Artık Aileler, çocuklarına okul seçerken sportif, sosyo-kültürel ve sanatsal etkinlikler içeren ve öğrencilerin okurken, bir yandan da sosyalleşme süreçleri için değerlendirmeler yapıyorlar. Okulların fiziksel donanımlarına kapılıyorlar.

Elimde bir dergi var. Karıştırıyorum, okuyorum ve birden duruyorum. Şehrimin isim yapmış özel okullarından birinin şimdi kurucusu olan, çocukluğumda benim okuduğum özel okulda o zamanlar yeni yetme bir öğretmen olan kişi, ahkam kesmiş dergide ki söyleşide. Okurken boğuluyorum. Okullarda sosyalleşme süreci için bir yığın laf salatası yapmış işte. Hani dışı seni yakar, içi beni yakar misali, okurken dergiyi Allah biliyor ya burun kıvırdım kendisine.

İsim yapmış okulun içindeki olimpik yüzme havuzunu, spor aktivitelerinin yapılacağı şahane alanları, resim ve sanat odalarının bulunduğu bölümleri bilince ve bir de öğrencilerden sadece bir kaç tanesinin yüzme sporunu, yarışlara girip okulun ismi için geberinceye kadar kulaç atmak amaçlı yarış atı gibi kullanıldığını getirince gözlerimin önüne, ve ayrıca donanımlı spor salonlarında, yüksek ücret karşılığı okulla hiç ilgisi olmayan insanların zayıflamak için salonları kullandığı geldiğinde hafızama iyiden delleniyorum. Resim ve sanat odalarının bomboş kalıp, vitrin olarak kullanıldığını da bilince gel de burun kıvırma işte.

Gelişmiş ülkelerde, sade-yalın, spor ve sanat alanları için ayrılmış bölümlerin gerçek amacına uygun kullanıldığını ve daha çok kütüphane ve cafeler için geniş yer tutulduğunu biliyorum. Akıllı sosyalleşmenin bilincine hayran oluyorum.

Ne kadar gösteriş meraklısı bir millet olduk biz böyle. Velilerden duyuyorum, ”Okulun olimpik yüzme havuzu bile var.” Aferin, ne güzel. Kaç kere girdi çocuğun o havuza. Namertim bir kez bile ayağını soktuysa o suya…

İlginizi çekebilir

  • 04 Mart 2012 -- Muğlak yürekli duş perisi (0)
    Nereye baksam, elinde rahminden düşüp parçalanan bebeği, boynunda dikenli tellerden örülü bir urgan kalın bir O görüyorum. Her camekânda parçalıyor vicdanımı. Siyah beyaz parçalıbulutlu bir palyaço yü...
  • 04 Aralık 2009 -- Charles Bukowski’nin Van Gogh’a yazdığı şiir (0)
    Vincent Van Gogh’un aşık olduğu hayat kadını tarafından rededilmesi, onun ruhunda onarılmaz bir çöküntüye sebep olur. Bu çöküntünün sonucu olarak, aşık olduğu kadının onda en beğendiği şey olan kul...
  • 27 Ekim 2010 -- Sessiz kanat çırpınışları içindeyim (12)
    Zor günler için sakladığım bir intihar vardı cebimde, çıkarttım baktım uzun uzun düşündüm... ben düşünürken kurtlanmış farkettim. Bir ressamın tuvalinden düştüm ben ve hiçbir renk kurtaramadı beni. Ke...
  • 08 Nisan 2012 -- İnancın Ölümü (0)
    Son birkaç gündür hiç olmağı kadar huzursuz görünüyordu. Sigarasını emer gibi içmesinden anladım. Ne zaman yolunda gitmeyen bir şeyler olduysa hayatında sigaraya sarılırdı. Öyle bir sigara içişi vardı...
  • 04 Aralık 2009 -- Deli miyim ne? (14)
    Hem offlaya puflaya geçiyorum karşısına. ''Çıkk çıkk çık'' oluyorum son zamanlarda, hem de madem başladım artık, ehh oturup izliyorum işte. Tabi ki, Aşk-ı Memnu :)   Beşir, psikopata bağladığından b...
  • 26 Ağustos 2010 -- Ey Aşk Nerdesin? (4)
    Biliyor musun ben kimsenin yanlışı olmadım ve kimsenin inandığı doğrularıyla oynamadım. Aklımı çeldirmedim kimseye ve kimsenin aklını çelecek kadar tehlikeli olmadım. Hep inandıklarımı yaşadım. Kaderi...