Hüzünlü zamanların mimarıyım ben, acıyı bir fısıltıyla iliklerime kadar işletirim bir nefeste. Verdiğim her nefes yerini yeni yeni sancılara bırakır, her nefes alışımda yayılır sapsarı bir hüzün ruhuma. Sönen bir mumun bıraktığı koku gibi yakar genzimi yalnızlık,susarım. Kapalı kapılar ardında yaşatır ve öldürürüm her anıyı, geçmişi sarıp sarmalamak yerine geleceğe kurban ederim saklı zamanlarımda.
Göz yaşlarına teslim ederim yüreğimi kirletilen duygularımı temizlesin diye. Yağmurdan ıslanan camların buğusuna yazarım en gizli sırlarımı, yağmur şahit cam şahit ama üçümüzde suskun kalırız öylece. Kopan fırtınaların içinde elime düşen yağmur damlası kadar değerlidir sessiz zamanlar avucumu kapatır koklarım yalnızlığımı. Duvarlarda devleşen gölgeme inat yalnız ve aciz bir mum ışığında büyütürüm düşlerimi.
Hüzünlü zamanların mimarıyım ben, beceremem mutluluğu anlatmayı ve hayal etmeyi benim için mutluluk yalın zamanların içinde gizli.
About Ebru Durul
Ebru Durul has written 134 post in this blog.
İlginizi çekebilir
- 12 Ocak 2009 -- 11.01.2009′ da demlenenler (0)
Sevgili Demliğim;
Dün çok üşüdüm yine :( sankim grip gibiyim. Ama toparlarım, vitaminler, grip ilaçları ve meyveyle iki gün sonra zımba gibi olurum...Yeterki insanın içi üşümesin :)
Dinlenmek i... - 02 Haziran 2010 -- Artık uyanma zamanı (0)
Birkaç gündür haberleri izlemek daha da zor olmaya başladı. Çünkü dünyanın gittikçe yaşanılması zor bir yer olduğunu görüyorum ve midem bulanıyor.
Halbuki yaşadığımız tek bir gezegen var ama bunu ... - 22 Ağustos 2011 -- Sol anahtarı, si (bemol) kimdesin! ses ver… (3)
Güldüğü zaman; dudaklarına üçlü koltuk kurulur, aşk tanrısı o koltuğa uzanır el sallardı. Öyle seviyordum ki; kalbini söküp kalbimin içine monte edesim, dişlerinden kolye yapasım geliyordu. Üşüdüğünde... - 21 Nisan 2009 -- En rafine sevgidir annenin evladına beslediği (2)
Anneler günü ile ilgili bir yazı yazmak için araştırmalar yaptım, rivayet... tahmin ve benzeri yazıların olduğu bir çok şey okudum, okuduklarımı kendime göre özetledim bu özetlemenin sonucunu aşağıda ... - 30 Ocak 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 30 ocak 2009 (1)
Yağmurun çiselediği bir istanbul sabahına uyandım, hava oldukça soğuk, erken kalktım ve evden erken çıktım, zamanında iş yerimi açtım, kahvaltı çay derken güne adepteyim şimdi. Sırayla çalan şarkılar ... - 30 Mart 2010 -- Kıskançlık gafı (5)
Herşey, Tuna Kiremitçi'nin köşesinde yazdığı, ''Jacqueline ve ben'' başlıklı yazısı ile başladı. ''Akşamları o çellosunu çalıyor, ben romanıma çalışıyorum. Kendisi, hayatımda gördüğüm en uyumlu hayat ...
Son yorumlar