Tohumunu kendi elleriyle ekmiş, can suyunu  kendisi vermişti. Çınar serpilmiş, kocaman bir ağaç olmuştu. Dalları  gelene geçene gölge,derman arayanlar nadide çiçeklerinden şifalar bulmuştu.  İşte bu yüzden  koca çınar herkesin dikkatini çektiği gibi ağaç kurtlarının da dikkatini çekmişti yıllardır.

Gel zaman git zaman, çınar ile onu eken arasına ayrılık girdi. Bunu fırsat bilen ağaç kurtları hemen harekete geçmediler amma yavaş yavaş ve sinsice yaklaşmaktan da geri durmadılar. Nihayetinde emellerine kavuşup özüne girebilmeyi  başarabildiler.  Ve kendilerini bir anda aç tavuğun buğday ambarında bulması gibi pervasızca saldırmaya ve tüketmeye başladılar. Hedef belliydi sonuna kadar gitmek ve tamamen kendilerini tatmin etmekti. Hâlbuki ne emekler vardı bu çınarın üzerinde, ne acılar çekilmişti onun için. Ama bunlar bu aç kurtların gözünde hiçbir şeydi.

Koca çınar bir sabah derin bir acıyla uyandı. İçini kemiren bu aç kurtlarına eğer direnç göstermese içten içe yenilip yutulacağını anladı. Şaşkındı! Çünkü ihanete hiç alışık değildi. Beklemiyordu! Sonuçta kurt da olsa kendisinden nasiplenilmesine razıydı. Ancak unuttuğu bir şey vardı. Onlar birer ağaç kurdu olarak yaratılmıştı. Fıtratlarında sadakat ve şükran duygusu yoktu. Belki de her ağaçta olduğu gibi oda bu kurtların kurbanı olacaktı. Bu yüzden  kurtulmak için çareler arıyordu!

Bir anda aklına ağaç kurtlarını çok seven yırtıcı uzun gagalı kuşlar geldi . Ama bunlardan yana da endişeleri de yok değildi doğrusu “ Bize ne! Biz başka yerlerde de birçok ağaç kurdu bulup karnımızı doyuruyoruz zaten” diyebilme ihtimalleri vardı. Bereket versin doğa ana tam bu sırada çınara elverdi. Uzun gagalı kuşların tercihine bırakmadan birden karları yağdırmaya, sert fırtınaları estirmeye başladı. Uzun gagalı kuşlar aç kalacaklarını anlayınca karınlarını doyurabilmek için hep birlikte çınarın etrafında, yanında olmayı  kabul ettiler.

Koca çınar böylece kendini tüketecek ağaç kurtlarından  kurtulmuş oldu.

 

İlginizi çekebilir

  • 10 Aralık 2009 -- Git de (1)
    Kırılmam. Elbet kolay olmaz sürgünümün yalnızlığı. Ama artık yormayayım seni.   Kaygılanma. Bir uzak sonsuzluk olur gittiğim kapı. Sakın korkma, düşünme beni. Sırtımı dönsem de, kendime çalarım yine...
  • 19 Ekim 2010 -- Çölde gezen kutup ayısının akrabası :) (0)
    Paratoner nedir? Bana göre paratoner belayı kendi üzerine çeken, en olmadı illa ki başına bir şey gelmesini şiddetle sağlayan kişiye arkadaşları tarafından dalga konusu olarak muhabbetin en koyu olduğ...
  • 28 Eylül 2009 -- Konfüçyüs'ün doğum günü (0)
    Öğretisinin ana temasını insancıl düzen oluşturan ve buna ulaşmanın yolunun diğer insanlara saygı ve atalara hürmet etmekten geçtiğini belirten Konfüçyüs'ün bu gün doğum günü... Google  görseliyle ...
  • 30 Ocak 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 30 ocak 2009 (1)
    Yağmurun çiselediği bir istanbul sabahına uyandım, hava oldukça soğuk, erken kalktım ve evden erken çıktım, zamanında iş yerimi açtım, kahvaltı çay derken güne adepteyim şimdi. Sırayla çalan şarkılar ...
  • 29 Ocak 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 29 ocak 2009 part 2 (0)
    Dostlarımdan gelen, umut verici telefon görüşmelerinin üsütüne de, eski müşterilerimden biri kızı ile geldi, kızının evine resim bakıyorlarmış, keyifli bir sohbet oldu, sanırım fikir edindiler, umuyor...
  • 05 Mayıs 2011 -- Mahur Bestenin Hikayesi (1)
    Aşağıda;  Attila İlhan'ın yazdığı ve Ahmet Kaya'nın bestelediği, çoğumuzun bildiği bir şiir ve o şiire dair bir anı var, okumanızı diliyorum. Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız, O mah...