Tutmamıştı daha hiç kimsenin elini. Bu kadar yakın da olmamıştı. Onu gördüğünde canı gönülden vurulmuş, bir ok saplanmıştı kalbine. Her karşılaştığında yüreği çarpıyor, gözleri parıldıyordu. Bir kış mevsimiydi tanışmaları. Soğuklar iliklere işliyor, rüzgârlar ise çok sert esiyordu. Ama o üşümüyor, soğuğu hissetmiyor, yağmurlarda ıslandığını fark etmiyordu. Öyle derin bir sıcaklık kaplamıştı ki içini sanki kışta yazı yaşıyordu. Her telefonu, her kapı çalışında onu sanıyor, gece karanlığında bile hayali geliyordu gözlerinin önüne.
Böylesine yoğun duygular yaşadığı birisiyle her şey yolunda gidiyor gibi gözükse de kimi zaman hep bir şeylerin eksik kaldığını da hissediyordu içinde. Ama buna rağmen umutlarını hep taze tutuyor yine de yok edemiyordu.
Ancak son zamanlarda ne telefonu ne de kapısı çalınıyordu. Unutulmuştu sanki. Bu nedenle o içinde eksikliğini hissettiği duygunun belirtisini istemese de yavaş yavaş görür gibiydi. Gelmiyor, aramıyor, sevdasına karşılık bulamıyordu bir türlü.
Buna rağmen hala bu sevda uğruna yapılmayan acaba eksik bir şeyler mi var? Diye düşünür, sonunda eksikliği hep kendinde bulmaya çalışırdı. Daha ne yaşayacağını bilemeden bile her şeye razı gelip, her zorluğa göğüs gerebileceğine inanmak istiyor ve inanıyordu.
Oysaki unuttuğu bir şey vardı. Kavuştuğunda karşı tarafın isteklerinin hiçbir zaman ardı arkası kesilmeyecekti. Üzümün çöpü, keserin sapı misali her şeye bir bahane bir kulp bulunacaktı. Bahaneler hiç eksik olmayacak, üstelik attığı her adımda eksikler yüzüne vurulacaktı. Dahası ağzıyla kuş tutsa bile yine yaranamayacaktı. Çünkü onun ki karşılıksız tek taraflı bir sevdaydı.
Nihayetinde ne kadar yüreği acıyor olsa da, ne kadar unutamam dese de çaresizlik içinde tek taraflı sevdaların kalbe gömülmesi gerektiğini anladı. Ne yazık ki sevdaların bir elmanın diğer yarısı gibi ancak karşılığını bulduğunda yaşayabileceğini bu ilk vurgunu yedikten sonra öğrenecekti.






Nisan 5th, 2010 on 14:57
Bende teşekkür ederim Ebru hanım
Nisan 2nd, 2010 on 00:45
çok doğru karşılıksız bir aşkı her yürek kaldıramaz, her beden bu ağır yükün altında yaşayamaz..paylaşılamayan her söz o omuzların üzerine bir bir çöker..ne kadar dirense de seven bir aşkın tek başına yaşanayamayacak kadar büyük olduğunu anlar…anlar amaa asla unutmaz.
en büyük ve iz bırakan aşklar da karşılıksız olandır.
yüreğinize sağlık çok güzel bir yazı, keyifle okudum Selami bey teşekkürler.
Nisan 1st, 2010 on 13:18
Teşekkür ederim Aslı hanım.
Nisan 1st, 2010 on 12:55
Bu yaninizi cok seviyorum Selami Bey. Bu duygulu yazilarinizi.
Bizim yaslara celme takmak gibi geliyor bana bizim yaslarimizda kaleme alinmis bu yazilar..
Ve karsiliksiz asklar hep cekmistir ilgimi. Soylenmemis sozler, agrili yurekler…
Yureginize saglik…Cok hos bir yazi.