Bir Sultan-ı Yegah Sirto
Allegro Molto Appasionato gibidir her dem
ne demekse, soprano bir piyano gibi
ya da herhangi kırmızı bir gül
kıpkırmızı aşk
ve sene 1997 kasım
hani yeşil bakışlarına vuruldu ya azgın yüreğin
işte her terkedilmişliğin ardından
biraz Sultan-ı Yegah sirto
ve biraz hicaz bir hüsran…
Ne düşlüyor şimdi karanlığın ardından
girdaplarında kırmızı şarap
olsun be işte sen yüksek bir ülkede
ben alçak basınca yenik düşmüş iklimin ayvazı
kursağından haram sevda geçmemiş olsaydı keşke
ama hayır!
Sene 1998 sonra doksandokuz ve ikibin
geldi geçti aşklar kalmadı yadigar
ve her ayrılığın sonunda
mutlaka biraz gözyaşı var…
About Hakan Güzhan
Hakan Güzhan has written 13 post in this blog.
İlginizi çekebilir
- 17 Mart 2010 -- Bilmeden ESİRGEMEdik (2)
Ne zaman kendi emeklerimle çizdiğim düzenin dışına çıkacak olsam, huysuzlanıyorum. Sade, yalın, sakin düzenimle huzur buluyorum. Evimle okulum arası uçuşlar bana yetiyor, doyuyorum. Benimki medeni inz... - 28 Ekim 2010 -- İnceldiği yerden (2)
Gerçekten çekip gitmek istiyorum bazen kimsenin olmadığı bir yere. Kafamı dinlemek istiyorum insanları dinlemek yerine. Hatta kendimi bile dinlemeyeyim gittiğim yerde eğer mümkünse. Sadece sessizlik i... - 11 Ağustos 2010 -- Savaş mı çıktı? (8)
Ben kış çocuğu olduğum için olsa gerek, hiç aramın iyi olmadığı, bir türlü barışamadığım sıcak olan hava, bana göre ''Deli sıcak. Manyak nem. Çıldırmış ısı''dır. Normal zamanda çaydan mı alıyorum sıvı... - 10 Şubat 2010 -- Tabutta rövaşata ve gol (2)
Doksanlı yılların başı, liseyi yeni bitirdiğim pervasız ve inadına isyankar olduğum dönemler, peşimdeki belalardan uzaklaşmam lazım, arkadaşlarım Ahmet ve Cemal kardeşlerin işlettiği Rumeli Hisarındak... - 08 Eylül 2010 -- Seviyorum ulen seni (0)
Kendimi iyi hissetmek için harika bir işe, harcayamacağım kadar bol paraya, son model bir arabaya(olsa hayır demem o ayrı konu) ya da kaslı, geniş omuzlu bir erkeğe ihtiyaç duymadım hiç. Hep Allah ın ... - 24 Haziran 2011 -- Dökülmüş bir tutam saç (0)
Dökülmüş bir tutam saç kadar elem vericiydi, kurutulmuş kırmızı gül yapraklarının arasında özenle sakladıklarım. Bir J. C. Grange romanı büyüsü gibi, her elime aldığımda ürktüğüm siyahi bir yoldu özü....
Ocak 25th, 2010 on 18:33
tarihleri bile unutulmamış bir aşk herhalde hakan bey ellerinize sağlık.