Kurak topraklar gibi derin derin çizgiler belirmişti yüzünde. Her bir çizgi yoksulluğu, hüznü, acıyı ve mutluluğu yani yaşanmışlıklarını anlatıyordu tek tek. Pamuk tarlasını andıran beyazlar düşmüştü rüzgârın savuramadığı bir tutam saçlarına. Toprağı işlemekten elleri nasırlaşmış, secde etmekten beli kamburlaşmıştı adeta. Gözler ufukları göremez, kulaklar ise rüzgârın uğultusunu bile duyamaz olmuştu. Ayaklar dersen aksıyordu, taşıyamıyordu artık o yorgun bedenini.

Sızılar, ağrılar gelip gidiyordu hep habersizce. Onlarla baş ediyordu da hüzünleri ve hasreti savamıyordu bir türlü. Paylaşmak istiyordu azaltmak için. Lakin çoğu zaman yine onlarla baş başa kalıyordu. Ama o yinede ağrılarla sızıları, hasret ve hüzünleri her bahar toprağa eker derman bulur, hasret ve hüzünleri savdığını ve umutlarının tazelendiğini düşünürdü.

Zaman birçok şeyi almış götürmüştü ondan geri vermemek üzere. Ama kocaman yüreğinden hiçbir şey götürememişti. Yüreği hala çocuksu, hala karşılıksız sevgiyle doluydu.

Yarı akıllarıyla yaşama tutunmaya çalışan saf ve temiz, garip iki yavrusunun her daim anası ve babası, yuvalarının direği, bekçisi, umutları ve yarınları kısaca her şeyleriydi yıllardır ve halen olmaya da devam ediyordu yaratanın lütfüyle.

Diğer taraftan yaşam o kadar güç, karmaşık, birazda garip ve çelişkilerle doluydu ki, maalesef şiddetli rüzgârlar hasreti savacak, hüzünleri azaltabilecekleri savurup dağıtmıştı çil yavrusu gibi etrafından çok uzak diyarlara.

Bu nedenle olsa gerek, bir tahta baston bile onun bu halini görüp derman olmuştu da o aksayan ayağına, bir tek yedi can derman olamamıştı bereketli toprak ananın hasret ve gönül yaralarına!

About Selami Aydın

Selami Aydın has written 144 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 13 Mart 2011 -- Pazar Delilikleri (5)
    Uyandığımda yüzümde kocaman huzurlu bir gülümseme... Nasıl da güzel şey; beni dürten başucumdaki saat, cep telefonumun alarmı ya da dünya tatlısı annemin sesi olmadan uyanmak. Gözlerimi açtığımda "oh ...
  • 20 Kasım 2009 -- 21 Gram (2)
    Dün gece, DVD lerin olduğu dolabı yerleştiriyordum. Hepsinin tek tek tozlarını alıp yerlerine koyarken ''21 Gram'' filmi elime geçtiğinde, bana bir anımı hatırlattı. O zamanlar, oğlum henüz lisede ...
  • 01 Aralık 2009 -- Hiç bir yan etki ölümden daha kötü olamaz (1)
    Prof.Dr. Mehmet Ceyhan Show TV'de domuz gribi ile ilgili konuştu; "Bir tarafta ölüm var, bir tarafta düşündürücü yan etkileri olmasına rağmen domuz gribi aşısı var. Salgını durdurmanın tek yolu aşı...
  • 28 Ekim 2010 -- İsyan (0)
    gözlerin hala devriye geziyor gecelerimde hecelerim çoktan yasaklanmış siyatik olmuş umutlarım falakalara yatmaktan sen istediğin kadar copla anarşist ruhumu yine de “Kahrol” diye bağırır a...
  • 02 Mart 2009 -- Ruhunu rüzgara bırak (1)
    Rüzgar çalıyor kapımı, Düşlerim ağlıyor yağmur gibi Camdaki buğuda adın beliriyor Bedensiz parmaklar adının her harfinin ardına saklanıyor Yaşam ateşi sönüyor Yokluğun nefesimi kesiyor Fırtına g...
  • 02 Şubat 2010 -- Çay aşkı (1)
    Çocukluğumdan beri "hadi bi çay demleyinde içelim" cümlesi bana hep mutluluk vermiştir. Nerede ve saatin kaç olduğu önemli değildir çay içmem için, ve yeter içmiyorum çok içtim dediğimi hatırlamam. ...