Yitirilmiş bir aşkın kaldırım üstü heyecanlarını da sana bıraktım şimdi..Ellerimde hiç açmayan çiçekler ve umudu sayan kuşlar var gökyüzünde. Zamansız göç etti bu aşk bir kuşun gagasında terk etti bizi.
Arkasından bakakalan iki çift göz bile kar etmedi dönmesine, o gözlere değil yüreğe muhtaçtı çünkü. Sen ellerini salladın yine sesin yükseldi içten içe ben suskunluğuma döndüm beni hasta ettiğini bile bile.
Yaşamak mı zordu düşünmek mi yoksa kabullenmek mi? Neye cevap verecektim neden yoracaktım ki kendimi, her şey olması gerektiği gibiydi işte. Ard arda cümleler kurmak anlamsızdı bir kere, anlamak istemiyordun sen.
Bir akşamın koyu sensizliğine birkaç cümle bırakıyorum, geldiğinde okumadan uyuma…ben olmasam da sen yıkılma. Hayat bizlere sunulmuş bir hediye ise hediyenin içinde hediye aramak biraz bencillik olur..Gördüğün güzellikleri unutma ama hayata devam etmemek için de bahane yaratma, kim bilir belki hayat sana bir sürpriz yapar da bir hediye daha verir…ne demiştim ben imkansıza inanmıyorum artık mı?
Yapacak bir şey yok, içime işlemiş ki söylemek yetmiyor imkansız diye bir şey yok..Yok bu dünya üstünde sevmeye engel bir durum olmayacakta. Her gün güneş doğacak ben yine sensizliğime yelken açarken masmavi bir denize karşı koyamayacağım gülümsemek için.
About Ebru Durul
Ebru Durul has written 134 post in this blog.
İlginizi çekebilir
- 17 Mayıs 2010 -- Kutlama ve Ertuğrul Sağlam (8)
Az önce girdik eve. Sesim kısık. Yeşil-Beyaz, Bursaspor-Şampiyon diye tanımadığım insanlara bağırmaktan. Çok eğlendim. Hem Bursaspor şampiyon olmuştu hem de her yerde yeşil-beyaz hareket vardı. Caddel... - 20 Mayıs 2010 -- Kula kulluk (4)
Etrafımı izliyorum, gizli. Bazen tutamıyorum çenemi, savuruyorum küfürü. Öyle sövüp saymaktan öte, okkalı ağdalı gelmişine geçmişine sıralıyorum hemde. Delleniyorum işte, kula kulluk edene.
Bir Yar... - 03 Mayıs 2010 -- Kanalizasyon (10)
Boston. Hava sıcaklığı 32 derece. Herkes soyunuverdi birden. Kızlar, askılı mini elbise ve parmak arası terliklere, erkekler şortlara geçtiler hemen. Etraf cıvıl cıvıl. Kimsenin umru değil, kimseler. ... - 11 Eylül 2009 -- Atının gözyaşları yoldaşı oldu (2)
Hayatında ilk basışı çürük tahtaya, O’na ağır bedeller ödetti. Çocukken arkadaşlarıyla viran bir evde keşif yaparken çürük tahtaya bastı. “Beynine giden damar zedelenmiş, krizleri ondan” demiş doktor.... - 23 Ocak 2010 -- En yağmurlu şiirlerimi sana yazdım (6)
okuduğum
ikinci el kitabın,
boş bir sayfasına;
"en yağmurlu şiirlerimi
sana yazdım,
ben gitsemde
onlar yağar üstüne,
gözlerini kapattığında
korkaklığın,
açtığında yeminlerin
tükürür yüzüne... - 30 Kasım 2009 -- Durma Git (2)
Dakikalarıma tutturduğun gülüşlerini hain bir rüzgar savurup çalıyor benden, uzaklaşmaları benliğimden bir şeyler alıp götürüyor.
Ceplerimde senden kalan son resimler, hepsine bir bir karanlık çökü...
Nisan 24th, 2010 on 21:04
o muhteşem hediyenin kıymetini biliyorum ve farkındayım yaşam denen bu süreçte güzel durakların olacağının.o yüzden de gören için hayat her gün yeniden başlar dünde kalmak o hediyeyi insanın kendi elleriyle paramparça etmesidir.
herşeye rağmen gülümseyerek mutlulukla devam etmeli hayata.
çok teşekkür ederim Aslı hanım.
Nisan 24th, 2010 on 09:45
Hayat çok muhteşem bir hediye Ebru’cuğum.
Bizlere sunulmuş bir hediye. Kimsenin o hediye paketini parçalayıp, yırtmasına, içini açıp dağıtmasına ve yerlerde tekmelemesine izin vermemek gerek. İçinden ayıklanacakları atarken çöpe, arkasından da kendimizi kahretmemek gerek.
Ne güzel yazmışsın; ”Her gün güneş doğacak ben yine sensizliğime yelken açarken masmavi bir denize karşı koyamayacağım gülümsemek için.”
Herşeye rağmen, gülümsemek. İşte asıl mesele bu…
Güzel bir yazı, yüreğinize sağlık.