” Bilmek ” eşsiz bir meziyettir.
Ne zaman duracağını, ne zaman gideceğini bilmek…
Ne zaman ağaç gibi, ne zaman daldaki kuş gibi davranacağını bilmek…
Rüzgâr zorlasa bile ayakta kalabilmeyi…
Zamanı gelince rüzgârı beklemeden çekip gidebilmeyi bilmek…

Yukarıdaki bölüm Haşmet Babaoğlu’nun “İnsanlar, ağaçlar ve kendini bilmek!” başlıklı yazısının en sevdiğim bölümüdür, yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

About Cengiz Aydın

Cengiz Aydın has written 1010 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 17 Mayıs 2011 -- Şehvetli Nefret-Otopsi-Sustum (0)
    Şehvetli Nefret Şikayetinin dudak ucundaki,şehvetli nefretine hayran olduğum sevdiğim... Bilmelisin ki; Nefesinin salisesine,canımı veririm... Otopsi Bir ben vardı bir zamanlar,bensiz... B...
  • 11 Ekim 2010 -- Yeşil bir suskunluk dolaşıyor gözlerimde (7)
    Gökdelenlerin arasına sıkışmış ve içindeki kavgaya alışmış insanoğlunun bulanık zaferiydi teknoloji, ilk zamanları uydu anteni ekseninde genişlerken dünyamız, sersemleşen aklımızı fark edemedik. Mutsu...
  • 19 Haziran 2010 -- Bu ülkede çocuk olmak (3)
    Çocuklar, belki de dünyanın en büyük neşe kaynakları... Sonsuz neşeye sahip olan ve sadece an’da yaşamanın ne olduğunu bilen çocuklar... Peki çocukluğunu yaşamayadan büyümek zorunda kalan  kaç tane ço...
  • 09 Temmuz 2009 -- Geçikmiş bir Özgü Namal yazısı (0)
    Güzel bir film olduğunu vizyona girdiğinde izleyen arkadaşlarım söylemişti, ben ne kadar niyetlensemde izleyememiştim, dün gece televizyonda izledim, Abdullah Oğuz’un yönettiği, Özgü Namal’ın muhteşem...
  • 31 Ocak 2011 -- Kalbime gurur girdi, yatağımı dehlize serin (0)
    Televizyonda izlenen dizilerin gündemi oluşturduğu bizden başka bir ülke daha varmı bilmiyorum. Ne kadar kendime kızsamda malesef bende diziler hakkında bazen burada yazıyorum. Son dönemlerde ülked...
  • 15 Mayıs 2010 -- Kuşların hareket zamanı (5)
    Amerikadan dönünce, jet lag oldum. Yani yerel saatle beynimin hipotalamus bezi tarafından düzenlenen vücudumun biyolojik saatinin uyumsuzluğu ortalığa döküldü. Gecem, gündüzüme karıştı. Ben de inat et...