Sil tuşunu beynimizde de kullanabilsek,
Bilgisayar da olduğu gibi sil tuşu ile bir tıklayabilsek, bir tıkla temizlik hafızamız da, hayat ne kolay olurdu. İstemediklerimizi, beynimizi zorlayanları, olayları silerdik, unutmak, acı, üzüntü olmazdı.
Ve kopyala yapıştır tuşları ne rahatlık, tekrar tekrar yazmak yok, hafızaya almadan ezberlemeden zaman harcamadan bilgileri kopyala yapıştır iki tıkla. Sil, kopyala yapıştır ohh ne rahat, zaman kaybı yok unutmak istediğimiz ve çok aciller de tabi… Yoksa emeğin sevginin tadı kalmaz.
Keman sevgisi, keman çalmayı öğrenmek için araştırmanın öğrenmenin zevki, özümsenmiş bilgi, okumanın zevki hele okumak kitaptan okumak bambaşka tatdır. Kitap kokusunu çok severim misler den öte. Sayfaları çevirdikçe dağılan o koku sarar benliğimi, kokuyu hapsederim içime, okudukça daha bi başka yerlere giderim… Benim için kitap kokusu en güzeldir ve en güzel parfüme değişmem… Raflar da sıralı duruşu mükemmeldir, seyrederim tablo gibi işte… Kitaplarım mücevherden değerlidir. Pırlanta lüksü sevdası da neymiş derim, değerli olan taş değil kitaplardır kokusuyla bilgisiyle, en uzak yerler yakınlaşır ulaşımsız… Mesafe yoktur en mesafeli yazarla bile tabi yazdıkları ile…
Ve en değerli taş benim için seksek taşı olmuştur çocukluğumun güzel oyunlarından, ne güzel teknoloji öncesi bunları yaşayabilen çocuklardan olmuşum elle tutabildiğim oynayabildiğim canlılık… Bugün de bunlar aklıma geldiler.
Sevgiler, ha sevmek sevilmekten güzeldir beklemessin sevilmeyi hatta bekleyenleri bekletmessin dağılır insanlara doğaya alan alır kimi çöpe atar kimi yüreğine…







Aralık 9th, 2009 on 22:20
Bir abimiz şunu söylemişti : ” gençler hayalleri ile yaşlılar anıları ile yaşarmış ” . Bunlar için de beynimizdeki herşey lazım bize , onun için gerek yok ” sil tuşuna ” . Bırakalım bari beynimiz mekanizmadan uzak doğallığı ile kalsın …
Aralık 9th, 2009 on 21:32
Sil tuşunu beynimizde de kullanabilseydik, o zaman biz, biz olamazdık.