Her sabah onu, bu kapının önünde bekliyordu, belki bugün geçecek diyerek hayaller kuruyor, kurduğu hayaller bir süre sonra kendisini çaresizce geri adımlarla gelsin geriye evin içine girmeye zorluyordu.

Bu onun bir gece derin bir uykuya daldığında gördüğü rüyaydı  ama buna o kadar inanmıştı ki, bir gün kapısının eşiğinde görmeyi hayal ettiği o isimsiz güzeli duvarına yansıtarak canlandırmaya çalışıyordu.

Komşuları tarafından ruhsal bunalım geçirdiği fikri iyice yayılmıştı. Çocukların kapısının önünde oynamasına kızmadığı ve kimseye saldırmayarak kendi halinde tavırları serhat’ın çevresinden de dışlanmasına engel olmuştu.

Komşuları günlük yaptıkları yemeklerden getirerek karnını doyurmasını sağlıyorlardı. Bir süreden beri ise, su görmeyen bedeni iyiden iyiye kokmaya başlamış, bu kokudan rahatsız olan komşuları bir araya gelerek, erkeklerinde yardımıyla onu bir güzel yıkayarak, temiz elbiselerde edinmesini sağlamışlardı. Etrafında sevilen ve kendi halinde tavırlarıyla da tehlikesiz olduğu anlaşılan Serhat’ın tüm derdi, o isimsiz güzeli beklemekti.

Bu güzel onun rüyasında, Serhat’ın uzun kumral saçlarını okşayarak ve gözlerin yeşilliğini Serhat’ın ela gözlerine mıhlayarak , “beni bekle” demesiyle başlamıştı. Sabah rüyanın ağır etkisiyle uyandıktan sonra bir daha kendini toparlayamayan Serhat iki seneye yakındır bu kapı eşiğinde o isimsiz kadını bekler olmuştu.

İşte yine böyle bir günün sonunda yine çaresizce içeriye dönen ayakları, birden bire karşısında duran kadının o miski amber kokan tenini burun deliklerinden hissederek olduğu yerde kalmıştı. Çok eskiden tanıdığı bu koku onu adeta oraya çivilemişti. Kımıldamadan ve kadının yüzüne hiç bakmadan boynunu aşağı da tutarak öylece kalmıştı. Oysaki yıllarca beklediği kadını bu eşikte kaç defa bırakıp geri gelmişti. Şimdi ise cesaret edip yüzüne bile bakamıyordu.

Bu, çaresiz erkeğin, çekingen ve düşkün halini gören kadın, el çantasından siyah bir mendil çıkarıp, Serhat’ın gözpınarlarını silmeye başlamıştı. Avuçlarının arasına aldığı kafayı göğsünün üstüne yatırdıktan sonra kadın, Serhat’ın saçlarını okşayarak o derin yeşil gözleriyle ona bakarak, sadece tebessüm etti…

Gri Not: Araştımacı-yazar Ogün Deli’nin Facebook’ta açmış olduğu “Haberin Kıblesi” grubuna ve “Haberin Kıblesi” fan sayfasına katılıp yada  http://haberinkblesi.blogspot.com üzerinden yazarın yayınlanmış ve yayınlanmak üzere olan tüm kitapları hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

İlginizi çekebilir

  • 09 Şubat 2011 -- Facebook ve YouTube Destekli İsyan (1)
    Polis dayağı sonucunda hayatını kaybeden Halid Said adına, Vail Gonim tarafından kurulan ve 470 binden daha fazla kişinin takip ettiği; “Hepimiz Halid Said’iz” isimli Facebook sayfasının örgütlenmesi,...
  • 15 Mart 2009 -- Görmeden sevdim ben seni (3)
    Senin resmini çizdim hayalime sevgilim Dünüm, bugünüm, yarınım, düşlerim her şeyim.. Görmeden sevdim ben seni… Sesini duymadan tenini hissetmeden sevdim… Gözlerinin rengini saçlarının ahengini b...
  • 12 Haziran 2011 -- İki kişilik oyundu bu (4)
    İki kişilik oyundu bu, benimle oynadın. Benim bez bebeklerim, elma şekerim ve fırfırlı elbisem vardı yıllar boyunca yanımdan ayıramadığım, senin uçurtmanın renginde ağlamaklı gözlerin, uyku mahmurluğu...
  • 02 Temmuz 2010 -- İşte Şampiyon (8)
    3 Ağustos’ta Bosna-Hersek’te yapılacak olan Yıldızlar Avrupa Güreş Şampiyonası için hazırlıklar hızla sürüyor. Mahallemizden de bu kafilede yer alacak Kadıköy Demirspor’dan Taha Yasin de 85 Kg’da t...
  • 02 Ekim 2010 -- Günün sorusu (4)
    Ah bu cehalet diyerek başlamak istiyorum yazıma. İnsanlarımız öylesine cahil ki bizim bile hayal gücümüzü zorluyorlar mantık dışı sorularıyla. Öyle sorular soruyorlar ki bunu gerçekten içten bir şekil...
  • 25 Kasım 2010 -- Belki’de (7)
    Bedenimi kaplar sinsi bir hastalık Beteriyim en felaket anın Bahstsızlığım bundan Bundan çaresizim Belkide çok konuşuyorum Belkide hiç yere susuyorum Bana neden acı yakışıyor Bunu hep sana baka...