Gece yarısı kanalları zaplarken kanal 24 televizyonunda “Cengiz Han’ın izinde” isimli bir belgeselin tekrarı ile karşılaştım. Oldum olası bozkırlarda yaşanan göçebe hayatlar, doğanın gizemi ve sarsıcı güzelliğini konu alan belgeseller ilgimi çektiği için, Cengiz Han’ın izinde belgeselini izlemeye başladım.

Belgeselde İhtiyar babaanne Buvush, şair amca Anatol, yeğeni usta binici Batur ve Batur’un kızı genç Léra’dan oluşan dört kişilik Kalmık ailesi ataları Cengiz Han’ın ayak izlerini takip ettikleri bir yolculuğa çıkıyorlar…

Bu göçebe aile için tarihi İpek Yolu boyunca yaptıkları gezi bir hac yolculuğu gibi anlamlı. Kalmukistan’dan Kazakistan’a, Moğolistan’dan Sibirya’ya kadar uzanan yolculukta, dört kişi inanılmaz doğa manzaralarına tanık oluyorlar. Basit ve mutlu bu insanlar, hayatlarının en muhteşem yolculuğu boyunca geleneklerine bağlı ve doğayla uyumlu şekilde yaşayan insanlarla tanışıyorlar…

Belgeselin 1. bölümünde beni en etkileyen görüntü Kazakistan’da geçiyor, aklımda kaldığı kadarıyla heybetli bir ağaca sarılıp, öpüp; “sen sürekli biz insanoğluyla sohbettesin ama bizler seni duymayıp, yanından umarsızca geçiyoruz, varlığın bize ayakta kalma ve yaşama gücü veriyor” diyen yaşlı bir kazak’ın bu sözlerini insanoğlunun doğaya saygısı olarak algıladım ve bu görüntü beni oldukça etkiledi. Birde gece yaktıkları ateşin ışığı ve ısısı eşliğinde oynadıkları satranç sahnesi varki büyülendim.

Belgeselde bu dört gezgin başlarından geçenleri eşsiz doğa güzelliği eşliğinde gözler önüne sererken, atalarının yaptığı yolculuğun zorluklarına da tanıklık ediyorlar.

Belgeselinin ikinci ve son bölümü 26 Nisan 2010 pazartesi günü saat 20.00′de Kanal 24 Televizyonu belgesel kuşağı’nda, kaçırmayın derim…

İlginizi çekebilir

  • 07 Ocak 2009 -- Enflasyondaki düşüş ve dış faktörler (0)
    Yeni yılın ilk günlerinde açıklanan enflasyon rakamları enflasyonun düşme eğilimine girdiğini göstermektedir. Merkez Bankası “önümüzdeki dönemde enflasyonun kademeli olarak düşüşünü sürdürmesi beklenm...
  • 04 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: İsyan Dükkanı (2)
    Gece yaralarına kabuk bağlarken uyuşuyorum, içtiğim sigaranın etkisiyle ve her bağlanmış kabuğun ardından tiksiniyorum etimden. Gri kokuyorum ben; çırağın ensesindeki tokat, puştlukları sırtında  sakl...
  • 29 Aralık 2011 -- Nefes (0)
    ağzı büzgülü rüzgar torbasında geçmiş yıllar şaşkınlıkla yola çıktığımız günlerin tozunu mahsun gözlerle uğurladık gönülsüz bir yavaşlık değildi de neydi bu yerin yüzü bilir sakladığımız her şeyi ...
  • 23 Mayıs 2010 -- Emine Özge Yıldırım/ Madalyon (0)
    17 Yaşında bir roman yazmak, bu romanın yayınlanmaya değer bulunması ve Türkiye çapında yayınlanması başlı başına bir olaydır. Emine Özge Yıldırım bunu başaran ve "Madalyon" isimli kitabı yayınlanmış ...
  • 30 Eylül 2009 -- Şeytanın en güçlü silahına yine yenildi (3)
    Geçen cuma akşamı, TV kanallarını zaplıyorum. Hiç dişime göre bir program bulamadım. Tam popstar alaturka'yı da zaplayacakken o da ne? Bülent Ersoy'un "Ben Gülben Ergen'i muhatap almam" sözleriyle ...
  • 14 Ekim 2009 -- Dünya yine yuvarlak ve yine dönüyor (8)
    Çamlıca'da gün boyu kasvetli ve oldukça rüzgarlı olan hava, önce çise şeklinde başlayan akabinde seri şekilde yağan yağmura dönüştü. Her zaman yaptığım eylemi yapıp, çayımı alıp pencerenin önüne geçti...