” Bilmek ” eşsiz bir meziyettir.
Ne zaman duracağını, ne zaman gideceğini bilmek…
Ne zaman ağaç gibi, ne zaman daldaki kuş gibi davranacağını bilmek…
Rüzgâr zorlasa bile ayakta kalabilmeyi…
Zamanı gelince rüzgârı beklemeden çekip gidebilmeyi bilmek…

Yukarıdaki bölüm Haşmet Babaoğlu’nun “İnsanlar, ağaçlar ve kendini bilmek!” başlıklı yazısının en sevdiğim bölümüdür, yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

İlginizi çekebilir

  • 05 Mayıs 2011 -- Mahur Bestenin Hikayesi (1)
    Aşağıda;  Attila İlhan'ın yazdığı ve Ahmet Kaya'nın bestelediği, çoğumuzun bildiği bir şiir ve o şiire dair bir anı var, okumanızı diliyorum. Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız, O mah...
  • 08 Şubat 2011 -- Bunun adı hayvanlık (3)
    Madeni paraların dışarda toplanması, suların pet bardaklarda satılması, stadlarda atılan bir cisimden dolayı yaralanmaların önüne geçmek için alınmış basit önlemlerdir. Ama bu önlem dünyanın ilk 10 st...
  • 28 Nisan 2012 -- Çöküş (2)
    Arabesk yaşıyoruz, herkesin opera opera opera(son) diye çatladığı bir dün(ya da). Çığlık çığlığa suskunluk taslayanların denetirliğinde, -ne kadar kendinde olabilirsin ki- Bir şeyler için tırsıyoru...
  • 18 Mayıs 2010 -- Yaşamam ki (0)
    Sen giderken rüzgara karışacak saçların Dudaklarım çatlayacak yutkunacağım Boğazımda düğümlenecek Yaşanmamışlığı bu aşkın omuzlarımı çökertecek yokluğun Gözlerime bir hüzün çökecek Bin yıl hük...
  • 03 Eylül 2009 -- Yörük Ali Efe’nin diyarı (0)
    Ege'nin küçük ama şirin, incir ağaçlarının gölgesinde denize manzaralı kendi halinde bir şehri vardır.. Yazları o kadar sıcak olur ki "hani asfalta yumurta kırsanız pişer ya" o misal bunalırsınız, ama...
  • 23 Mayıs 2010 -- Onur’un onuru (5)
    Madem, Bursaspor Türk Futbol tarihine adilane imza atıp, tarih yazdı. Madem editörüm de ''Devrim niteliğinde bir konu baymaz bayatlamaz Aslı hanım'' diyor. Eee bana da okurları bayıltmak düşüyor. O...