Facebook’ta edebiyat kulübü facebook fan sayfasına üyeyim, sayfada olan biten herşey profilime geliyor. Alttaki yazıyı orada okudum, sonra google’ da kime aittir nedir diye araştırdım ama kesin şudur diyebileceğim bir kaynak bulamadım.

Yazıyı okuyupta “bana ait” kardeşim yada “kaynağı şu” diyen biri olursa kaynağını belirtirim ama şimdilik  “alıntı” demek durumundayım.

Yazı kısa ama muhteşem;

“Babası İspanya’nın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapishanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her hafta sonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapishaneye giderdi.

Yine bir ziyarete giderken babası için çizdiği resmi yanında götürdü, ancak hapishane kurallarına göre özgürlüğü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi yasaktı.

Bu nedenle kağıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta yırtmışlardı…

Çok üzülmüştü küçük kız. Babasına söyledi bunu, o da “Üzülme kızım, yine çizersin; bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?” dedi.

Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü. Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti.

Babası keyifle resme baktı ve sordu: “Hmmm! Ne güzel bir ağaç bu! Üzerindeki benekler ne? zeytin mi?”

Küçük kız babasına eğilerek, sessizce şöyle dedi :

“Hşşşşt! O benekler ağacın içinde saklanan kuşların gözleri…”

About Cengiz Aydın

Cengiz Aydın has written 1010 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 01 Şubat 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/Tavrının izini sürenim (7)
    ....''Kaldı ki, kimsenin benim tavrımı çekeceğini düşünmüyorum'' diyorsun ya; Oysa sen kimsesiz değilsin. Yada ben kimse değilim.   Sen bilmezsin, tavrının miliminin ben izini sürerim. Öyleyse ben, ...
  • 15 Mart 2010 -- Ayrılık Hatıraları (2)
    Onsekiz yaşındayım daha. Otuzaltı bahar yaşadım hayatım boyunca. Ve bu baharların arasında, İlklerim de oldu,sonlarım da İlk ve son buluşmalarım oldu mesela. İlkler farklıydı ama, Son buluşmal...
  • 31 Aralık 2010 -- Hoş geldin ikibinonbir… (2)
    Değerli baygri.com ziyaretçileri bayramlar gibi yeni yıllar'da benim için birşey ifade etmiyor. Toplu halde yaratılmış bir sinerji, bir iyi niyet çoşması, bir hoşluk patlaması, bir umut etme şampiyonl...
  • 01 Eylül 2010 -- Neden geldim İstanbul’a :) (0)
    İnsanın başını döndüren hiçbir yerde görmediğim bir trafik, sağınızdan, solunuzdan, önünüzden ve arkanızdan zıpçıktı gibi çıkan sokak çocukları ve dilenciler, milim milim ilerlediğiniz caddeler, yol k...
  • 11 Aralık 2010 -- En az bir koala kadar miskinim bugün (0)
    Bugün günlerden Cumartesi. Sabah sersemliğini üzerimden atmak için kendime bir fincan kahve yaptım, geçtim cam kenarındaki koltuğuma perdeyi de biraz araladım cadde üzerinde telaş içerisinde yürüyen i...
  • 27 Eylül 2009 -- Oyun odasında kimse oyuncak değil (0)
    Bir süredir, bir siteye üyeyim. Öylesine oradayım. Hani bazı yemek mekanlarında çocuklar için ayrılmış oyun odaları vardır ya, işte orası da öyle benim için. Ancak bilincindeyim, oyun odasında kims...