Eşim, haftasonu gözümün içine baktı durdu. Hastayım ya, ”İyi misin” sorusunu defalarca sordu. Biliyorum, hem sağlığım için kaygı duydu, hem de haftasonu eve kapanmak fikriyle mutsuz oldu. Gündüz yatağa yapışmış hallerimden, hatırı için kazıdım kendimi. ”İyiyim, iyiyim” dedim, kirpi gribimin(!) vücuduma batan dikenlerini çaktırmadım kendisine. Gayretimle ve üstün rol yeteneğimle haftasonu kapatmadım bizi eve.
Hadi o iki gün haftasonuydu. Tatil moduydu. Ama haftasonu bitti ya, ben akşam üzeri ”Yemeğimizi yeriz, keyif kahvemizi içeriz vee ben dooğru oturma odasına TV karşısına beni bekleyen koltuğuma, battaniyeyi de çekerim kafama, yan gelip yatarım, devrilirim, dinlenirim” diye durayım içimde kendi kendime. Benim yelloz kocam, sinema biletleriyle gelmez mi eve? Gelir. Ben gribi atlatana kadar yaz gelecek inşallah.
”Hangi film?” dedim. ”İntikam peşinde” dedi. Mızıkçılık yapmama izin vermemek için de, ”Mel Gibson’ın başrolünü oynadığı film” diye ekledi. Yanlışlıkla da ”Sen seversin” demez mi? Dedi. Ve gittik sinemaya.
Filmde, Mel Gibson, Boston Polis Departmanı’nda tecrübeli bir cinayet masası dedektifi ve kızını yalnız büyüten bir babayı canlandırıyor. Filmin kısaca konusu ise, Boston sokaklarında çalışarak senelerini harcamış Dedektif Thomas Craven (Mel Gibson), evinin önünde kızının vahşice öldürülmesi ile yıkılıyor. Gencecik kızı Emma (Bojana Novakovic), evinde vurulunca herkes asıl hedefin baba Craven olduğunu düşünüyor. Ancak kısa zaman sonra Craven bu durumdan şüphelenmeye başlıyor ve kızının ölümünü araştırmaya karar veriyor.
İyi film. Ben beğendim. İzlemenizi tavsiye ederim…
Suskun: Ara ara eşimin kulağıma, ”Mel Gibson da çok yaşlanmış yaa” deyişi yok muydu, çok hoştu. Benim de, ”Olsun yakışıklı adam, maviş maviş, yaşlansa da ben seviyorum kendisini” cevabıma maruz kaldı. Ben de az domuz değilim valla
İntikam peşinde filmini izledim
Kafiyesiz Duygular (Sakıncalı Şiirler) Facebook Sayfası...



Son yorumlar