Ne zaman kendi emeklerimle çizdiğim düzenin dışına çıkacak olsam, huysuzlanıyorum. Sade, yalın, sakin düzenimle huzur buluyorum. Evimle okulum arası uçuşlar bana yetiyor, doyuyorum. Benimki medeni inziva sanki, insan canlısı olsam da, artık sosyal hayatta hiç bir şey avutmuyor beni.
Yine bir davetiye teklifi arifesinde, mızıkçılık yapıyorum. ”Bir gece var, Galatasaray’ın organizasyonu beraber gidelim” diyor aile dostumuz olan arkadaşım. ”Önce kokteyl, sonra konser, sonunda da parti var” diye ekliyor. Eşim bana bakıyor, ümitsiz de olsa ”Gider miyiz?” diyor. ”Çık, gitmeyelim” diyorum. Aile dostumuz olan arkadaşlarımızdan erkek olan, ”Tamam sana böyle sosyallikler saçma geliyor ama hadi nazlanma, hem bak bu bir yardım organizasyonu” diyor. Tam olarak içeriğini anlatmıyor. Sadece Galatasaray Engelli Basketbol Takımına yardım gecesi olarak vurgu yapıyor. Oyun bozan olmak istemiyorum, hadi yine fedakarlık benden olsun diyorum ve kimseyi aklım sıra kırmıyorum.
Asıla asıla gittiğimi anlatmama gerek yok. Adımlarım, iki ileri bir geri, gönül yapacağım kendimce. Ve vakti geliyor katılıyoruz geceye. Şöhretler kah göz yada omuz hizamda, kah dibimde. Kokteyl tam bir seramoni, görsellik ise çılgın saflarda. ”Off ne arıyorum burada Allah’ım yaa, ait değil ruhum buraya” diye konuşuyorum bana şah damarımdan daha yakın olanla.
Konser Başlıyor. Sorduğum soru cevap buluyor. İlk sahne alanlar, Down Sendromlu çocuklar. Benim adandığım evlatlar. Ve sema yapıyorlar. Tutamıyoruım kendimi. ”Rimellerim akar mı ki, akarsa aksın”. Ben sağnak sağnak yağıyorum. Sahnedeki evlatlar için buraya getirilmişim meğer, anlıyorum.
Öğreniyorum ki, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumlarındaki engelli çocukların şartlarını iyileştirmeyi hedefleyen Galatasaray Spor Kulübü Derneği (Mika-Der) ile ESİRGEMEden isimli bu muhteşem geceye imza atıyor. İzleme olanağım için şükürler ediyorum. Gerçekten de öyle bir muhteşem organizasyon ki, Dilara Endican’a projesi için, Galatasaray Kulübüne duyarlılığı için, tüm emeği geçenlere, destek verenlere minnet duyuyorum. Ajda Pekkan, Emel Sayın, Levent Yüksel, Mor ve ötesi, Nilüfer, Olgun Şimşek, Sezen Aksu, Sibel Can, Yavuz Bingöl ve Yüksek Sadakat’i yanlarında ki partnerleriyle gece boyunca ayakta çılgınca alkışlıyorum.
Babam, geçmiş yıllar önce bir spor kulübünde yöneticilik yaptığından beri, futboldan iyi anlıyorum. Takip de ediyorum. Ancak, takım tutmuyorum çünkü ben taraf olamıyorum. Diğer kuluplerin affına sığınarak yazıyorum, Galatasaray camiası bir başka, her birinin o kıvamda olmasını diliyorum.
Ben bugünler de şükürlerime şükür beğenemiyorum. Çünkü, oflaya puflaya, asıla asıla gittiğim ”ESİRGEMEden” isimli geceye, içeriğini bilmeden yardımlarımızı ESİRGEMEdiğimizi anlıyorum.






Mart 20th, 2010 on 23:47
Sevgili Selda, beni hissetmiş olman benim için çok hoş bir duygu.
Gerçekten de muhteşem bir geceydi.
Mart 18th, 2010 on 09:45
garip gelecek belki ama akşam haberlerinde izlediğimde Aslı da burda olabilir demiştim kendi içimde , demekki yanılmamışım hislerimde …izlediğim kadarıyla gerçekten muhteşemdi..