorum.
 
Geçenlerde, amcamın kızı ”Bu seni hasta etmiyor mu?” dedi. ”40 yıldır, bu kadar delirebildiğime göre, bundan sonra artık bağışıklık kazandım sayılarla sevişmemde. Sayı oyunumla, hasta olmak şöyle dursun, hatta tam tersi acayip beyin egzersizi yapıyorum ve kaymaklı tarafından keyif alıyorum” dedim benim için endişelenen amca kızıma.
 
Yazdım ama, sakın denemeyin diyorum. Benimki çocukluğumdan kalma bir durum. Siz yeni başlayınca, neme lazım yük olur, ağır gelir. Sonra sorumlusu ben olurum.

İlginizi çekebilir

  • 24 Kasım 2009 -- Ve o tokat matematikten iyice soğumama sebep oldu (12)
    Bugün 24 Kasım öğretmenler günü, bende bu güne istinaden yaşadığım ama bana hayatımda hiç bir artı katmayan bir anımı yazmak istedim. Seksenli yıllar, Ümraniye Mehmet Ali Yılmaz ortaokulu birinci s...
  • 04 Şubat 2011 -- Lokum ve Sezercik İlişkisi (2)
    Diş teli taktıralı neredeyse iki ay oldu. Ağzımın içerisine yuva kurmuş bu fazlalıklara alıştım alışmasına da bazı şeyler var ki resmen isyana sürüklüyor beni. Açım yahu açım ötesi var mı :) Canımın i...
  • 09 Mart 2011 -- Ce Ng(iz)aydıN “kısa kısa” bölüm 8 (0)
    *Sen satır aralarımı fırsat bilip kaçarsan, ben de seni yazmam… *Gökyüzünde bir martı kanat çırpsa, aniden yağmur yağsa mesela, ben sigaramdan derin bir nefes çeksem, üflesem dumanını seninde baktı...
  • 24 Ağustos 2009 -- Erdek notları (0)
    Yaklaşık 1,5 ay kalıpta Erdek hakkında birşeyler yazmazsam olmazdı, öncelikle şunu belirteyim sanırım artık baygri.com hem teknik destek hem hosting anlamında sorun yaşamayacak onu aklımdayken yazayım...
  • 13 Ağustos 2011 -- Seyduna ve Şahrud (0)
    "Seyduna şahrud iki sevdalı ırmaktır elbruz eteklerinde. Şahin gelip dalına konar şahrudun, seydunanın suyundan içer. Umutlar tazelenir alamut kalesinde" diyor Tunay Bozyiğit. "Seyduna ve Şahrud" e...
  • 05 Haziran 2011 -- Doğuda çocuk olmak… (0)
    Nasıl da parlıyor gözleri çakmak çakmak? Taşlı ve çamurlu yollarda düşe kalka yürümek için çabalıyorlar. Sırtlarındaki ağırlığı hissetmeden bir an önce eve götürmenin çabasındalar... Oyun çağlarınd...