Sanki hissetmiş gibi, ”Bakalım memleketim de neler oluyor” deyip ne zaman laptop ı kucağıma alsam, baba oğul bir ağız oldular. ”Ne yalan ama. Senin aklın sitede, hiç boşuna memleketin haberlerini bahane etme” dediler. Ehh ne yalan söyleyeyim, aslında elbette haklıydılar. ”Tatildeyiz” dediler. Beni memleketimin havadislerinden mümkün olduğunca uzak tutmaya çalıştılar.
Ben de kendi haberlerimle meşgul oldum. Bugünkü manşetim ne. Hava sıcaklığım kaç derece. Ruhumun borsaları ne alem. Benim köşelerimin yazarı ne yazmış. Sanat sayfamda hangi galeriyi gezme programım var. Spor sayfamda buz hokeyi maçına gitmek için ikna galibiyetim. Gündemimde ne var. Ekonomi köşemde hal ve gidişim. Rüya yorumlarım. Günlük falım. Teşekkür ilanlarım…İstedikleri kadar tatilde olalım, ben kendime haber bulurum.
Ben yokken, neler olmuş öyle memleketimde. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal istifa etmiş. Neden? Bir kaset ve yasak ilişki yüzünden. Vayy be kimsenin güç yetiremediğini, bir kadın yaptı da ve başkanın başını yedi öyle mi? Eee normaldir. Tarihe bakarsak, kadın yüzünden ne savaşlar yaşanmış, ne bakanlar devrilmiştir. Kadın bu. Dikkat edeceksin. Vezir de olabilirsin rezil de.
Deniz Baykal’ın siyasi kimliği için söz almıyorum. İnsani halleri yazıyorum. Mesela, bir türlü anlayamam. Kişinin kendini bağlayan bir durum değil midir, özeli. Aşkı, sevişmesi. Tabi eğer doğruysa, mesela. Ya, kardeşim biri de aşkına sahip çıksa, ”Muhatabım eşimdir. İfadem, hesabım kendisinden başkasına değildir. Evet bu kadını (adamı) da sevdim. Konu kapanmıştır.” diyebilecek er kişi yok mudur yada daha doğmamış mıdır? Her ama her kim olursa olsun eğer su yüzüne doğru yada yanlış çıkan, özel yaşamında ki herhangi bir zig zag çiziminin hesabını, eşinden çok millete vermeye mecbur mudur. Güvenilmez ilan edilmesi doğru mudur? Bu, aşkta çalıp çırpmıştır, bir tek eşini torununu torbasını mağdur etmiştir. Diğeri işte hırsızdır. Ve mağduru ülkenin evladıdır. Zaiyat çoktur. .
Hayır, güvenilirleri de gördük de, sanki ülke dört nal ilerlemekte.Ya adam siyasetçi değil mi, neden yaptığı işten çok aşkıyla meşgul olunur ki? Tek muhatabı kendi vicdanı ve eşi değil midir peki? Bize ne ya, adam soyunmuş, sevişmiş, Bize ne ki? Milletin bilmesinin, bilindi diye istifa edilmesinin ne alemi var ki? Hani gırtlağına kadar kapanıp hatunlarının dibinde oturanlar ülkeyi çok iyi yönetiyormuş gibi. Ne gaflet!



Mayıs 15th, 2010 on 18:26
Muhtevası itibariyle yorum yazıp yazmama konusunda bile bihayli zorlandığım bir konu oldu.
Öncelikle her ne kadar durum belgelenmiş olsa da yine de açık kapı bırakmak gerektiğini düşünüyorum.Zira öylesine hassas bir mevzu ki …Ancak şu da var ki haklı olan insan haklılığı ölçüsünde güçlüdür ve hakkını mudafaa eder feda etmez.
Olabilirliği açısından baktığımızda anlayamadığım bir nokta var ki o da bu olayı ‘’aşk’’olarak ifade etmeniz.İki kişi arasında belgelenen böylesi bir durum aşk olarak mı adlandırılmalı, tanımlanmalı?
İki yetişkin ,evli insan zaaflarına yenik düşerek toplumsal etik değerlere aykırı bir davranış içine giriyorlar.Ancak burada en az yapılan eylemin toplumsal değerlere aykırılığına eşdeğer etik olmayan bir davranış daha var ki o da bireylerin mahremiyetlerinin ortadan kaldırılıp ifşa edilmesidir.İşte bu anlamda kesinlikle bir komplo söz konusu…Bir kişinin ayıbını ifşa etmek kadar çirkin bir davranış düşünemiyorum.Kişilerinin kamuya malolduğu nevinden açıklamaları da son derece manasız buluyorum.
Mayıs 16th, 2010 on 00:45
Sevgili Selen,
Öncelikle karşıt bir yorum yaptığınız için çok keyif aldım. Teşekkür ederim.
Dikkatli okumuş olsaydınız, yazımda ben de açık kapı bıraktım. ”Tabi eğer doğruysa” diye bir cümle kullandım.
Tamam aşk demeyelim, meşk diyelim. Ama bu iki kişinin arasındaki özeldir. Ben tek başına meşk’i hafif bulduğum için, aşk kelimesini uygun gördüm. İlişki ise bana her zaman itici gelmiş bir tanımdır.
Ayıp, günah, suç yada etik değil diyelim. En büyük yargıç (Yaratan) bile affediciyken, biz kimiz. Bize yargılamak düşmez. Ayıplamak büyük konuşmaktır. İnsan hali ve herşey insanlar için, bu hayatta ne olur ne olmaz. Hiç belli olmaz. Ayrıca herkesin sayfası kendini bağlar.
Bireylerin mahremiyetinin ifşa edilmesini hiç tasvip etmediğim için bu konuda yazımda bir tek cümle dahi yazmadım. Ayrıca, Allah hayra ve barışa yönelik işler yapanların isterse çirkinliklerini örteceğinden söz eder Kur’an-ı Kerimde. Allah bile çirkinliklerin üzerini örtecekken, biz kulların ayıpları deşifre etmemizi konuşmak yersiz diye düşünüyorum ben.
Ewt kimse kimseye mal olmuş değildir. Kişilerin, kamuya mal olması komiktir. Tek sahibimiz vardır, Yaratandır.
Yorumunuz için teşekkürler.
Mayıs 16th, 2010 on 11:58
Sevgili Aslı Hanım,
Öncelikle yorumumu, yazınıza karşıt bir yorum olarak nitelendirmenize anlam veremedim zira yazınızda takıldığım tek nokta vardı o da ‘’aşk’’ tanımlamasıydı. Ortada sahip çıkılması gereken bir aşkın varlığından bahsetmenizdi. Görüş yazan diğer yorumcularda ‘’aşkın arkasında durmanın erdem olduğunu ‘’ ifade eden açıklamalarda bulunmuşlardı.Olayın aşk üzerine kurgulanmasınaydı benim tepkim. Yoksa bahsettiğim gibi yorum yazmaktan bile uzak durdum ilk zamanlar. Sonrasında ben de yazılanlara mukabil kendi fikrimi belirtme isteği duydum yazan herkes gibi…
Olayın medyadan ,netten yansıyan şekli kamuoyunun çoğunluğunda aynı intibayı uyandırdı.Bende genel kanıya karşı ‘’açık kapı bırakmanın ‘’ gerekliliğinden bahsettim bunun sizin yazmış olduklarınızla hiçbir ilgisi yoktu.
Kişilerin özelleri elbette ayıpları değildir.İnsanlar özgür iradeleri ile tercihlerini kullanırlar.Yaşam yapmış olduğumuz tercihlerden ibarettir zaten.Yapılan davranışta ‘’ayıp’’ kelimesini kullanmak bana bakan yönüyle yanlış diyelim ancak bu kişilerin ‘’en özellerini’’baz alarak ifade etmemizde yanlış mı olur?Yani eşlerine yönelik bir ayıp değil mi? Belki ayıp kelimesi şık durmadı .Hata değil mi?
Yargılamak gibi bir niyetim yok buradaki herkes nasıl fikrini beyan ediyorsa ben de onun dışında bir şey yapmadım zaten.Kimseyi yargılama gibi bir vazifeyi üstüme almadım özel yaşantımda da.
Elbette yargılamak sadece evrenin sahibinin hakkı.’’Siz yer ehlinin ayıbını örtün ki ,gök ehlide sizinkini örtsün’’ diye ifade ediliyor yüce kitabımızda.Bu konuda sizinle mutabıkız zaten .Verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür ediyorum zira ne kadar hatırlatılıp , tekrar edilse o kadar yerinde olur.Toplum olarak hassasiyet göstermemiz gereken bir husus bu.
Kendimi yeterince izah etmiş olduğumu umarak sözlerimi nihayetlendiriyorum.
Sevgiyle kalın…
Mayıs 16th, 2010 on 15:43
Sevgili Selen,
Yorum yapmanıza ve fikrinizi belirtme isteğinize saygı duyuyorum. Ayrıca teşekkür de ediyorum.
Bir tek, ”Aşk” tanımlamasına karşı çıkmanızı ben de karşıt fikir olarak aldım ve sizi cevapladım. Diğer yazdıklarım, yazımda ele almadığım ancak yorumunuzla önüme açılmış olan izah ve tekrarlarımdı.
Bu arada, eşlere yapılan ayıp yada hata, sadece onların arasını bağlar. Arayı kimse bilemez iki ucun bildiği kadar. Bu yüzden, hatalara bile saygım var.
Tüm yazılarım, ”Bence”dir.
Ben, ”Sizce” olanı anlıyorum. Yeterince izah etmişsiniz. Sizi yordum. Tekrar teşekkür ediyorum
Siz de sevgiyle kalın.
Mayıs 13th, 2010 on 16:21
tam bir kadınca mükemmel bir tespit…ne zaman ki topyekün insanca olacak daha da bayılacağım bu yazıya..kutlarım aslı
Mayıs 13th, 2010 on 18:01
Sevgili Zuhal,
Off işte bu. Beni tek ve net anlamış olmanızı içtenlikle kutluyorum. Sözüm, örnek gösterdiğim CHP yada Baykal değildi. Sözüm, aşka sahip çıkmaktı. Yazımın özü: Gerekiyorsa ve eş affetmiyorsa bu tarz skandal durumlarda, eşten istifa etmekti, işten değil…
Teşekkürler
Mayıs 14th, 2010 on 13:45
neylersin aslım:))bi de kadın kadını anlamazsa ne olacak halimiz:)))eşten niye istifa etsinler ki ” bulunsun” a ters racon olur:)))
Mayıs 14th, 2010 on 21:02
Zuhal’im,Şimdiki eşlerin de çok şeyindeydi:)
Bulunsun’a Buldum’la cevap vermek gibi bi şey kadınlarınki de…Danışıklı döğüş yani.
Kocaları hem bankamatik, hem cüzdan, hem bekçi, hem işçi, hem koruma, hem makina, hem……böyle gider!
Mayıs 13th, 2010 on 11:49
Bence de istifa etmeseydi, olayı kabul edip yoluna devam edebilirdi. Ama bu öyle çok kolay yapılabilecek bir şey değil ülkemizde. Bu durum aleyhte kullanılabilirdi. Çünkü her zaman göz önünde olan halkın önüne çıkan birisi.
Benim anlamadığım girdiği bütün seçimlerden başarısızlıkla çıkan, parti içinde biraz parlayan birileri olunca hemen alaşağı eden, doğru düzgün bir ekip kuramayan emekliliği gelmiş geçmiş(hani genç dinamik falan olsa neyse) bir lider istifa edince dövünmeler başlıyor. Sanki istifa etmeseydi bu ekibiyle iktidar mı olacaktı. Ki yıllardır öyle bir çabası da yoktu zaten. Ya da vardı halk mı bilmiyordu! Ayrıca koskoca partide hiç liderlik yapacak kimse mi yok. Bu dövünmeleri anlamıyorum. Kesinlikle birileri çıkacaktır. Belki birçoklarının önü de açılacaktır. Yaşlanmış ağacı bazen yüksek bir yerinden keserler ki taze filizler verip daha da güçlensin kuruyup gitmesin diye. Umarım o parti için hayırlısı olur. Ama gidiş keşke böyle olmasaydı
Aslı hanım ülke iyi yönetilmiyor ise üç dönemdir nasıl bu halk onları iktidara getiriyor. Bu biraz subjektif bir görüş gibi geldi bana.
Mayıs 13th, 2010 on 18:05
Deniz Baykal’ın siyasi duruşuyla ilgili yazmadım Selami Bey. Sözüm aşka karşı erkekçe ve insanca duruşu içindi.
”Aslı hanım, ülke iyi yönetilmiyor ise üç dönemdir nasıl bu halk onları iktidara getiriyor. Bu biraz subjektif bir görüş gibi geldi bana” demişsiniz. Haklı da olabilirsiniz. Ancak milletimin cehaletini yazmak içimi burkuyor bu yüzden kendi fikrimdir son cümlem…
Ülke iyi mi yönetiliyor?
Mayıs 12th, 2010 on 20:49
“artık zirveye doğru önemli yollar kat etmişken mi?”
Sevdiğim bir söz var “Eğer çaba harcamadan ilerliyorsan yokuş aşağı gidiyorsun demektir.” Deniz Baykal hayli yol kat etti ama yokuş aşağı…
Baykal onurlu davranıp “ben bir aşk yaşadım, beni sevenleri üzdüğüm için özür dilerim” itirafında bulunsaydı belki geri dönebilirdi. Korkak biri gibi eve kapanan kişi nasıl bir Lider olabilir ki? Clinton itiraf etti, prestijini hala koruyor. Bir de işin komedi tarafı var, Baykal geri dönerse kimse eşini CHP’de çalıştırmaz
Mayıs 13th, 2010 on 07:35
Sandıkta görüşürüz
))
Mayıs 12th, 2010 on 19:19
Geri geleceğine inanmaktayım,ciddi bir baskı var ve her ne olursa olsun artık zirveye doğru önemli yollar kat etmişken bu olmamalıydı…Benden yana af çıktı umarım doğru kararı vereceğine inanıyorum.En kötü Kılıçdaroğlunu CHP’nin başında görürüz,oda biraz sahte jop gibi duruyo ama ne yapalım başa gelen çekilir….
Bakış açınızı seviyorum Aslı hanım,insani aşkla yaklaşımınızı sewiyorum Aslı hanım,af edişinizi sewiyorum…Yazı için teşekkürler!
Mayıs 13th, 2010 on 17:57
Sevgili Mert
Sözüm CHP yada Baykal için değildi. Bu sadece bir örnekti, en yakın geçmişten. Bu örnek üzerinden yazdım yazımı.
Teşekkür ederim, Mert bakış açım, aşkla yaklaşımım ve af ediciliğim konusunda yazdıkların için. Ama malesef, bazen, yetmiyor ne bakış açısı ne aşkla yaklaşım ne de affedicilik…