Her elimi cebime soktuğumda “bu cepleri diktirmek lazım deyip” sonra unuttuğum, cebi delik olmasına rağmen en sevdiğim en uğurlu kotumu, siyah swit, siyah deri mont, siyah şapka ve siyah spor ayakkabılarımıda giyip, çarşamba günü saat 13.40 gibi çıktım evden. Evden çıktığımı gören yeğenim Yiğit; “Cengiz amca nereye gidiyorsun?” diye sordu, “uzaklara” diye cevap verip sigaramı yaktım mahallenin parkına doğru yürümeye başladım.
Acelesi olamayan adımlarla parka ulaştım, oturmak için huzurlu bir köşe ararken, parkın yanındaki çay salonundan “Cengiiiiz” diye inanılmaz arzulu bir sesleniş duydum, oldum olası arzulu seslenişlere dayanamadığımdan, sesin geldiği çay salonuna doğru baktım ki; en son “alo simit” ve buna benzer bir çok akıllara zarar proje ürettiğimiz Ramazan beni çağırıyor.
Gittim, çay içtik, sohbet sohbeti açtı bu arada çay salonunu işleten Mustafa ile daha önce tanışmıştık, “Mustafa bir sene öncesine kadar kendine ait otobüsleri olan, ciddi organizasyonlar yapan hatırı sayılır bir turizmciydi, iflas etti.” neyse çaylar içilip tatlı sohbet sürerken, salona bir genç girdi, Mustafa’dan çay istedi ve çay salonunda eski yeni bir çok kitabın bulunduğu bölüme geçti. Bu delikanlı ile çayını yudumlarken göz göze geldik, gülümseyerek sorduğu ilk soru ve soruların devamı aşağıdaki gibi gelişti;
- siz Engin’in abisimisiniz?
- evet
- hani şu eskiden resim satan şiir yazan
- resim satmak doğruda şiir eh işte amatörce
- Engin’e benziyorsunuz
- Engin’le üç benzerliğimiz var Anne Baba ve tuttuğumuz takım aynı, başka türlü bir benzerlik söz konusu değil ama kendisi kardeşimdir
- şimdi ne iş yapıyorsunuz?
- düşünüyorum
- ne iş yaptığınızımı?
- yok yaptığım iş düşünmek
- nasıl ya düşünmek işmidir, düşündüğünüz için para alıyormusunuz?
- para almıyorum ama şu an yaptığım iş düşünmek
- çok ilginç
- …
- sakalınız gerçekten beyazmı yoksa dikkat çekmek içinmi boyadınız?
- yok boya değil her teli hak edilmiş beyaz
Ramazan’ın “çayları tazele Mustafa” seslenişi ile sohbetin yönü yine değişti. Kendiside benim gibi bahiszede olan Mustafa’yla zamanında yurt dışı bahis sitelerinde yaptığımız çılgın bahislerden konu açıldı; “oğlum yuh bize; köpek yarışına bile 2000 lira basıyor, 5 bin-10 bin kazanmak kesmiyordu bizi” sonunda hepsini kaybediyorduk ve kasa herzamanki gibi kazanıyordu, sonucu bildiğimiz halde bu tuzağa düşüyorduk diyerek geçte olsa bıraktığımız/kurtulduğumuz bahis olaylarını konuştuk.
Yine Ramazan’ın “Cengiz geçenlerde senin; kendini, Cemil’i, Beni ve Mustafa’yı düşünerek bulduğun İEİAUYP’nin açılımı neydi?” sorusuna
benim “İflas Etmiş İş Adamları Umut Yeşertme Platformu” diyerek verdiğim cevapla, arkadaş ortamında geçirdiğim, deşarj olduğum bolca güldüğümüz bir gün yerini akşama bırakma sürecindeyken tekrar eve geldim.






Nisan 15th, 2010 on 23:39
enteresan bir isim bulmuşsunuz ama çok gerçekçi Cengiz bey.
Nisan 15th, 2010 on 15:14
platformda liste uzar gider kanımca