tabutta rovasata ve golDoksanlı yılların başı, liseyi yeni bitirdiğim pervasız ve inadına isyankar olduğum dönemler, peşimdeki belalardan uzaklaşmam lazım, arkadaşlarım Ahmet ve Cemal kardeşlerin işlettiği Rumeli Hisarındaki ünlü Antik Köfte’ye sığındım, serviste onlara yardım ediyor, sakin günler geçiriyordum.

İşte o dönemde; Rumelihisarı’nı mesken tutan; evi, işi, kimsesi olmayan ve arabalara delice sevdalı Mahsun’u tanıdım. Mahsun arabaları çalar dolaşır ve çoğu zaman da onları inanılmaz bir ciddiyet bir titizlikle okşarcasına yıkayıp temizleyerek yerine bırakırdı.

Çok soğuk havalarda çaldığı arabada uyurdu ve yakalanırdı ama herkes onu tanıdığından kimse şikayetçi olmazdı, karakolda biraz dayak yer sonra salınırdı. Çok güzel araba kulanır, çalamayacağı aracın olmadığı söylenirdi, hatta belediye otobüsü çaldığı rivayet edilirdi.

İş yerini kapatmaya yakın gelir, kapıda dururdu, pek konuşmazdı ama biz anlardık açıktığını yemek verirdik, herkes kollar, severdi onu. Yazın kayıkları kışın çaldığı araçları uyumak için kullanırdı. Mahsun’un beni en çok etkileyen olayı; Askere çağrıldığındaki sevinci, askere gidişi ve askerliğe elverişli değildir raporunu aldıktan sonra rumeli hisarına dönüşünde asker ünüformasını üstünden uzunca süre çıkarmamasıydı.

Seneler geçti Mahsun’un hikayesi; Ahmet Uğurlu’nun Mahsun’u canlandırdığı, Derviş Zaim’in senaryosunu yazdığı ve yönettiği Tabutta Rövaşata isminde yurtiçi ve yurtdışındaki festivallerde bir çok ödül alan bir sinema filmi oldu.

Fimi izlediğimde Mahsun rolünü Ahmet Uğurlu’dan başkası oynasaydı yazık olurdu dedim içimden, müthiş oynamış. Ayrıca Mahsun’un yüzü Ahmet Uğurlu’ya çok benziyordu.

Sonraları Mahsun’a ne olduğu hakkında sağlıklı bir haber alamadım. Mahsun, Tabutta Rövaşata tadında film gibi bir hayatın kahramanıydı…   Bitti.

“Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

Seninle konuşurken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor
Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında”

Dilaver Cebeci /Sitare

About Cengiz Aydın

Cengiz Aydın has written 1010 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 30 Eylül 2009 -- Bir bakan'ın uzattığı eli sıkmamak suçmudur? (0)
    Bir üniversite öğrencisi Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın uzattığı eli sıkmadığı için 'kamu görevlisine hakaret' suçundan 2 ay hapis cezasına çarptırılmış. 2007 seçimleri öncesi Erzurum'un Olur ilçesin...
  • 04 Şubat 2011 -- TRT’nin Sergen Yalçın Saçmalığı (5)
    NTV Spor'dan TRT'ye 1 milyon TL'ye transfer olan Sergen Yalçın konusu hakkında birşeyler yazmak istiyorum. TRT'nin reyting kaygısı olmasını ve bu kaygıdan dolayı saçma transferlere saçma paralar ya...
  • 04 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: İsyan Dükkanı (2)
    Gece yaralarına kabuk bağlarken uyuşuyorum, içtiğim sigaranın etkisiyle ve her bağlanmış kabuğun ardından tiksiniyorum etimden. Gri kokuyorum ben; çırağın ensesindeki tokat, puştlukları sırtında  sakl...
  • 11 Nisan 2009 -- Efendi Kaptan Ümit Özat (0)
    Bazı futbolcular vardır öncelikle Adamdırlar, Ümit Özat onlardan biri, Gençlerbirliğinde oynadığı dönemden beri takipteyim, tahrik edici hiç bir söylemine rastlamadım, hep efendiydi. Köln takımında...
  • 28 Temmuz 2010 -- Ben neden dedim sıra sizde (14)
    Telefonu kapattım, ellerim cesur görünse de yüreğim titrek bir sesle çığlığı bastı ''neden!'' ne aklım ne mantığım anlam veremedi olanlara. Neydi sebep bir avuç para mı? daha değerli ne vardı insanlık...
  • 27 Şubat 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 27 şubat 2009 (0)
    Saat 11.10 gibi iş yerimdeyim, hemen çayımı yaptım, hava yine soğuk trafik yine berbattı, dün resim ayırtanlar geldi 7 resmi aldılar, daha sonra 4 tanesini geri verip, kalan 3 taneyi alacaklarını çerç...