Allah nazarlardan saklasın, O henüz 17 sinde. Asaleti ve prenses edası, doğuştan üzerinde. Öyle toy, öyle hassas, öyle kırılgan ve öylesine güzel ki, gören kanatlarını saf ipekten sanır. O henüz melek saflığında, hala bebek masumiyetinde.
Ara tatilinde, kısa süreliğine kızım evine geldi. Çevrenin yakışıklı veledleri, kızımın kokusunu alır almaz harekete geçti. Kimi facebook duvarına hucüm etti. Kimi cep telefon numarısını bir şekilde ele geçirdi. Yeni yetmeler, günlerdir evimizin etrafında, volta atıp kilometreler kat etti.
Kızım baharında. Henüz çok toy. Henüz şaşkın, hayat karşısında. Okulda, matematiği çok iyi ama hesap yapamıyor henüz dala-vere anlamında. Düzen ve oyun da bilmiyor daha. Köşe kapmacayı öğretmemiş miydim acaba, çocukluğunda. Ya kapılırsa, ya aldanırsa, ya üzerlerse ben ne yaparım sonra.
Günlerdir, tam bir leoparım. Soluksuz, sinsi çalılıkların arkasında gizleniyorum. Pençelerim hazır, bilediğim dişlerimi usul usul gıcırdatıyorum. Bir hamlade avımı mideye indirmeye hazırlanıyorum. Bir taraftan akıllar veriyor, stratejileri çözüyor kızımın önüne koyuyorum. Bir taraftan kafayı sıyırıp, tüm bildiğim oyunları ortaya koyup, her birinin milimlik hareketinden, tahliller yapıyorum. Lam ile lamel arasına sıkıştırdım her birini, kızım okuluna dönene kadar laboratuarımdayım.
”Canını sıkan olursa, öyle feminen acizliklere bulaşmayarak, yapışacaksın gırtlağına” diyorum. ”Anneee” diyor, lafından ürküyor. Ona ayıp geliyor. Henüz çok acemi. O benim gözümde hala ekmeğe, sanki mama diyor.
Oysa biliyorum, yaşayarak öğrenecek. Kapılıp kendi aleminde yüzecek. Kah aldanacak, kah üzülecek. Ama daha erken, henüz reşit bile değil. Nasıl ki, vaktiyle oğluma ”Hiç bir kızın ahını alma, hakkımı helal etmem sonra” demiştim. Şimdi de kızımı belli yaşa gelene kadar, ah etmemesi için koruma altıma alıyorum. Ben, kız yada erkek annesi olma hallerimden geçtim. İnsanlığımın gereğini yapıyorum.
Ben bu aralar, vahşi leopar hallerimle, bir kaç zıp-çıktı çocuk tarafımdan zayii olmadan, hayırlısı ile kızım okulunu bulsun istiyorum.






Nisan 6th, 2010 on 18:55
Sevgili Selda,
Teyze olmak gerçekten de anne yarısı bir durum. Çünkü, ben de teyzeyim, hislerini anlıyorum. Dilerim, hiç biri telafisi mümkün olmayan üzüntüler yaşamasınlar. Şansları-bahtları güzel olsun. Ewt aynen katılıyorum; Allah nazarlardan saklasın hepsini…
Nisan 6th, 2010 on 18:53
Selami Bey,
Hatırlıyorum da; O güzeller güzeli kızınızın doğum gününü yazmıştınız. Görselde, resmi de vardı. Çok beğenmiştim. Masum, melek hali beni oldukça etkilemişti. Ne kadar da toydu ve duruydu. Maşallah’ı vardı gerçekten.
Beni en iyi siz anlarsınız. Allah bütün evlatları korusun….
Nisan 6th, 2010 on 18:46
Sevgili Mert, amin…
Allah hepimizin, herkesin yanında olsun inşallah. Sağolun.
Nisan 6th, 2010 on 18:03
Allah hep yanında olsun…
Nisan 6th, 2010 on 13:47
O yaşlarda evladı bulunan başka anne/babalara olacağı gibi, benimde hislerime tercuman oldunuz.Elinize sağlık Aslı hanım.
Nisan 6th, 2010 on 13:25
Anne değilim ama teyzeyim, anne yarısı derler değilmi:) bu yaşadığın duyguları çoğu zaman bende yaşıyorum, biz nasıl yaşayarak öğrendiysek hayatı onlarda aynısı olacak, benim dileğim hepsi için fazla üzülmesinler, hayat şansları bol olsun…Söz konusu sevdiklerimiz olunca hepimiz vahşileşiyoruz sanırım…Allah nazarlardan saklasın hepsini…