Şu Facebook dedikleri. Ne mi? Tabi bencesi. Aslında, yıllar önceden var olmuş bir site. Ancak, çılgınlığı bir kaç yıldır ulaştı bize. Kısaca sosyal ağ. Uzuncası, epey yol alır anlatması.

Ben sevemedim şu facebook’u, ı-ıh bana hiç uymadı…

Belli bir yaşa gelmişim, bütün asalakları, salakları hayatımdan usulca asilce çıkarmışım, şimdi gelip beni ilkokul arkadaşım bulacak, ya başıma çorap örecek ya ayağıma dolanacak. Selam vereceğim, başıma dert olacak. İstemem. Uzak dursunlar benden.Ayrıca sitede ilginç guruplar var, ”Amuda kalkıp uyuyanlar, çay içmeden duramayanlar, Yok bilmem neye uyuz olanlar” Aman kalsın, kendi ilginçliğim bana yetiyor. Yok istemem.

Bir de bir arkadaşı Top Friend seçiyoruz, yada biri bizi seçiyor. Seçen kişi sayısı arttıkça, popüleritemiz yükseliyor vs. Zaten ortalıkta bir yığın, kollar arkada göğüs önde boş kafa adam dolanıyor. Seksapelliği prestij sanan kafa yormaktan yorulan bir yığın hatun kişi var. Kendilerini popüler zannediyorlar. Popüler olsalar ne yazar. Boş kafayla gezince neye yarar? Gerçeklerine tahammülüm yok, sanalını ben almayayım. Boş işlerle uğraşmayayım.

En hiç anlamadığım ise, fotoğraf albümümüzü bir kuaförün sehpasında bırakıp herkesin görmesine izin vermek gibi bir durum var. Kas yapmış adamların fotoğrafları, bikinili kızlar, arkadaşlarıyla azanlar, eşiyle sahte ama mutlu görüntülerle karşımıza çıkanlar, çocuklarıyla pozlar verip kıvananlar, raftingte, kayakta, yatakta aktivitelerde bulunanlar bir ”tık”la önümüze düşüyorlar. Ehh açık popişe herkes tükürür. Millet de o resimlere bakıp gönlünce kafa buluyor. Valla ben özelim, resimlerim de benim özelim. Bu şık da bana uymuyor.

Daha bir çok gereksizlik; Kim kiminle ilişkide bilmeler, dürtükler, gülücük yada hediye göndermeler, kendi hayatını düzene sokmaya kafa yoracağına elalemin hayatının izini sürmeler, ve  bu böyle uzayıp gider…Velhasıl bence, her biri hayattan çalınmış duygusuz işlemler…

Aaa ancak, her ne kadar facebook kullanmıyorsam da, çağın gerisinde kalmamak torunlarıma hitap edebilecek çağdaş bir büyükanne olabilmek için, biliyorum ki bunca gereksizliği de bilmem gerek.

İlginizi çekebilir

  • 04 Ekim 2009 -- Ayakkabı yanlış tarafa fırlatıldı (0)
    Türkiye’ye de ikinci kez yapılan IMF-Dünya Bankaları Toplantısına katılıp bir konuşma yapan IMF başkanı Dominique Strauss-Kahn, konuşma yaptığı sırada ayakkabı fırlatılarak protesto edildi. Bu olay...
  • 08 Mayıs 2011 -- Buz (0)
    Buz soğuğuyum dünden bugüne Hesabı ödenmiş bir masadaki Rakı bardağının içindeki buzlar gibi Soğuk ve sarhoş olmaya yüz tutmuş İki lafın belini kırmakla meşgulum Her yudumda Dert dinlemekten yor...
  • 21 Kasım 2009 -- Beni utandıran cinle başım dertte (13)
    Ne zaman iyi niyetle, başkası için kendimden öte bir şey geçse içimden. Alaaddin'in cini koşuyor sanki peşimden.   Bir başkası için, yürekten dilediğim ne varsa, her ne olursa olsun ama, kendimde bu...
  • 09 Ağustos 2009 -- Avni Kurtkaya öğrencilerini öksüz bıraktı! (0)
    Oğlumun eğitim gördüğü Saffet Cebi İlköğretim Okulunun (Küçük Çamlıca-Üsküdar) müdürüydü Avni KURTKAYA. 08 Ağustos 2009 tarihinde genç sayılabilecek yaşta hayata veda etti. Büyük şehirlerde yaşayan...
  • 27 Ekim 2009 -- Çamlıca tepesinde değişen birşey yok (1)
    "Kapıya çıkıp tam karşımıza baktığımızda Çamlıca tepesinin üzerinde sallanan salkım saçak bir sürü anten görüyoruz. (Bu antenler niye böyle buraya gelişi güzel dikilmiş?) diye vatandaşlar soruyor. Sor...
  • 29 Aralık 2009 -- Hastanede hayatı okumaya çalıştık (6)
    Doktor, ''Merak etmeyin, büyütülecek bir şey yok, 35 dakikalık işimiz var, üzülmeyin'' diyor. Tabi kime söylediğini bilmiyor.   Ben ki, pireyi deve yaparım. Jüpiter'in kızıyım. En büyük gezegenin me...