Şimdi, ”Off, baydı ve bayatladı bu konu da..” diyebilirsiniz. Ama bende öyle değil işte. İlle didikleyeceğim, evirip çevirip bulacağım ve içinden dersi çıkaracağım. Öyle masaya yatırmadan, kesip biçip otopsi yapmadan, soğutamam. Bir yerlere, kaldıramam.
Taktım, takıldım ben Bursaspor’un şampiyonluğa erdiği ana. Aman sakın, Fenerliler alınmasın. Takım vs. önemli değil. Yaşadık, bitti artık. Geçtim şampiyonluktan da. Artık önümüze bakalım değil mi ama.
Ben, durup dönüp makas, neşter elimde didikliyorum kader anını her fırsatta. Tanrı’nın kadere el koyuş şekline hayran oluyorum, her defasında. Kazanma dürtülerinin azdığı anda, kazanmanın delirmiş şehvetinden bu kadar mı ağır tokat yer insanoğlu ama. Düşünüyorum da, acaba olmayan gol yoktu da, hakikaten bir gol vardı ve Tanrı, insanların çıldırmış arzulu ve kanalize olmuş halindeki golü yok mu saydı yoksa. İnsanın yaratmaya kalktığı kadere makas mı attı acaba. Sanki, insanın seçtiği kaderle kendi yazdığı kadere yer değiştirtti Tanrı. Bir anlık sürecin makarasını sanki geri sardı. Günlerdir, her sessizliği bulduğum sırada, sadece kader anına otopsi yaparken yakalıyorum kendimi mutlaka.
Hani, ”Kaderi Allah yazar ama insan kendi kaderini kendi belirler, seçer” diyoruz ya. Ancak, mutlak ve değişmez kaderden de haberdarız ya; Öyleyse, insanların haksız arzularıyla Tanrı’nın adil gerçekliği uyuşmadı ve o şampiyonluğun belirlenme anında, demek ki Tanrı kadere el attı…
Altta editörün seçtiği süpriz parçayı dinleyebilirsiniz
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.






Mayıs 22nd, 2010 on 22:12
16 Mayıs 2010′da yaşanmış ve Türk futbol tarihinde devrim niteliği taşıyan bir durum ile ilgili 22 Mayıs 2010′da yazılmış bir yazı asla “baymaz” ve “bayatlamaz” Aslı hanım.
Daha bir hafta olmamış olay gerçekleşeli, kaldı -ki aradan bir senede geçse sıradan olmayan bir durum olduğu için her zaman yazı değeri vardır bu durumun.
Bursaspor’un şampiyonluğunun devrim niteliği taşımasının yanısıra, fenerbahçenin 1970-71 sezonunda da (şampiyonun Galatasaray olduğunu bilmeden) şakacıktan 2 dakikalığına kutladığı şampiyonluk ve attığı şapiyonluk turu, aradan onca sene geçmesine rağmen 2009-2010 senesinde de tekrardan yine 2 dakikalık bir şampiyonluk sevinci yaşaması basit bir olay değildir.
Unutulmamalı ve yazılmalı, konuya dikkat çekilmelidir, zira bu bir alışkanlığa dönüşmeden önlem alınmalıdır, dost var düşman var elalem katıla katıla güler; “siz her 40 senede bir 2 dakikalığına şampiyonmu oluyorsunuz diye” dolayısı ile bu ve benzeri konuların gündemde kalması, aziz y’nin bilindik gündem değiştirme çabalarına itimat edilmemesi gerekir, tüm bunlar fenerbahçenin bir 40 yıl sonra aynı hatalara düşmemesi içindir.
Ben üzülmüyormuyum sanıyorsunuz bir takımın bu hallere düşmesine, tabikide üzülüyorum, şampiyon olduk sanıpta sevinen fenerbahçeliler ile ilgili aşağıda yazarken yüzümün kızardığı espri beni ciddi anlamda burkuyor ama olayın vahamiyeti için içim kan ağlasada yazmak zorundayım;
-olum duydunmu fenerbahçeliler gines rekorlar kitabına girmiş.
-ispanya gol kralı diye aldıkları eleman küçük emrah gibi ağlak suratlı bir odun çıktı diyemi.
-yok olum “aynı anda g.t olan en fazla insan rekorunu kırmışlar…
işte bunlar acı şeyler, hazzetmediğim şeyler, tüm çabam bu yüzden.
Valla.