aşk acısıSözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.
 
Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan söz etmiyorum. En can alıcı, en göz kamaştırıcı olan ve en derinlerde, tüm hücre çeperlerinde hissedilenden söz ediyorum.
 
Hiç geçer mi, böylesine kavurmuş ve savurmuş olan duygunun acısı. Geçmez, ama zamanla hafifler elbette. Geçmesin de zaten. Her hatırlandığında burun direği sızlatsın, göz daldırsın uzaklara, içerde bir yerde bir ince sızı kalsın hiç değilse.
 
Aşk, acısıyla anlaşılır aslında. Aşkın hızı, şiddeti kaç kere kaçtı, ne kadardı. Acısı da sağlaması. Acısıyla ölçülür aşkın ödülü ile ızdırabının denk düşen terazisi. Hafiflesin de geçmesin aşkın acısı. Geçip gitti mi, ”aşk, gerçekten de aşk mıydı” sorusu gelmez mi insanın aklına.
 
Aşkın acısı çekiliyorsa, en paramparça eden halleriyle. Alıp götürdüğünden daha çoğunu bırakarak geçecektir ama kırıntısını bırakıp yine de tam gitdemeyecektir. Yaşanmalı Aşk kadar acısı da, en keskin en sızılı en darbeli şekliyle derinlerde bir yerlerde. Sahiciyse aşk, acısı da harbi yaşanır bence.
 
Aşk bir lütuf. Tanrılık sırrı. Her zaman inmez gökten zembille. Yaşarken de, biterken de saklayın içinizin en gizli çekmecesine. Aşkınız bırakın hafiflesin ama izin vermeyin tamamiyla sizden gitmesine.

About Aslı Özden

Aslı Özden has written 455 post in this blog.

Benzer yazılar

  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...
  • 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
    Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah...
  • 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
    İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...
  • 18 Ekim 2009 -- Bedenlere, ruh geldi (1)
    Elimde gazete, Hürriyet cumartesi ekinin üçüncü sayfasına takılıp kalıyorum. Fotoğraflardan kendimi alamıyorum.   Amerikan Glamour Dergisinin, eylül ve kasım sayısından iki fotoğraf da bana sımsıcak...