Yaprak Dökümü dizisi önceleri beğeni ile izleniyordu. Şimdi de beğeni ile izleyen mutlaka vardır.
Ama son bölümlerde; “artık iyice saçmalamaya başladılar” türünde serzenişte bulunanların olması ve benimde bu kanıda olmam nedeniyle, dizi böyle devam ederse ve birde Aşkı Memnu ile birleşirse olası gelişmeler nasıl olabilirden yola çıkarak gırgır vari bir öngörüde bulunmak istedim.
Hikmet Bey Ferhunde’den büyük bir darbe yiyince bu sefer acaba anasını alsam mı? Diye içinden geçirir fakat anasına bakmadan kızını aldığı için aklına hemen “Anasına bak kızını al “ atasözü gelince vazgeçer.
Bu arada Nurdan hanımla Ali Rıza Bey hayatlarında çok darbe yemeleri nedeniyle birbirlerini teselli ederken bir yakınlaşma içinde olurlar. Ve işi biraz ileri götürürler. Bu durumu sezen Oğuz onları bir parkta çekirdek çıtlatırken ve öylesine masumane otururken yakalar ve çaktırmadan kameraya kaydeder, birazda fotomontaj yapar. Sonra Ali Rıza beyin karşısına çıkar. Leyla ile bilmem kaçıncı defa birleşmemize ki biz zaten birleştik ama olsun Leyla mutsuz yinede izin vermeseniz elimde sizinle ilgili sidilerim var der. Ali Rıza Bey beklemediği böyle bir teklif karşısında çok sinirlenir. Ben yine nerede yanlış yaptım! Yine her şey benden gizleniyor mu? Yeter artık yeter! Bıktım usandım! Der ama fazla yapacak bir şeyi olmadığından şantaja boyun eğip Oğuz’a elini öptürür. Oğuz ile Leyla böylece rahatça birleşirler. Bu arada Hikmet Kara iyice efkârlanır. Karadır bu bahtım kara sözüm kar etmiyor yâre adlı türküyü söyler.
Şevket ise yine perişan bir haldedir. Sedef’le de bir türlü mercimeği fırına veremezler. Onunda bu durum canına tak etmiştir. Sonunda o da Oğuz’a inat Yaman beyin eski karısı, önce Oğuz’un sevgilisi sonra karısı olan Ceyda boşta olunca onunla yakınlaşmaya başlar. Bunu duyan Yaman Bey çok şaşırır ve ne yapacağını bilemez. Hemen telefonla Ferhunde’yi arar. O da bak Sedef iyi bir kız sende onu tavla der. Yaman bey hem modacı hem de giyimçizer olan Sedef’i gözüne kestirir. Zaten İtalya’da da baş başa yemek yemiştik. O zaman ne güzel kız keşke birlikte olabilsek diye içinden geçirdiğini birden hatırlar.
Ferhunde ise yalnızdır. Çevresinde hale hazırda şöyle seviyeli birliktelik yaşayacağı zengin birisi yoktur. Heyecan ve ara sıra gerilim yaratan bir karakter olması nedeniyle hemen birisiyle birlikte olması gerekir. Bu durumda acaba kiminle birlikte olsun diye düşünülünce komşu diziden Ednan Bey akla gelir. Ednan bey mutlu gibi görünse de aslında mutsuzdur. Bihter gündüz canım cicim dese de gece olunca başım çok ağrıyor, bu gün evde topuklu ayakkabı ile dolaşmaktan ve yukarı aşağı inmekten çok yoruldum, üstelik canım da çok sıkkın deyip arkasını dönüp uyumakta. Hatta bazen uyur gibi yapıp aslında uyumamaktadır. Bu durum ise işleri biraz daha Ferhunde yönünden kolaylaştıracaktır.
Hilmi Bey den de yardım alan Ferhunde Ednan bey’le yakınlaşmaya çalışmaktadır. Fakat bu arada eşinden boşanan Hilmi bey çok tehlikelidir ama Ferhunde bunu bilir ve yinede her şeye rağmen ava giderken avlanmayayım diyerek çok dikkatlidir. Öte yandan bu ilişkinin kokularını alan Bihter Behlül’den mecburen umudunu kesince misilleme olarak onun kadar yakışıklı komşu çocuğu Oğuz’a kancayı takar. Oğuz’un da zaten canına minnettir. Behlül bunu öğrenir Oğuz’la ilerleyen bölümlerde düelloya girer.
Mimar-Mühendis Nihat’ın Ednan beyle araları açılır ve işinden istifa eder. Sonra da Nejla’nın patronu olduğu şirkete iş başvurusu yapar. Başvuru görüşmesinden sonra biz size haber vereceğiz türünden şeyler söylenir. Nihat bu tür şeyler söylenince başvurusunun kabul edilmeyeceğini düşünür. Fakat bir telefon alır ve işe kabul edildiğini öğrenir. Bu krizde iş buldum diye çok sevinir ve aynı zamanda şaşırır. Başbakanın sözü aklına gelir ve demek ki kriz teğet geçmiş der.
Yasak aşkın yaprak dökümünden şimdilik bu kadar devamı haftaya.






Ocak 29th, 2010 on 17:18
Aslı hanım
Yaşıtlarımız bilir de diğerleri bilirmi bilmiyorum.Özellikle lise yıllarında o zamanlar neredeyse bir gazete kadar satan haftalık”Gırgır” ve “Fırt” dergileri vardı. Çok güzeldiler.İple çekerdik haftasını çıksın da okuyalım diye.Çok iyi çizerleri de vardı. Bu dergilerde bu tür gırgır yazılar çokca olurdu.
Ocak 29th, 2010 on 16:07
Estağfurullah Selami Bey, olur mu öyle şey. Puzzle’ın parçalarıyız biz. Üstadlık da çıraklık da hepimizin.
Tarzınızın dışına çıktığınızda, ne kadar sempatik, içten ve zincirlerinden kurtulmuş hallerde üstelik de kabuğunu yırtmış bir netlikle durduğunuzu biliyor musunuz bilmiyorum ama inanın içinizde ki çocuksu neşe yakışıyor size. Dizginlemeyin bence…
Ocak 29th, 2010 on 11:05
Burcu hanım
Senaryo Bay Gri’nin kayıtlarına girdi nasıl olsa,endişe yok!
Teşekkürler…
Ocak 29th, 2010 on 10:48
Aslı hanım
Siz varken üstatlık bize düşmez ya ama yinede teşekkür ediyorum. Çok tarzıma uygun değildi aslında hani Siyaset yazarken birden spor yazmaya başlanır ya biraz öyle hissettim kendimi.Sonuçta biraz gırgır yapmış olduk.
Ocak 29th, 2010 on 10:37
Sağolun Mert bey, Selda hanım, Bige hanım
Ocak 28th, 2010 on 19:44
çok güzeldi ya okurken çok eğlendim Selami Bey dikkat edin senaryonuz çalınmasın
:) devamını merakla bekliyorum…
Ocak 28th, 2010 on 18:52
serinin devamını bekliyoruz
Ocak 28th, 2010 on 18:33
süper bir senaryo olmuş tebrikler selami bey .neredeyse sizin yazdıklarınız gibi olacak diziler zaten.çok eğlenceliydi.teşekkürler.
Ocak 28th, 2010 on 18:27
Alemmissiniz ustadim. Esprili yaninizi da cok sevdim..
Cok seker bir karisim olmus gercekten. Okurken cok eglendim. Devami da gelsin lutfen….
Ocak 28th, 2010 on 18:12
Ha ha ha ha
)
İyiydi gerçekten….