Türkiye Cumhuriyeti Kurulduğu günden beri, birçok siyasi çatışma ve ayak oyunlarının oynandığı bir ülke olma özelliğini korumuştur.
Tarih tekerrür eder, bilinen ve sakız gibi yıllarca ağzımızda evirip cevirdiğimiz bir cümle, neredeyse ismimizi ezberler gibi bize bu cümlede ezberletilmiştir.
Evet, tarih tekerrür ediyor…
Biz bunların hepsini tek tek yaşıyor ve görüyoruz…
Yıllar önce Osmanlı İmparatorluğunu yıkan zihniyet bugün yine ortalıklarda fır dönmekte ve aynı geçmişte oynadıkları oyunu oynamaktadırlar.
Osmanlıyı yıkma projesinde görev alan bir İngiliz Misyoneri derki; “insanlar iki türlü rüya görür, biri ayakta, diğeri ise uykuda, işte biz Osmanlıya ve ona bağlı uyruklara ayakta bir rüya gösterdik ve onlar bu rüyaya inandılar.” Bugün işte aynı rüyaya gönül vermiş bir avuç kendini bilmez ahmak ne yaptığını ve kimlerle işbirliği içinde olduğunu bilmeden boynunda tasmalarla yürümektedir.
Bu cümlelerimin arkasında sadece adı “Ergenekon” diye adlandırılan ve ne olduğu anlaşılmayan olaydan bahsetmiyorum. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Türkiye’de uygulanan siyasi yapılanmadan bahsetmeye çalışıyorum.
Bugün ülkemizde temelde üç sorun ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki; Din ve Din adamları konusudur. Diğer ikinci madde ise; Siyasal hayatımızı yönlendiren siyaset görüşleri ve onun uygulayıcısı olan politikacılar ve son olarak da yazım dünyası; Yazar, yayınevi, dagıtım ve görsel ve yazılı basındır.
Yukarda bahsettiğim bu üç sorun Türkiye Cumhuriyeti’nin temelde çözmesi gereken sorunların başında gelmektedir. Nitekim bunlar ve bunlara bağlı sorunlar ülkemizin önünde duvar olmuş durmaktadır.
Bugün Allah inancı kimliği ve kişiliği şüpheli insanların elinde ekonomik çıkar ve menfaat çetelerinin oluştuğu bir yapıya bürünmüştür. 2008 yılının sonlarından günümüze kadar uzanan cami yangınlarının arkasında yatan gerçekler aydınlatılmalıdır. Bu en acı ve olayın vahametine bakıldığında en basit olay olarak karşımızda duran gerçek kamuoyunun gözleri önünde cereyan etmektedir. Bu konuda da söylenecek çok söz vardır.
İkinci mevzuda yani siyasal hayat ve politikacılar hakkında ise uzun uzun anlatmaya gerek yok her şey ortada ve herkesin algılayacağı boyuttadır.
Son olarak da yazım dünyasıdır. İşin en acısı da zaten burada yaşanmaktadır. Bu ülkenin geleceği kalemlerin üzerinde yükselecektir. Oysa bugün Türkiye’de Yayınevleri kimlerin yönetimine geçmiş ve dağıtım ağlarını kimler yönetmektedir ve hangi yazar kılıfı içinde sunulanların yazar kimlikleri sorgulanmalıdır.
Ben bu konuda bu konuyu çözmek ve tartışmaya açmak için bir adım atıyorum. Kurmuş olduğum blok http://haberinkblesi.blogspot.com üzerinden tüm yayınlanmış ve yayınlanmamış kitaplarımı okuyucunun hizmetine sunmuş durumdayım. Ve tüm yazar arkadaşlarımı bu yönde davet ediyorum. Yani tüm yazar arkadaşlarımın birer blok kurarak kitaplarını ücretsiz yayınlamaları ve önümüze konulan engelleri birlikte aşmak için acilen “YAZARLAR KONSEYİNİN TOPLANILMASINI” arzu ediyorum.






Son yorumlar