En son 16 Kasım 2010 tarihinde “Yazmazsam Unuturum 10″ bölümünü unutmadan yazmıştım aradan uzun zaman geçmiş, süreçte kısa kısa aldığım notları bi yazayım bi rahatlayayım istedim.
*Yaprak dökümü dizisinde, ferhunde’nin onca akıllara zarar olaydan sonra çevreden uzaklaşmayıp yine dipdibe bir iş bulup çalışması, ferhunde’nin arabayla ne şanssa artık gidip Hayriye hanıma çarpmasını düşündükçe bu kadar saçmalaşan dizinin hala en çok izlenenlerden biri olması çok acayip bir durum.
*Volkan Konak’ı seversiniz sevmezsiniz, ben seviyorum Shov Tv’de yaptığı programdaki performansı ve söylemlerini çok samimi buluyorum; insan ayırmam herkesi severim ama “karısını döven adam beni sevmesin dinlemesin”, “gözü nemli adamdan zarar gelmez” gibi şık laflar eden Kuzeyin Oğlu’nun hayatı algılayışı, duruşu ve bakışı ile farklı bir yerlerde olduğunu düşünüyorum. “Feriğim” Volkan Konak’a ait en kendimi bulduğum parçadır.
*Takipçisi olmadığım ama yaklaşık son beş bölümdür izlemeye çalıştığım “Kavak Yelleri” dizisi oldukça hoşuma gidiyor, İzmir’de dizinin çekildiği yerleri çok beğeniyorum, dizi buram buram İzmir kokuyor izledikçe çok hoş duygulara kapılıp farklı dünyalara gidiyorum.
*Emre Aydın melankoli komasına sokmaya devam ediyor “Afilli Yalnızlık” albümünün tüm parçaları bünyemde marş etkisi yapmıştı, yeni albümündede “Hoşçakal” çok manyak bir parça; “hoşçakal, olacaklar sensiz olsun, daha durmam boşluklarında ben….unutuyorum” sözlerdeki derinlik ve delicilik ve delilik süper.
*Başladığım ama bitiremediğim, okusamda özümseyemeyeceğim için yarım bıraktığım 3 kitap var elimde, ama şu sıralar okumaya odak olamıyorum. Şu sıralar Yaşar nostaljisi yapıyorum, öğlen “cezayir menekşesi” ile başlayıp elimdeki tüm parçalarını dinleyip kapanışı “kayıkçı” ile yapıyorum, delirme öncesi bir hal varsa sanırım ben o hali deniyorum acaba delirebiliyormuyum diye…
*Sabaha karşı yattığımdan öğlen gibi, benim uyuma durumumun devam ettiği bir zaman diliminde kapı zilinin sesiyle uyandım, kapı zili, telefon zili, postacı vs bünyemde pozitif etki yaratmadığından “acaba bu sefer ne geldi” psikolojisi ile kapıyı açtım, “şurayı imzalayın kargonuz var” cümlesini duyunca şaşırdım/rahatladım. En son bir yayın evi promosyon amaçlı bir kitap göndermişti kargoyla neyse kargoyu aldım açtım gördüklerim karşısında ağlamakla gülmek arası boktan bir yüz ifadesi vardırya işte öyle bir ifadeye büründü yüzüm. Kendisinin istememesi üzerine ismini vermek istemediğim sevgili dostum bana bir karton sigara ile bir kavanoz kahve göndermiş. Şaşırdım, sevindim mutlu oldum.
*Takipçilerim hatırlayacaktır “Türkiye’de geliştirdiğim projeye uygun il ve ilçe belediyelerine proje ile ilgili mailler attığımı baygri komda yazmıştım” projeye 3-5 belediye geri dönüş yapmıştı, hatta Bursa/Osmangazi belediyesinden Petek hanım proje ile ilgilendiklerini bana geri dönüşünde önerdikleri üç yer ile belli etmesine rağmen defalarca mail atmama rağmen ikinci adımı gerçekleştiremedik, geliştirdiğim proje bana ve projeyi anlattığım herkese göre oldukça farlı ve oluru olan manyak bir projeydi, hala öyle manyak bir proje. Proje ile ilgili dışardan devreye giren sevenlerimizden (her zaman söylüyorum allahtan sevenlerimiz sevmeyenlerimizden çokki birşeyler yapabiliyoruz) melek ruhlu melek gülüşlü birinin devreye girmesiyle bir siyasi partinin ileri gelenlerinden biri beni aradı onunlada projeyi konuştuk lakin sonuç alamadık, ama proje hala manyak.
*”Karşılık beklemeden, her başımız sıkıştığında yanımızda bulduğumuz gerçek çınarların güneşi hiç eksilmesin” diye yazayım ben, cümle gideceği yeri biliyor.
*TTNet dostu olamadım başlıklı bir yazı yazmıştım hala TTNet dostu değilim; balkonda başka modemlere uzanan iki kablo ve kablosuz ağ bağlantılarına bağlanabilme ümidi ve iki bozuk bilgisayar birde yazı yazacağım zaman kardeşimden aldığım ödünç bilgisayarla sürdürülen internet serüveninin sonucunun mutlu biteceğine inanan iyimser bir figür olma hali hala devam ediyor.
*Matematik ölsün (bir dizi fragmanından), Para ve işbirlikçileri altın, hisse senedi vs hepsi ölsün (benden).






Son yorumlar