Mutfaktayım. Kahvaltı sonrası keyif kahvemi içiyorum. Meryem’in hiç olmayan suskunluğunu hissetmek, huzursuz ediyor beni. İçtiğim kahvenin telvesi takılıyor sanki boğazıma. ”İyi misin Meryem?” diyorum aniden. Bir an yutkunuyor. Besbelli, söyleyeceklerine içinde önce ayar çekiyor. Ve birden, ”Açım abla” diyor.

”Kendine bir kahve yap, gel otur bakalım konuşalım. İnsanlar konuşa konuşa..”diyorum. O kahve yaparken, ”Maaşın mı yetmiyor” diye soruyorum. ”Yok abla, Allah razı olsun sizden. Öyle değil” diyor. Öyle olmadığını ben zaten biliyorum. Onu epeydir izliyorum. Eve geldiğimde hüzünlü şarkılar eşliğinde iş yaparken buluyorum. Kendi açılsın diye bekliyorum.

Bana bir kahve daha yapıyor. Kendi kahvesini de alıyor. Ve mutfak masasında, açık oturum başlıyor. ”Açım abla. İlgisizim, sevgisizim” diyor. ”Eşin biliyor mu?” diyorum. ”Bir iki konuşmaya çalıştım, umru değil” diyor. Umru mu değil? Delleniyorum. ”Umursadığında geç olabilir ama” diyorum. Beni anlıyor. Onu çok iyi anladığımı biliyor. İyice dökülüyor. En özelden-genele herşeyi masaya seriyor. Duyduklarım beni endişelendiriyor.

”Gel lan buraya..” diyeceksin. ”Bana konuştuklarını aynen ona döküleceksin” diyorum. ”Birazını söylesem bile, sen azdın diyor ama” deyip gözleri nemleniyor. ”Azdın mı? Pehhh” diyorum. ”Böyle yaparsa, azmaya ramak kaldın oysa haberi yok” diye hiddetleniyorum. ”Abla, çok açım ilgiye sevgiye nezaketle dokunmasına” deyip ağlıyor. İçim daralıyor. ”Çağır kocanı, ben konuşacağım onunla” derken çok ciddiyim. ”Gelmez, utanır” diyor. Utanmaz adam, biz onu bir utandıralım da görsün gününü diye hızla aklımdan geçiriyorum.

O akşam Meryem eve gittiğinde, eşine ”Ablam; ilgiyi sevgiyi sevişmeyi tabi ki kocanla konuşacaksın. Sokaktaki herhangi bir adama anlatacak değilsin. Benimle her zaman konuşabilirsin, ama ben çare değilim” dedi. diyerek, ”Gel lan buraya…” sözleriyle içini döküyor eşine. Meryem mutlu şimdi. Yüzü gülüyor. Seke seke iş yapıp oynak şarkılar dinliyor. Eğer biriktirseydi, patlardı. Ya hiddetle ve şiddetle kocasına. Yada sevgi dilenciliğiyle bir başka adama.

Beyler, zaman değişti. Kadın kendine geldi. Bir göz atın kadınınıza. İçinde biriktirdikleri, eksiklik ve azlıklarınıza. Demedi demeyin sonra…Allah muhafaza!

Benzer yazılar

  • 19 Nisan 2011 -- Aşk (1)
    Şu dünyadaki en önemli şey nedir? Mutlu olmak… Peki, mutlu olmak için neler gereklidir? Başarılı olmak, iyi para kazanmak, iyi bir kariyer yapmak, lüks bir araba, belki lüks bir çanta… Peki, bunların ...
  • 08 Eylül 2010 -- Seni değil… (4)
    Bir miktar yalnızlığıma, bir miktar sensizlik az birazda sessizlik ekleyince kıvamı yerinde oluyor sanki yaşadığım acının. Duvarlar daha bir üstüme geliyor, özellikle de konu acı bir aşk olunca. Yaşad...
  • 13 Ağustos 2010 -- Hepsi yüreğimin işi (9)
    Yüreğimi, bu aşkın tam ortasına yatırıp koydum ben! Yerinden kımıldatmaya kıyamıyorum. Öyle güzel duruyor ki yüreğim sahibini bulduğu yüreğin yanında, geçtim karşılarına  bu birbirleri için çarpan iki...
  • 10 Ağustos 2010 -- Telafisi olmayan bir haldi bizim için aşk… (2)
    Kendinden büyük laflar edip kapıyı kızcağızın yüzüne nasıl da çarpmıştı giderken. Ama söz ağızdan çıkmıştı bir kere. Kız ona "Sus! Ne olur böyle büyük konuşma" demişti. Ah bir anlasaydı keşke o an ...
  • 08 Ağustos 2010 -- Beklemek (3)
    Seni beklerken her gün kalbimde yeniden sen doğuyordun. Yokluğunda, bende bitersin sanmıştım. Yokluğundaki sana sarılıp uyuyordum geceleri. Sen yoktun ama benleydin her adımımda. Sana söz verdiğim ...
  • 07 Ağustos 2010 -- Aldatmak mı aldanmak mı hadi adını sen koy! (0)
    Ah bu aldatmak nasıl derinliği olan bir iş böyle... Başkası tarafından aldatılmış, bunu öğrenince sevgilisinden ayrılmış sonra dayanamayıp barışmış olan bir arkadaşım anlatıyor bugün; "Titizlikle hare...