Şu yelek seni bırakmış sen daha onu bırakmadın
- Karışma bana iyi daha o
- Neresi iyi ya. Sanki hiç giyeceğin yokmuş gibi giyip durma şunu
- İş yaparken sıcacık iyi o
- Allahım sabır ver. Ya diğer yeleklerini mezara mı götürecen
- Karışma dedim. Yokluk gördün mü sen hiç.
- Anne şu yeleği çıkar ya sevmiyom. İş işlerken bile güzel giy deli etme beni.
- Ne var be seni çirkin mi gösteriyo. Ne zaman büyüdün de bana karışıyon.
- Ya yenilerini ne zaman eskiteceksin anacım. Valla öyle demek istemedim.
- Yarının yazı var kışı var. Allah güle güle giymek nasip etsin. İyi benim yeleğim.
***
- Gidiyom beeeeeeeeen.
- Sırtına bi yelek alsaydın. İki gün sonra şuram ağrıyo buram ağrıyo dersin.
- İyi benim üstüm
- İyi bile değil. Datdiri gibi şeyi geymişin. Gabık(Kabuk) gibi sırtın.
- İyi benim üstümmm. Üşümüyom ben
- Üşümezsin sen. Böğürlerinden(bel böbrek tarafları) yeli aldın mı, ikiye büker adamı.
- Tamam tamam bi daha giyerim.
- Şurdan beminkinlerden gey bitane üşüme giderken.
- Anne valla üşümüyom gııııı
- Derdi bulduktan kari(sonra) geysende faydası yok.
- Merak etme bulmaaaaam. Söz bi daha giyerimmm.
- Sinir etme beni büyük sözüne bak.
- Ya tamam ver hadi giyem. Ama bi şartım var.
- Ne şartı.
- Senin o yeleği ver onu giyecem.
- Biliyom ben senin derdini. Siyahi giy güzelce.
- Yaaa boz(bej) yeleği istiyoz sıcak tutuyomuş ya. Onu giycem banane.
- Gız gızım ne derdin var benim yeleğimle. Giy güzelce şunu.
- Olmaz boz yeleği giycem.
- Allahhhhhhh taket gelmez cevap yetmez sene git giy.
- Ehe.
- Bak geri getir yeleğimi. Mahallenin çöpüne atarsan saçını başını yolarım.
- Tamam merak etme. Ama sen gene de yeleğinle vedalaş.
- Biliyom ben senin etceni zaten. Hiç olmazsa eve kadar çıkarma sırtından.
Eski yeleğin akıbeti ne mi oldu. Ne atabildim ne yakabildim. Bir türlü elim varmıyor. Her akşam işten gelince, her sabah uyanınca yüzümü yıkamadan sırtıma geçiriyorum. Ekmek almaya giderken bakkal şaşkın şaşkın sökük yeleğime bakıyor. Oysa annemin eskiyenlerini attığım için ne kavgalar ettim babamın gülümseyen seyirci bakışlarında. Anlam veremedim alışkanlıklarına bağlılığına.
Biraz giyer atarım artık diye düşünüyorum. Fakat her hafta sonu yıkayıp tekrar giyiyorum.
Geçen akşam teyzemde çay içmeye sözleştik annemle. Sırtımda boz yelek. Garip garip baktı annem. Hınzırca gülümsedim, yeleğimin sökülen önlerini kavuşturdum.
Düşünüyorum bu eski yeleğin sihrini. Beni neden sarmalıyor. Neden işten gelince sabah kalkınca ihtiyaç duyuyorum.
Eski yelekti, anneme yakıştıramıyordum. Hatta düşman olmuş, yok etmek için komplo planları kuruyordum.
Anladım ki onda annemin sıcaklığı var. Ömrümce, o kadar çekişsek de anneme hep hayrandım. Her geçen yıl ellerim, ayaklarım, bakışlarım, anlımdaki derin çizgi, tavırlarım anneme benziyorum, yemekleri, el becerileri dışında.
Anladım ki her akşam işten gelince ve sabah her kalktığımda yelek değil annem sarmalıyor beni. O’nun kokusu sıcaklığı var yelekte.
Biliyorum ki ben anneme hep ihtiyaç duyacağım ve haksızlık ettiğim eski boz yeleğe…



Şubat 21st, 2010 on 17:06
sanırım bende biraz annenize benziyorum o kadar yelek varken annemin yeleği o kocaman yokluğunda bana eşlik etti hep.hayatın içinde yaşayıp giderken bu küçük ve özel ayrıntıları yakalamak önemli gerçekten.
paylaştığınız için teşekkürler yüreğinize sağlık
Şubat 25th, 2010 on 19:47
yorumunuz için teşek ederim ebru hanım. ne kadar farkında olmadığımız boz yelekler var. hayatın akıp giden yolunda bize eşlik ediyorlar
Şubat 20th, 2010 on 15:14
yorumunuz için teşekkür ederim selami bey. onlara bakınca bazen mutlulut bazen hüzün duyuyoruz. hani derler ya işte geldik gidiyoruz.
Şubat 19th, 2010 on 22:54
Benimde giydiğimde beni sıcacık saran, zaman zaman hüzünlendiren vazgeçemediğim babamın hırkası var…
Şubat 21st, 2010 on 14:35
bu yeleklerin hırkaların kokusu sarması olmasa tutunacak dalımız kalmayacak sanırım. teşekkürler selda hanım
Şubat 19th, 2010 on 15:16
Boz yelek yazınız bana annemi hatırlattı. Şuanda seksen yaşlarını aşmış köyde yaşayan annemde eski çok fazla kullanılmayan ne varsa hiç birini atmaz evin bir köşelerine sıkıştırır durur. İleride bir şekilde lazım olur diye. Ama bazen gerekli olan olsa da unutur bulamaz. Onlar aylarca öyle kalır. Yazları ziyaretine gittiğimizde evi eskici evine dönmüş buluruz ve ona çaktırmadan işe yaramayanları gizlice imha ederiz.
Sizin annenizi bilemiyorum ama annem gibi yaşları geçkin büyüklerimiz, hem tutumlu olmaları hem de ihtiyaçların kolay elde edilemediğini iyi bilmekteler sanırım. Tüketici toplumda yetişmediklerinden, onların eşyalarına çok kıymet vermeleri ve kolay kolay vazgeçememeleri belki bu yüzdendir.
Paylaşımınız için teşekkür ederiz Esma hanım.