“Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda yapılan değişiklikle 18 yaş altı çocukların sağlık giderlerinin anne ve babasının koruması altında olup olmadığına bakılmaksızın, anne ve babasının ister sigortası olsun, ister olmasın, ister pirim borcu bulunsun ister bulunmasın önemli olmadığının, çocuk 18 yaşın altındaysa devletin bütün tedavi masraflarını karşıladığını, muayene ve tedavilerde sadece nüfuz cüzdanı yeterli olduğunu, ancak bazı çocuklar provizyon sistemine kayıtlı olmadığından, hastanelerde sıkıntıya sebep olduğunu, provizyon olmadığı için sistemde görünmediğini, ancak bu sıkıntının sadece nüfus cüzdanı ile SGK şubelerine gelindiği taktirde sorunun hemen çözüldüğüne ve çocuğun provizyon sistemine dahil edildiğine istinaden edindiğim bilgiye” dayanarak dün Göztepe SGK’ya gittim.

Durumu anlattım, görevli bana elindeki formu göstererek “bu formu doldurup bize veriyorsunuz, bizde bağlı olduğunuz kaymakamlığa gönderiyoruz, kaymakamlık sizin sosyal güvenceniz olmadığını teyit ediyor ve siz ayda 30 lira SGK’ya ödeyerek tüm ailenizin genel sağlık sigortasından yararlanmasını sağlıyorsunuz” dedi…

Ben yazının başında yazdıklarımla görevlinin bana söylediğinin çeliştiğini düşünüp tekrar sordum “sadece çocuk için ve ücretsiz bir uygulama varmış, ondan yararlanmak istiyorum” dedim, aldığım cevap ise “yok öyle bişey” oldu.

Köhneleşmiş ve vurdum duymaz bir sistemin burnundan kıl aldırmayan görevlilerine soru sormanın ve cevap almanın büyük bir zafer sayıldığı SGK’da peşpeşe iki soru sormanın başarı sayıldığını dün öğrendim.

Ve dün ilk defa gittiğim İstanbul Göztepe’deki SGK’da sistemin nasıl yavaş işlediğine şahit oldum, çöken bilgisayar sisteminin işini gücünü bırakıp oraya gelenleri nasıl çileden çıkardığına şahit oldum, çoğu kamu kuruluşundaki soğuk ve kasvetli havayı buradaki çalışanların suratında görmek mümkündü. Görevlilerin insanları çiçekle karşılamasını beklemiyorum ama şuna inanıyorum; “insanla birebir ilişki gerektiren hizmet sektöründe çalışanların kesinlikle insan ilişkileri konusunda eğitilmeleri” gerekiyor.

Gelelim asıl konuya, adı üstünde;  işsiz, işi olmayan, işi olmama, çalışamama, para kazanamama durumunda olan ve sosyal güvencesi bulunmayan kişiler, bu kişilerin işi olsa, çalışabilseler, iş bulabilseler işsiz sıfatı almazlar, devletin sunduğu ayda 30 liraya genel sağlık sigortası kapsamına girmezler, çünkü ssk veya bağkur primleri ödenir. Gel görki Sosyal Güvenlik Kurumu’na göre işsizler elzem ihtiyaçlarını çalışamadıkları halde karşılayabilir ve her ay 30 lira verip genel sağlık sigortasından yararlanabilirler, demek ki SGK’ya göre her işsiz her ay cebinde 30 lira ile uyanıyor…

İşletmecilik yaptığım dönemde devlete karşı olan vergilerimi; halk’a bir şekilde döneceğini bildiğimden gönül rahatlığı içinde ödemenin huzuru ile okuduğunuz yazıyı sgk.gov.tr’yede aynen gönderdim.

İlginizi çekebilir

  • 11 Haziran 2011 -- Bir Günah Çıkarma (2)
    Sebepsiz sevişlerin; sebepsiz anlamsızlıkları karıştı gözlerimizde. Baktığın an kaçtı gözlerim derinlere, baktığım an kaçtı gözlerin belirsizliklere. Oysaki tek yaptığımız birbirimizi sevmekti. Zamanı...
  • 24 Şubat 2009 -- Kılıç kalkan heykelinin kılıç ve kalkanları çalındı… (0)
    Bursa'da Kamberler Parkı'nda bulunan kentin simgelerinden kılıç kalkan heykelinin kılıç ve kalkanları çalınmış, Güvenlik ve kameralarla korunan parktaki hırsızlık olayı ve heykelin son hali kılıç kalk...
  • 26 Ocak 2010 -- Bu çok pis bir esir olma hali (5)
    Sabahtan beri gergin ve asabiyim. Tam 18 saat oldu sigara içmeyeli, sanki beynim düşünme gücünü yitirdi, tat alamıyorum hiç bir şeyden derken, yine olmadı, yine olayı bitiremedim, az önce içtim bir...
  • 17 Şubat 2012 -- İki Yabancı (0)
    Hava soğuktu. Birbirimize sarılarak dışarıyı seyrediyor, bir yandan elimizdeki sıcak içecekleri içiyorduk. İkimizde aslında o an bile biliyorduk, yollarımızın çok farklı olduğunu ama henüz cümleye dök...
  • 19 Mart 2012 -- Gece ve adam (4)
    Gece uykuyu hapsedince, yatağın bir kenarına sıkışmış bedenin cesedi olmuştu adam. Kırık yüreğinin yarası çift kişilik hücresinde hançer yemiş gibi hala kanıyordu. Konuşup veya dokunup merhem olmak ya...
  • 26 Kasım 2009 -- Alışkanlık (0)
    Alev alev yanmanın başlangıcıyla, yeni bir hayatın yeni bir sevginin adımlarını atar gibiydik, korkular vardı başlarda, sevmenin anlamı unutulmuş dakikalara bölünmüş, sevgisizlik ise saniyelerle yarış...