Çok temiz kalpli birisiydi. Kibir nedir bilmezdi. Çocukla çocuk olur, büyükle büyük. Sevecendi. Yardımseverdi. Hatır nazdı. İçindeki çocuk duygusunu çoğu kimse dışa vuramazdı ama o vururdu. Hep gönül alırdı. Kimseye gönül koymazdı. Topluluk içinde birçok kişinin yapmaya çekindiği şakaları yapar. Herkesi güldürebilirdi. Sıcakkanlıydı. Türlü oyunlar yapar sohbetlerde insanları eğlendirirdi. İşte böyle herkesten farklı olması nedeniyle ismi deli olarak kalmıştı(öyle olabilirdi). Ya da lakabı öyleydi.

Ama o bundan hiçbir zaman rahatsız olmamıştı. Köyde zaten herkesin bir lakabı vardı. Yalnız onunki daha farklıydı. Sanki gerçekle yalan arası bir şeydi. Yani deliydi. Varsın olsundu. Ne fark ederdi!  Kişi kendini bildikten sonra. Ama kimi zaman onun bu şen temiz ve saf hali nedeniyle hakir görenler de olurdu. O ise bunlara aldırmazdı. Tepki vermezdi. Zeki aklını kullanır adeta bunu yapana çaktırmadan ders verebilirdi. Çok da şakacıydı. Muzipti.

Soğuk bir kış gününde dört beş arkadaş ava giderler. Uzaklara. Yağmurda çamurda o kadar yorulurlar ki adım atmaya halleri kalmaz. O da arkadaşlarına nazaran daha çok yorulmuştur. Aklına bir fikir gelir. Bayılma numarası yaparak kendini arkadaşlarına taşıtmak ister. Birden yere düşüp bayılır. Bu numarayı o kadar ciddi yapar ki hiç açık vermez. Arkadaşları yüzüne tokat atarlar. Nefesini dinlerler. Numara mı yapıyor acaba diye. Ama sonunda onun gerçekten bayıldığını düşünürler. Birazda korkuya kapılarak onu nöbetleşe sırtlarında taşıyıp evine kadar getirirler. Eve gelir gelmez birden canlanarak arkadaşlarını şaşkınlığa uğratır. Onları kızdırır. “Vay eşek oğlu eşek demek bize numara yaptın. Bize kendini taşıttın” deyip onu kovalamaya çalışırlar. Ama iş işten geçmiş o zaten istediğini elde etmiştir.

Köyde herkes gibi o da çiftçilikle uğraşırdı. Bunun yanında kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar herkesin büyükbaş hayvanları vardı. Onun hayvanlarla arası daha iyi idi. Onların dilinden sağlığından nasıl öğrendiyse herkesten fazla anlardı. Yaşadığı dönemde belki ilçede bile bir baytar yoktu. Varsa bile imkânsızlık nedeniyle kimse hastalanan hayvanını ilçeye götüremez. Veya baytarı köye çağıramazdı. O bu bakımdan köyün gönüllü ve yegâne tek baytarıydı. Köylülerin hayvanlarında bir sıkıntı, bir hastalık olduğu durumlarda hemen ona haber verirler. O da işini gücünü bırakıp gelir kendi uyguladığı metotla hayvanları sağlığına kavuşturmaya çalışırdı. Kimi zaman bunda başarılı da olurdu.

İşte bu durum, ona niye deli diye lakap takıldığı genç nesillerin kafalarını kurcalayıp soru işaretlerinin oluşmasına sebep oluyordu. Bu adam deli mi? Akıllı mı? Deli ise hayvanları nasıl iyileştirebiliyordu!  Akıllı ise niye deli deniliyordu!

Kimsenin yapamadığı köyün hayvanlarını bir şekilde iyileştirmeye çalışan birisi deli olamazdı. O aslında köyün delisi değil,  olsa olsa en akıllısı olabilirdi.

İlginizi çekebilir

  • 04 Mayıs 2011 -- Kalbim labirent bahçesi (1)
    Kimi sevdiysem gitti. Kimi sevdiysem her sevişimde biraz daha yalnız kaldım. Biri başkasını sevdi gitti, biri beni olduğum gibi sevemedi gitti, biri kendi yolunu çizdi gitti, biri benimle aynı cephede...
  • 07 Nisan 2011 -- Zaman geçer yürek sönmek istediği kadar söner (2)
    Zaman her şeyin ilacıymış... Zamana bırakınca her şey geçermiş, gidermiş... Çivi çiviyi sökermiş... Bu cümlelerin hepsi var ya külliyen yalan! Yok öyle bir şey! İnsan birisini gerçekten silmek isterse...
  • 17 Mart 2011 -- Kasımdı (0)
    gözlüğünde bir ayrılığın galası vardı şairin ve seyretmeye gelen davetsiz yağmur damlaları uzaklaşıyordu kadın avuçlarında şairin dibe vurmuş yaşama sevinci biraz da başkalarına sakladığı öp...
  • 13 Ekim 2009 -- Keyifsizim kafiyesiz (3)
    Kafiyesizlik çalışmam lazım. Yazıların başını sonunu bırakmam lazım. Salıvermem lazım biliyorum, nereye giderse gitsin.   Kalıplar var şimdi önümde. Haydi gir bakalım deli kız, girebilirsen içine. E...
  • 22 Ağustos 2010 -- Alarma alo demek (4)
    Henüz saat sabahın 9'u. Laptopumu neden açtığım hakkında en ufak bir fikrim yok. İçime "yaz" komutu geldi ,öyle açtım yazıyorum valla içimden ne gelirse. Uykum var gibi de yok gibi de. Belki bira...
  • 02 Eylül 2010 -- Görücü usulü (4)
    Günümüzde öyle bir devirde yaşıyoruz ki, eskilerin yaptığı doğal olan her şeyi samanlıkta iğne arar gibi arıyoruz sevgili dostlar. Eskilerin yediği hormonsuz doğal yiyeceklerden tutun da yine hormo...