Hiç kendine ne istiyorsun diye sordun mu?  Sevdiğin işi mi yapıyorsun? Yoksa sevdiği işi sadece şanslı insanlar yapar diyerek kendini mi avutuyorsun?  Umutların, hayallerin senden gideli çok mu oldu?  Başkalarından ödünç aldığın hayatı yaşayıp ona benim hayatım mı diyorsun? Kalabalık seslerin arasında kendi sesini mi arıyorsun?

Bu soruları hiç kendine sordun mu? Yoksa kaçıp durdun mu? Aslında bu sorulara verdiğin cevaplar hayat yolunun neresinde olduğunun bir göstergesidir ama nerede olduğunu gösterir nereye gideceğini değil.

Gerçek yaşam, bu benim hayatım diyebildiğin zaman başlıyordu. Ondan öncesinde ise nefes alan bir varlık olmaktan ileri gidemiyordun. Kâğıt üzerinde kolaylıkla yazılan şeyler uygulamada o kadar kolay olmuyordu. Yaşam, biraz da tek başına koştuğun engelli koşuya benziyordu.  Nefesinin yetip yetemeyeceğini bilmeden bu yarışa çıktığında seni sürünün koşucusu yapmak isteyenler yetmezmiş gibi seni başkaları ile kıyaslayanlarda olacaktı.

Oysa önemli olan ne yarışı kazanabilmekti ne de birinden daha iyi olmaktı. Önemli olan sevdiğin bir şey için çaba sarf etmek ve verdiğin çabanın her saniyesinde o anda olmakta.

Sadece bir hayatın var. Ceplerinde birkaç hayat yok ki… O zaman neden bunu unutuyorsun? Neden çok zamanın varmış gibi yaşıyorsun? Bugün ölmeyeceğinin garantisini kim veriyor sana? Bugün ölsen kaç tane gerçekleşmemiş hayal ölecek?  Tabi hayallerin çoktan senden kaçmadıysa… Kaç defa erteledin istediğin gibi yaşamayı?  Oysa ertelediğin senin kendi hayatın ve sen başkalarının hayatını yaşamaya devam edersen öyle bir zaman gelir ki sadece yaşayan ölü olursun.

Belki de etrafında torunların koşturduğu bir sabah uyanacaksın ama artık çok geç olacak ve kendi kendine ben nerede yaşadım diye sorup duracaksın.

O zaman hala sürünün bir üyesi olmadan kendi yolunu bul. Bu hiç kolay değildir. Çünkü sürüdeki hiç kimse senin yolunu bulmanı, istemez. Yarı uykuda sorgulamadan söyleneni yapan sen, her zaman tercih edilir ama uykundan uyanabilirsen gerçek yaşamın, sürünün dışında başladığını anlarsın. Bunun için de biraz risk almak ve güvenli dediğin yerin aslında seni zincirlediğini görmekten geçer.

Ne istiyorsun? Kendinden kaçmaktan vazgeçip bugün kaçtığın bütün aynalarla barışabilirsen hayat gerçekten senin olur. İşte o zaman benim hayatım diyebilirsin ama kaçmaya devam edersen senin olmayan bir hayatı gerçek sanıp durursun.  Yaşamının, bitmeyen bir kâbus olur ve hiç uyanamazsın…

Şimdi  gerçekten uyanmaya hazır mısın?

İlginizi çekebilir

  • 31 Ekim 2010 -- Çirkin Çocuk Günceleri – 3 (8)
    Eve anahtarla girmek, zamanın da bunun hakkın da okuduğu şiirler kulağıma çalınıyor.  Her zaman olmaz da işte arada sırada böyle küçük şeyler… Neyse! Hep o şiirler yapıyor bunu. Yırtıp atmak var, a...
  • 29 Haziran 2010 -- Dilen-me (0)
    Dilenenleri bilirsiniz her yerdeler. Cami önlerinde, kaldırım köşelerinde, siz yürürken birden ayağınızın dibinde... Acıtasyon deseniz her yanlarından fışkırır durumda. "Çocuğum aç, kocam dövüyor, ...
  • 06 Aralık 2010 -- Defterini istediği gibi dolduranlar (4)
    bir içimlik sigara dalıp giden bakışlar bir martının çığlığı ruhuma dokunan hikayeler hıçkırıklara boğulmak istediğim anlar yürekleri yaralı kadınlar geçmişi yakıp kaçanlar geleceğe adını yazdı...
  • 10 Şubat 2011 -- Gerçek mi ? Sanal mı ? (2)
    Geçen gün bir arkadaşımız facebook'ta bir yazı paylaşmıştı. Önce çok güldüm ama sonra düşündüm, doğru muydu bu tesbit diye. Evet ama hepsi değil. Facebook'daki sanal arkadaşlıktan bahsediyordu yazıda....
  • 09 Ekim 2010 -- Kırk gün kırk gece yürek yığılır kalır (7)
    Kırk gün kırk gece yürek yığılır  kalır Hayal kırıklıklarının  kollarında Eksik bir şey Yarım yamalak Sağır sultan Kırk gün kırk gece dudak arkası saklanmış sözler Kaçak bakışlar havada  döner d...
  • 30 Ocak 2009 -- Sevgililer günü hediyenizi düşündüm (12)
    14 Şubat sevgililer günü yaklaşıyor,  sevgilisi olan en değişik, en sıradışı, en acayip hediyeyi verip sevgilisini etkilemek istiyor, bu olayın bir yüzü, diğer yüzüde  sevgilisi olmayanlar, onlar için...