Yeniden tahliye olacaklarından, bir başka kampa bırakılacaklarından habersiz, bir otobüsün içinde sadece nefes seslerini duyarak, suskun ve korkulu yol alıyorlar. Gece ve delirmiş sıcak var hava da. Belirsizliğin kaygısını en ücralarında taşıyorlar.
Kadın yine dimdik. Bir film platosundaymışcasına rahat ve güçlü. Bir o kadar da içinde gizlice eğleniyor. Çünkü, çocukluğundan beri hep bir macera yaşamak istiyor içten içe. İşte o arzusu şimdi önünde. Arzusunu, yaşamak, solumak, ve en derinlerinde duyumsamak istiyor tarifsiz bir zevkle. Tek derdi, ailesi. ”Sonu iyi biten bir macera olmalı, kimsenin kılına zarar gelmeden yaşanmalı.” diyor kadın tüm benliğiyle.
Ne kadar zamandır yol aldıklarını bilmiyorlar. Zaman yok yada hiç olmamış sanki. Belki de zaten yoktu. Bir kaderle bağlandıkları, 6 gündür aç-susuz birbirlerine kenetlenmiş oldukları, otobüsteki diğerlerine gözü değiyor kadının teker teker. Hepsinin yüzlerini iyice beynine kazımak istiyor. Kadın, ”Aile olduk, din-dil-ırk yok işte” diye içinden geçiriyor.
Gecenin ağır koyuluğunda yol almaya devam ediyorlar. Henüz etrafta hiç ışık yok. Bir kaç dudağın usulca dualar için kıpırdadığını farkediyor kadın. Gülümsüyor. O anı iyice ciğerlerine çekip özümsüyor. Yavrularına güç olabilmek için, tebessümünü dudaklarından günlerdir bir an bile silmediğini düşünüyor. Ve ne olursa olsun o tebessümle onlara güç olduğunu biliyor. Yanında hatta kolunun altında, kendine sokulmuş iyice yapışır gibi oturmuş kızının başını okşarken, bir eliyle de oğlunun eline uzanıyor sevgiyle eli. Güç enjekte eder gibi. Eşiyle göz göze geliyor kadın koyu, derin, demli sessizlikte. Yeri değil elbette ama, göz kırpıyor sevgiyle ve hınzırca. Biliyor ki, ”kadın olmak” önemli. Ve kadın yelkenleri suya indirirse, herkes ıslanacak o çıldırmış maceranın içinde.
Olağan üstü bir operasyonla, kadını ve ailesini cımbızla çeker gibi alıyorlar diğerlerinin içinden. Kadın, biliyor ki maceranın son durağına geldiler. Ve sadece iki otobüs insandan kendileri,yani 4 kişilik ailesi kurtuluyorlar.
Diğerleriyle vedalaşıyorlar. Diğerleriyle birbirlerine sarılıyorlar. Hayret, o çok istedikleri kurtuluşa adım atacakken bile, diğerlerinden bir türlü kopmak istemiyorlar. Kadın, 6 gün en zor anlarda, en tarifsiz korkularda tek damla yaş akıtmamışken, ilk kez o diğerlerine veda sırasında, hüngür hüngür ağlıyor.
Ve o gecenin sabaha karşısında, kurtuluşumuzun özgürlüğümüzün sarhoşluğunda, çantamdan çıkardığım küçük not defterime, Aslı’ca şu cümleyi yazıyorum:
Ben, zorlukların değil, sevgilerin ağlatabildiği bir kadınım…
Mississippi yanıyor/Diğerleri (Gerçek hikaye)
5 Yorum yapılmış
Sayın yorumcu, yorumunuz değerlidir, lütfen düşüncelerinizi bizimle paylaşınız. Yorumunuzu yazmadan önce aşağıdaki uyarıları okuyunuz ve yorumunuzu yazarken lütfen küçük harf kullanınız.
Bay Gri.com'da yer alan okur yorumları yorumları yazanların görüşüdür, okur yorumlarından baygri.com sorumlu tutulamaz. Bay Gri.com'da yer alan tüm resimler ve marka logoları sahiplerine aittir. Bay Gri.com'da bulunan yazı, video, fotoğraf veya yorum ile ilgili şikayetiniz varsa ve yazacağınız yorum konu ile alakalı değilse lütfen iletişim formunu kullanarak bize ulaşın.1.Tamamı büyük harflerle yazılmış ve yazım kurallarını ihlal eden yorumlar onaylanmaz.
2.Küfür ve hakaret içeren yorumlar onaylanmaz.
3.Yorumunuzun onaylanması için geçerli bir e-posta adresi yazınız.
4.Yorumunuzda sonradan pişman olacağınız kişisel bilgilerinizi paylaşmayınız.
5.Yazdığınız yorumu onaylanmak zorunda olmadığımızı unutmayınız.
6.Yorum yazarken mümkün olduğu kadar pozitif olabilirsek, ortamı germemiş; bir hoşluk, bir sinerji, bir güzellik oluşumuna katkı sağlamış oluruz.
Yasal Uyarı: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca tüm haklarımız saklıdır. Sitemizde yayınlanan tüm içerikler, alıntı yapılan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir. Bu kurala uymayanlar hakkında hukuki yollara başvurulur.





Ocak 11th, 2010 on 00:51
Size de selam olsun, Sevgili İkiler.
Ocak 10th, 2010 on 22:22
Sözün bittiği yerde ancak yürekler selam durur.Selam size..
Ocak 9th, 2010 on 22:06
Donmuştum,parçalandım…(Gerçek his)
Ocak 9th, 2010 on 20:40
Beni ben yapan yıllar, olaylar ve hayat yolumda karşılaştığım tüm insanlar. Herşey, hepsi beni ben yaptılar.
Bu yazdıklarım düş değil, kurgu hiç değil. Bu yazdıklarım gerçek dünyada yaşadıklarımdır. Biliyor musunuz ben kurgu yapamıyorum. Ancak, yaşarsam yazabiliyorum.
Hayat ders ve sınav zaten. Ders dolu sözcükleri ben yazıyorsam, hayat kendisini bana okutmayı sevdiğindendir.
Sevgiler.
Ocak 9th, 2010 on 19:55
Sizi siz yapan da bu olmalı Aslı hanım.
Yazdıklarınız senaryomu.. yoksa içinizde
yaşanmışlardan kopanlarmı bilemiyorum ama bence
Her iki alem arasında sanki bir köprü gibisiniz..
Bu yazdıklarınızı nerede yaşadınız veya düşlediniz
se ders dolu sözcükler..