Evdeysem, denk geldiysem, mutfakta yemek yaparken açıyorum izlemesem de. Çok ilginç gelirse, kulak kesiliyorum ilgiyle. Bakalım, yaşlılık ve yalnızlık nasıl oluyormuş, insan yaşlanınca hangi ruhu taşıyormuş, bizim yaşlılara böyle neler olmuş, sorularıma cevap buluyorum, ekranlardaki İzdivaç programlarında.

Zuhal Topal’la izdivaç programında, konuklardan Sevgi Hanım, kendisine talip olup gelen Haydar Bey’e aralarındaki paravanın arkasından öyle sorular sordu ki, ”İşte bu” dedim kendi kendime. Gevrek gevrek gülmek geldi içimden. Eee valla güldüm de. Stüdyodaki konuklar ”Aaa, ne ayıp, awweuu” diye ses efektleri çıkara dursun, Sevgi Hanım klasik soruların dışına çıktı, cesaretiyle. Yeri miydi, yalnızken konuşamazlar mıydı, acelesi neydi bilemedim ama, takdir ettim nedense.

Genellikle, ”Evin var mı, araban var mı, maaşın ne kadar, bana şurdan şuraya bilezik yapacan mı, gezmeyi tozmayı sever misin, bana ciciler alır mısın” gibi maddesel sorulardan çok uzak, Sevgi hanım”Yatağın hangi tarafında yatarsınız, kıllı mısınız, ayaklarınız büyük mü?” gibi cümleleriyle, sorularını Haydar Beye yöneltince, ”Ohh be” dedim istem dışı içimde. İlk defa, kendini garantiye almak istemeyen, ilk kez paraya pula satılmayan ve ilk kez menfaate dayalı izdivaç yapmaya kalkmayan biri çıktı programda.

İzdivaç ne demek, hayatı paylaşmak demek her şeyiyle. Zuhal Topal’ın izdivaç programında kimseler Sevgi hanımı anlamadıysa da, o herkesle kafa bulmuş da olsa, helal olsun dedim valla. İzdivaç programında, ilk kez sevmek, sevilmek ve sevişmek isteyen birine denk gelmek çok keyifliydi de…

İlginizi çekebilir

  • 07 Temmuz 2011 -- Dip dibe oturamam (6)
    Kapımızın zili çaldı. Gelen aynı binada oturduğumuz bitişiğimizdeki boş dairenin sahibi yaşlı teyze idi. Kapıyı açar açmaz bizim hanımla başladılar konuşmaya; -Kızım emekli olmuşsun. Hayırlı uğurlu...
  • 24 Şubat 2010 -- Subject: karşılıksız aşk (0)
    2009'un Nisan ayında aşk acısı nasıl geçer başlıklı bir yazı yazmıştım ve bu yazıya istinaden oldukça yoğun mailler alıyordum, geçenlerde yine bu yazıya istinaden aldığım maili paylaşmak istedim çünkü...
  • 01 Mart 2012 -- Rakıda balık (2)
    herkes parsellemiş bir aşkı ne sanıyorlar ki hayatı köşe kapmaca mı? her ayrılık bir şair doğurur oldu istanbul bu yüzden böylesine kalabalık nasıl temizleyeceğiz bu işin sonunu Herkes ra...
  • 27 Nisan 2009 -- İkimizde üzülüyoruz, o aşk sandığı şeye.. ben ona (0)
    *Karınca, Ağustos böceğine... ben durmadan çalışıyorum ve seni çalışırken hiç görmedim, tüm karınca ülkesi ömür boyu çalışsak, senin kadar zengin olamayız, genç yaşta bunu nasıl yaptın diye sormuş. Ağ...
  • 23 Nisan 2012 -- Gece! Sen ne biçim gecesin? Hani yıldızın? (5)
    Elmaslar traşlıyordu gözlerin. Gecenin dibinde. Üç'ünü beş'ini aramadığım gecenin. Eller vardı kafamın içinde, milyonlarca el. Cümle doktorlar cümlelerimi kuramadı. Çare yok! ipin ucunu saldılar bayır...
  • 31 Mayıs 2010 -- Üç ilginç ürün (0)
    Mynet'te;  "Bu ürünler bin pişman ediyor" başlığı altında üreticilerini pişman etmiş ürünlerin listelendiği bir yazı okudum, listedeki üç ürün diğerlerinden daha fazla dikkatimi çekti yazmak istedim. ...