Aşkın yaşı yoktur cümlesini çok sık duymuşuzdur hepimiz. Aşkın yaşa bakmadığı bir kez daha kanıtlandı, 80 yaşındaki Gülsüm nine ile Kazım dede tarafından. Aşkın yaşa başa bakmadığı sözleri, onlarla ve aşklarıyla bir kez daha yerini buldu.
 
Haberi tebessümle okudum. ”80 yaşındaki Gülsüm Aslan, yaşlılık maaşı kuyruğunda tanıştığı aynı yaştaki Kazım Yıldız’a kaçtı” yazıyordu gazetelerde.
 
İki ay önce maaş kuyruğunda tanışmışlar. Maaş kuyrukları ne denli uzun düşünün ki, yaşlılar kuyrukta sıra kendilerine gelene kadar, aşık olup evlenme kararı bile alabiliyorlar demek ki.
 
Kazım dede, istemiş Gülsüm nineyi çocuklarından. Gülsüm ninenin çocukları onaylamamış evlilik kararlarını. Ne tuhaf, bir zamanlar büyükler çocuklarının kararlarının onay mercii iken zaman geliyor, çocuklar artık yaşlanmış ebeveynlerine karışabiliyorlar. Kendi dünyaya getirdiğin, kendi hayatına müdahale ediyor ”sen artık yaşlısın, beynin sulanmıştır senin” triplerinde söz hakkını ele geçiriyorlar işte. Onca yılların tecrübesini hiçe sayarcasına hemde.
 
Tıpkı gençler gibi, Gülsüm nine de ”Hastaneye gidiyorum” diye evden ayrılmış dooğru Kazım dedenin yanına. Eve dönmeyen Gülsüm nineyi torunu aramış, babaannesini bulamayınca sonuç alamayınca da, jandarmaya bildirmiş. Jandarma 3 günlük aramadan sonra Gülsüm nineyi Kazım dedenin evinde bulmuş. Gülsüm nine ”Kaçırılmadığını, kendi isteğiyle Kazım dedenin yanına gittiğini” söylemiş. Yaşlı aşıklar, yılbaşından önce nikah kıyacaklarını söylemişler Ne şeker :)
 
Evet, ”Ne şekerrr” diye geçirdim içimden :) Bunca iç karartan haberden sonra, ferahlatıcı ve sevgiye dair bir şeyleri okumak iyi geldi bana. Hatta kendileriyle sohbet etmek, nedenini niçinini sevgilerini, herşeyi konuşmak istedim onlarla. Aşk aşktır, sevgiye ilgiye ihtiyaç da her yaştadır, eminim.
 
Ben, Gülsüm nineye ve Kazım dedeye, mutluluklar diliyorum. Yaşlarını göz ardı edip hala sevebilen bir ruha sahip oldukları, ”Yaşlandınız siz artık, ölmeniz lazım” bakış açısına, aşkları için baş kaldırdıkları ve topraktan önce birbirlerini buldukları için…

İlginizi çekebilir

  • 24 Mart 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/ Kaçamak sözler (8)
    Sen bilmezsin, ahh ben hep böyle yapıyorum anlatmadım ki nereden bileceksin. Her hüzünlü şarkıda sen bana misafirsin.   Hani ele avuca gelemeyen hiç bir yere sığamayan ben, işte o ben var ya; sırf s...
  • 27 Haziran 2010 -- Tuttum bırakmam :) (1)
    Bu aralar Nazan Öncel'in tuttum bırakmam adlı şarkısıyla kafayı bozmuş durumdayım. Başa sarıp sarıp yeniden dinliyorum. Öyle bir enerji veriyor, öyle iyi hissettiriyor ki anlatamam. Klibi de çok eğlen...
  • 25 Ağustos 2010 -- Ölüyorsun henri seni yolcu etmeye geldik (8)
    Kısacık hayatındaki özgür duruşuyla beni çok etkileyen Ressam Henri de Toulouse-Lautrec'in hikayesi; Henri de Toulouse-Lautrec 1864 yılında Fransa'da Aristokrat bir ailenin çocuğu olarak doğmuş, ço...
  • 21 Ağustos 2010 -- İzledim: İnception/ Başlangıç (3)
    Uzun zamandır sinemaya gitmemiştim. Yaklaşık 7-8 ay oluyor hani. Dün açılışı Leonardo DiCaprio’nun son filmi Inception/Başlangıç filminde yaptım. Filmi Cinebonus Kanyon’da izledim. Çok serin olmayan b...
  • 23 Nisan 2010 -- Akşamın koyu sensizliğine birkaç cümle bırakıyorum (2)
    Yitirilmiş bir aşkın kaldırım üstü heyecanlarını da sana bıraktım şimdi..Ellerimde hiç açmayan çiçekler ve umudu sayan kuşlar var gökyüzünde. Zamansız göç etti bu aşk bir kuşun gagasında terk etti biz...
  • 05 Nisan 2010 -- Benimle hayat boyu sıkılmazsın (4)
    Çağımızın ilişkilerinde ki anahtar söz, maddeden sonra, yazı başlığındaki 4 kelime. Gençlere bakıyorum da, hatta göz atıyorum ikinci baharını yaşamaya çalışanlara, ilişkilerinde yada evlilik kararları...