Sen bilmezsin, ahh ben hep böyle yapıyorum anlatmadım ki nereden bileceksin. Her hüzünlü şarkıda sen bana misafirsin.
 
Hani ele avuca gelemeyen hiç bir yere sığamayan ben, işte o ben var ya; sırf senin için sığıyorum hatta sığınıyorum kendime. Tuhaf değil mi, ben ki iflah olmazdım. Ben ki, pervasızım en çok da  korkusuzum. Ama korkuyorum işte. Hayret, yüreğimin alevinin vehametinde demek ki ehil olmuşum.
 
Ne çok susmalar çalışmıştım, hatırla. Beceremeyip başaramayıp kağıdı kalemi az fırlatmamıştım. Bak sustum. Artık, kaçamak sözler ediyorum. Karışmasın aklın. Bir de ben ayak bağı olmayayım diyorum.
 
”Sen bana bakma, içim başka söylüyor aslında, dışım başka” sözün var ya, ah bir bilsen, ben o sözünü yüreğime yastık yorgan yaptım. O cümlene baş koyuyor, o harflerinle ısınıyorum. Anlayacağın, çocuklar gibi avunuyorum.
 
Unutmadan, hani tüm renkleri hediye etmiştin de, en sevdiğim rengi kendine saklamıştın ya, bu arada sakın arama. Mavi bende.

Benzer yazılar

  • 29 Temmuz 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/ mavi (12)
    Hani bilirsin, onca kalabalığımın arasında, koşuşturmacalarımın kıyısında bazen dörtlüleri yakar, sağa çeker anahtar kontakta seni düşünürüm. Bu kez, neler oluyorsa bana, taşıt değiştirmiş gibiyim. As...
  • 18 Temmuz 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/Bilemezsin ama bilmelisin (7)
    Bilemezsin; Hangi tenhalarda gezdi bu can, tek başına. Nereden bileceksin; Ne karanlıklarda yürüdüm. El yordamı hemde, korkusuzca aynı zamanda. Ne soğuklarda titredim ben. Sen bilemezsin; ne üşüm...
  • 15 Nisan 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/unut gitsin‏ (6)
    "Unutuyorum'' demişsin. Yok bir mahsuru benim için, unut gitsin. Avcuna bunca yüreğimi dökmüşken, beni bilememişsin. Zaten hatırında değildim ki, ''Unutuyorum'' deyişin beni silkelesin. Ben, senin ...
  • 31 Mart 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/ Nasıl özledim bilemezsin (0)
    Hatırlıyor musun, ne çok didişirdik seninle, sessiz sevişmelere gebe kuytularda. Ne tuhaf, sağnak öfkelerini bile özledim birden, sicim sızılarla. Hani hatırla. Huysuz çocuklar gibi kendine geçirme...
  • 30 Mart 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/ Melek (2)
    Bilir misin bilmem; belki de tahmin edersin. Çok duymuşumdur bana ''Melek'' sıfatı yüklendiğini. Mesela okulumda, ''Melek'' kulağımın en aşina olan sözlerinden biri. Ama sen bana melek dedin ya han...
  • 29 Mart 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/ El üstünde (4)
    Yıllar akıp gidiyor, ben peşinde tuhaf gölge. Sen hep el üstümde ve belki bundan sonra da hep böyle. Ellerime bakıyorum şimdi. Avuç içime. Avcumdaki çizgilere. ''El üstünde taşıdığın kadar, baş üst...