Türkiye’nin en iyi topluluk blogu seçilmiş olmanın bünyemde yarattığı moral ve bu moralle yazdığım ilk yazının anneler gününe denk gelmesi hoş bir tesadüf.
Bu bağlamda 21 Nisan 2009′da yazdığım anneler günü yazısını ve devamında şair Hüceste Aksavrın’ın oğluna yazdığı iki mısralık şiiri okuyabilirsiniz.
“Bazı kaynaklara göre Antik Yunan tarihinde tanrıların anası Rhea için düzenlenen bahar şenliklerinin ilk anneler günü kutlamaları olduğu rivayet ediliyor.
Yine 1600′lü yıllarda İngilizler’in Anneler Pazarı kutlamaları’da anneler günü kutlamaları kapsamında tarihteki yerini alıyor.
1872 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Şair Julia Ward Howe, bundan böyle her Paskalya Yortusu’nun dördüncü Pazarı’na denk gelen tarihin kendi şehrinde Anneler Günü olarak kutlanacağını ilan etmesiyle, şehir bazında daha lokal bir anneler günü kutlaması yapılıyor.
En bilinen ve resmi olarak kabul edilen Anneler günü kutlaması Philedelphia’da yaşayan Ana Jarvis adındaki genç kızın, yaşadığı dönemde annesine yeterli ilgiyi gösterememenin vicdan azabıyla, annesinin ölüm yıldönümü olan Mayıs ayının ikinci Pazar’ının tüm eyalette “Anneler Günü” olarak kutlanmasını istiyor.
Bu bağlamda Politikacılara, bakanlara ve iş adamlarına kendisine yardımcı olmaları için mektup yazıyor. Bu mektup silsilesi öyle bir hal alıyor ve benimseniyorki, Sonunda 8 Mayıs 1914′de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan ediliyor. Burdan da tüm dünyaya yayılıyor.
Anneler günün ticari bir hal almaması için Ana Jarvis bir çok dava açıyor bu günün çarpıtılmaması için uğraşıyor, lakin açtığı tüm davaları kaybediyor.
Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanıyor.
Sonuç olarak;
En rafine sevgidir Annenin evladına beslediği sevgi, bir anne için evladı en güzel en değerli ve paha biçilmez hediyedir. Bir hal hatır sorma, sıcak bir sarılma, bir el öpüş yeterlidir onlar için. Süt veren meleklerdir onlar, Anneyle evladı arasında kopan tek şey göbek bağıdır, seneler geçsede yürek bağı hiç kopmaz, Anne her şartta ve halde karşılıksız seven tek canlıdır, eli öpülesi, öğüdü saklanası, vurduğu yerde gül bitesidir onlar.
Temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil anneler gününün sembolü olarak kabul edilmiş bir çiçektir, aklınızda olsun diyor, tüm annelerin anneler gününü en samimi hislerimle tebrik ediyorum.
Kadın şairlerimizin önde gelenlerinden biri olan Hüceste Aksavrın 17 yaşında Avrupa’ya okumaya gidip oraya yerleşen oğluna olan özlemini ve sitemini iki mısrada öyle etkileyici anlatmışki bu anlatımın üstüne ne denilir bilemiyorum;
Sana yürümeyi ben öğrettim,
Her adımda benden uzaklaştın…
Hüceste Aksavrın’ı saygıyla anıyoruz…”






Mayıs 9th, 2010 on 12:05
Bir zamanlar doğmak üzere olan bir bebek varmış. Tanrıya sormuş.
-”beni yarın dünyaya göndereceğinizi duydum. ama ben , bu ufacık ve çaresiz halimle orada nasıl yaşayabilirim?
Tanrı yanıt vermiş:
-”Senin için seçmiş olduğum bir çok melek arasında ” O” seni bekliyor olacak ve her türlü ihtiyacını karşılayacak.”
-”Ama burada , cennette, mutlu olabilmem için pek fazla bir şeye ihtiyacım yoktu. Sadece şarkı söylemek, gülümsemek bana yetiyordu.
-” O sana şarkılar söyleyecek ve her gün gülümseyecek. sen ise onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın.”
-”Peki insanlar benimle konuşacakları zaman, ben onları nasıl anlayarak yanıt verceğim?
-”Meleğin sana duyabileceğin en tatlı sözleri söyleyecek ve sabırla sana konuşmayı öğretecek”
-”peki seninle konuşmak istediğimde ne yapacağım?
-”Meleğin sana dua etmeyi öğretecek”
-”duyduğuma göre dünyada kötü insanlar varmış.Beni onlardan kim koruyacak?
-” Meleğin ,kendi hayatı pahasına seninkini koruyacak”
Tam o sırada cennetin kapıları açıldı ve dünyadan sesler gelmeye başladı. Çocu telaşla sordu;
-” tanrım sanırım gitme zamanım geldi, Lütfen bana MELEĞİN İSMİNİ söylermisin?”
-”Meleğin ismi hiç önemli değil …. Sen O na ” A N N E ” diyeceksin…..”