Neredeyse bir blogun etrafını çevreleyecek kadar çok insanı sabırla kuyruğa girmiş görünce, “Hayırdır hayati bir durum mu söz konusu. Yoksa ekmek, sigara, gaz kuyruğu mu, ne bu?” diyesi geliyor insanın. Sıranın baş ucunun Apple mağazasının önüne dayandığını görünce hem ohh çok şükür çekiyor insan hem de hayret ediyor işte.
iPad, full kapasitif dokunmatik ekran, çoklu dokunmatik desteğine sahip. Cihazda 16 GB, 32 GB ve 64 GB olmak üzere, 3 farklı SSD depolama seceneği var. Kablosuz ağ desteği, Bluetooth, ivme ölçer ve pusula özelliklerine sahip. 10 saat kullanılmasını sağlayan oldukca güçlü pille donatılmış. Dikey ve yatay kullanılabiliyor. Dokunmatik sanal klavyesi de var. Ajanda, rehber uygulaması içeriyor. Fotoğraf galerisi yazılımı söz konusu. Müzik özelliği de son derece başarılı. Oyun konusunda da oldukça iddialı. Elektronik kitap görüntüleme işini de içeriyor. Ve tabi ki film de izleniyor.
Tutturuyorum, biz de görelim bilelim istiyorum. Aslında çok işim olmaz ama bilgim olmalı mutlaka. Yoğunluğun, kuyruğun sona ermesinin ardından bir başka gün, gidiyoruz Apple mağazasına. İlk işim “Hımmm ne menem bir şeymiş milleti çılgına çeviren şu alete bi bakalım” diyor, merak edip bilgi alıyor ve başlıyorum kurcalamaya. Ama her gösterime sunulmuş iPad’ ın başına gittiğimde, “Baygri.com” u açıp öylece bırakıyorum. Diğerine geçiyorum, yine aynı durum. Eşim sesleniyor “Hadi yeter artık, inceledin inceleyeceğin kadar” diyor. Ben de tık yok, baygri.com’u her iPad’ı elime aldığımda açmaya devam ediyorum. Oğlum, babasına “Baba, sen oyalan biraz. Aklına koyduğunu yapacak. Siteyi acıp bütün iPad’leri öyle bırakacak” diyor. Ahh benim güzel oğluşum, annesinin dilinden nasıl da anlıyor:) Oğluma, “Keşke, baygri.com, ingilizce de olsaydı, bak şimdi ne güzel reklam olurdu” diyorum. Oğlumun yaramaz bir çocuğa söz geçiremez hallerde ebeveyninin “Heyy Allah’ım” dediğini duyuyorum. İstifimi bozmadan, bir de fotoğraf çekmeye çalışıyorum.
iPad ve sitem:) Kendime gülümsüyorum. Apple mağazasından mutlu ayrılıyorum.






Mayıs 4th, 2010 on 19:47
I Pad bilgisayarla dokunmatik ekranlı cep telefonları arasına sıkışmış özelliklere sahip, I phone telefonlarının büyüğü diyebiliriz. İlk defa çıkmıyor, daha önce benzerleri yapıldı, gazete okumak, internete girmek, ofis dosyalarıyla çalışmak, müzik dinlemek zaten cep telefonlarımızla yapabildiğimiz bir şey. Bilgisayarın gelişmişi değil tamamen daha düşük bir modeli, ayrı bir segment. Dokunmatik büyük ekranıyla evdeki kediniz patisiyle bunu kullanabilir, o farkı var. Ama ben muska şeklinde katlayıp boynuma asıp dolaşmadıktan sonra bu büyüklükteki hiç bir Pad’e bu kadar para vermem.
Mayıs 4th, 2010 on 18:04
Sevgili Cengiz Bey,
Google translate in duzgun calismadigini ve pek ise yaramadigini oglumdan ogrendigim icin, hic degilse ingilizce cevirisi de olsa sitemizin diye arzu ettim iste:)
Bu arada, pek isim olmaz ama bilgim olmali dedigim teknoloji icin de iPad i inceler incelemez isim olur aslinda oldum ve ben de istiyorum diye de tutturdum. Ama almama izin vermediler. Cunku, olur olmadik yerde ve zamanda siteyle yatip siteyle kalkacagimin acayip farkindalar:)
Yorumunuz icin ben de size tesekkur ediyorum. Sevgiler.
Mayıs 4th, 2010 on 18:29
Ben bir İpad edinin derim…
Mayıs 4th, 2010 on 18:34
Uzvum olur o iPad, ve beni aforoz ederler:)
Mayıs 4th, 2010 on 14:49
Google’un translate özelliği sayesinde internetteki tüm yazılar bir çok dile çevrilebiliyor, her ülke baygri.com’u kendi dilinde okuyabiliyor ama çeviride bir çok hata olduğundan bu sistemin çok düzgün çalıştığı, işe yaradağı söylenemez, çok yakında baygri.com’daki yazıları 5 farklı dile çevirip
yayımlayarak bu sorunu çözeceğiz.
Son günlerde baygri.com’u ziyaret eden ülkelerin başında Amerika’nın olmasının asıl sebebini yazınızı okuyunca anladım çok teşekkür ediyorum. Ve ayrıca bu yazıdan dolayı hesabıma hatırı sayılır bir meblağ EFT yapan Apple’a da minnettarım sağolsun.
Aslı hanım hoş bir yazıydı sizede teşekkür ediyorum.