Tanıdık sayesinde geldi oyuncakçıma. Üç güzel gözlü kız, bir baba.

Hoş beş…

Ardından kızlarla tanışmaya çalıştım. Benimle konuşmadılar. İkisi hafif gülümsedi. Fakat en büyükleri Sibel gülümsemiyordu. İçimden dokunmak geçti. Canlımı acaba diye …

Güzel çimen gözleri o kadar boş ve soluktu ki… Sanki aramızda yoktu.

Sibel’e yoğunlaştım. Sorduğum soruları babası yanıtlıyordu.

Israrla Sibel’e soruyordum. Ağzından iki kelime almayı başardım.

Okulunu sordum. İlköğretimi bitirmiş seksenli yaşlarda dedesine bakması için okutulmamış. Bir engelde; maddi durumları. Tabi kız çocuğu olması en büyük engel.

Bunları düşünmemesini eğer isterse onun için bu engelleri aşabileceğimizi söyledim.

Bir kardeleni daha görmenin heyecanı kapladı içimi.

“Çok isterim!” dedi.

Doldu gözleri.

Kurumuş çimen gözleri baharın ilk yağmuruyla sulandı yeşerdi pırıl pırıl.

“O zaman hemen eylül için hazırlanalım!” dedim.

Kendi sesimi tanıyamadım.

Gitme vakti geldi. Vedalaştık. Sıcaklığını hissettim çekingen sarılışında.

Kulağına “Umudunu kaybetme, senden vazgeçmeyeceğim.” diye fısıldadım.

Gözlerime baktı ıslanan çimen gözleriyle. Yarım gülümsedi, derin nefes aldı. Eritti içimi…

En az kendisi kadar güzel gözlü annesiyle tanıştım.  Dil döktüm kaç saat geçti bilmem.

Babası annesini gözüne bakıyor. “He!” dese tutacak kızının elinden. 

Gönlündeki yanmış otlar serinleyip yeşerecek.

Kavurucu sıcakta soluk almadan çalışan yanık yüzü, çatlak dudakları kıpır kıpır.

İçindeki yangını ancak güzel karısı söndürecek.

Güzel gözlü sönük bakışlı kadın, babasının emrinden Sibel’i kopartmanın vicdan azabıyla savaştı içinde. Sibel, hayatının son demlerini yaşadığı dedesi, bir gün göç ederse birlikte mezara gömerler mi diye geçti içimden.

Sibel’in hayalleri, hevesleri, amaçları olmayacak mıydı?

Çoğa varmaz köyün oğlan anaları gözüne kestirir eşiklerini aşındırırdı.

Taze parmakları koca evinde halı dokur, çocuk yapar, boğazı düğüm düğüm,  güzel gözleri yeşeremeden, içten bir kere bile gülemeden geçip gidecek miydi hayatı?

Bunları annesine örneklerken ürperdim.

Saydığım yakın olasılıklar ya gerçek olursa…

Annenin donuk yüzündeki ele veren bakışları gönülsüzlüğünü anlatıyordu.

Yılmadan bıktırana kadar aldığı eğitimin, ayağı yere basan birey olmanın getirdiği özgürlükleri anlattım anlayacakları dilde.

Neye yarar…

Kaç Sibel var?

Gözümüzün önünde, elimizin kolumuzun ulaşamadığı?

 Kaç çimen göz yeşermeden hayata kapıyor gözlerini.

Kaç Sibel var? Kendi hayatı hakkında ötekilerin karar verdiği!!

Ya benim feryadım. Kim duyacak çığlıklarımı? Kim ortak olacak bağrımdaki yangına?

Kim yanıt verecek beynimdeki vida gibi burgu burgu sorulara?

O zaman biz neyiz?

İş lafa gelince cev cev konuşup taze eller tutulacağı yerde kör olan.

Yolda yürürken kaç Sibel’i görmezden geliyoruz.

Kaç Sibel’den vaz geçiyoruz.

İlginizi çekebilir

  • 03 Mayıs 2009 -- Bilgin, projen ve vizyonun varsa gelecek internette (0)
    Kurduğu internet sitesini ayda 6 milyon kişi ziyaret eden Christopher Poole, Time dergisinin "dünyanın en etkili 100 ismi" listesinde birinci olmuş.  "4chan.org" adlı sitesi günde 13 milyon kez tıklan...
  • 06 Eylül 2009 -- Allah nazarlardan saklasın olaki kıskanan varsa çatlasın (1)
    1987 yılında doğan, 7 yaşında Fatih Terim'in beğenisi ile Galatasaray altyapısına transfer edilen, sahanın her yerinde görülebilen, oynadığı maçlarda futbolun seyir zevkini taraflı tarafsız herkese ya...
  • 24 Ekim 2010 -- Fragman.web.tr (1)
    İnternet teknolojisinin hayatın her alanını son sürat kapsadığını biliyoruz ve dahada yoğunlaşarak devam edecek bu kapsama. Herşey bir tuş kadar yakınımızda olmaya devam edecek. Bu bakış açısıyla haya...
  • 24 Ocak 2010 -- Su gibi… (1)
    Aşk su gibi, hayaller ve zaman su gibi aktı geçti ömrümüzce… Ne birini tutabildik kolundan kanadından, ne de bir diğeri baki kaldı hayatlarımızda… Hangi aşk kaldı evlerinizde, odalaranızda, yastık...
  • 31 Mart 2012 -- Pantominal Tragedya; Ma Pusuma (0)
    Boğaz manzaralı cezaevi, açık büfe yemekleri ve Nubar Terziyan’a çekmiş gardiyanlar. Balkonumun korkuluklarıydı demir parmaklar. Demirdendi parmaklar bu yüzden dokunduğu her şeyde (T)izini bırakıyordu...
  • 03 Ocak 2011 -- Yeni Yıl (0)
    Bir sonraki yeninin eskisi olarak geldi bu yeni yıl da. Her şey bu diyalektik akışla gidip geliyor aslında. Bugünün yenisi yarının eskisi; o yüzden İngilizler güzel söyler “ Yaşlanmaktan korkmayın, zi...