Vatan gazetesinde okudum;

“MUĞLA’nın Milas İlçesi Avşar Köyü’nde, borcu nedeniyle elektriği kesilen balık çiftliğindeki toprak havuzlarda oksijensiz kalan 25 bin balık telef oldu. Balık çiftliğinin işletmecisi Yetkin Taş  zararının 100 bin TL olduğunu belirterek, kendisinden habersiz enerjiyi kestiklerini ileri sürdüğü elektrik dağıtım şirketi AYDEM hakkında dava açacağını söyledi. AYDEM yetkilileri ise, gerekli tebligatları yaptıklarını belirtti.

Avşar Köyü Karakemer Mevkisi’nde, 10 yıldır tarlasında açtığı 4 toprak havuzda levrek yetiştiren evli 2 çocuk babası Yetkin Taş’a, Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ait toplam 19 bin 500 TL elektrik borcu geldi. Taş, borcun ilk üç aya ait 14 bin 500 TL’lik bölümünü ödedi. Kalan 5 bin TL’lik bölümü için de AYDEM Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye, 2 ay sonrasına senet verdi. Ancak, iddiaya göre AYDEM Elektrik Dağıtım A.Ş. senedi işleme koymayarak, önceki gün balık çiftliğinin elektriğini kesti. Elektriğin kesilmesi nedeniyle havuzlarda suyun dolaşımını sağlayan motorların çalışmaması üzerine 25 bin balık oksijensizlikten telef oldu.”

Yukarıda okuduğunuz haberle ilgili aşağıdaki duyguları taşıyorum;

19 bin 500 TL elektrik borcunun 14.500 tl’lik bölümünü ödeyen kalanı içinde iyi niyet göstergesi olarak senet veren kişiye yapılan uygulama ülkenin içinde bulunduğu durumuda baz alırsak revamıdır? işsizler ordusuna yeni askerler kazandırmak için işi olanların da işlerini batırmamız mı gerekiyor? Bu kadar insafsızmıdır adı geçen elektrik dağıtım şirketi? kanun gözünde haklı olma durumu herşeyi yapmayı haklımı gösteriyor?  Dağıtım şirketi bu uygulamayı acaba aynı durumda olan herkse aynı şekilde ve eşitliktemi uyguluyor?

Ve sahibinin elektrik borcu yüzünden ölen 25 bin balığın günahı nedir? herşey bu kadar ucuz ve onursuzmu olmak zorunda?

Bu rezalette emeği olan herkesi alkışlıyorum, müthişsiniz, emin olun görevinizi yapma bilincinizden dolayı Türkiye sizinle gurur duyuyor.

İlginizi çekebilir

  • 17 Aralık 2009 -- Yaş 47 Aslı ayvayı yedi (21)
    Bugün benim doğum günüm. Bugün 50 ye merdiven dayadım. Kendime, dayadığım ve dayattığım hiçbir şey yok. Sadece sevgilere daha da çok kucak açıp, Hayatı daha çok kucaklıyorum.   Kolay değil, üretim t...
  • 22 Ocak 2011 -- Acayip bağırmalar (1)
    O gece müsait bir yerine aşk bırakırken, sonraki gece gümbürtüye gideceğimden haberim yoktu. Şimdi bana iç acılarımın toplamı sen ediyor diyebiliyorsan, beni kendinden çıkarıp kurnaz bir yalana büründ...
  • 27 Mart 2011 -- Telli duvaklı (2)
    Namluda kurşun… Gözler çakmak çakmak… Ağır basar bir yanı istanbul’un. Kan ağlar bağrında analar, Boğulurlar, yaştan selin. İstanbul zarif, İstanbul narin, İstanbul… Telli duvaklı gelin… O ...
  • 02 Temmuz 2011 -- Manalı Çocuk Sokağı Cinayeti (0)
    üstü beyaz örtü örtülü eşyalar gördüm son piyesimde oynayan kadının göğsünde, öyle alımlıydı ki bakışlarındaki şahin bir an yüzümü alsam çevirsem yüzünden içimdeki filinta rüzgar, o masum hain, d...
  • 30 Aralık 2009 -- Son sözlerim bunlar olmayacak (12)
    Neden moralim bu kadar bozukken bile berbat olduğumu yazamıyorum, umutsuzum ama dile getirdiğim her zaman mutluluk olsun istiyorum. Konu duygular olmadıkça bunu beceremiyorum sanırım, belki de hayatta...
  • 06 Kasım 2009 -- Prix Pictet büyük ödülü fotoğrafçı Nadav Kander’in (0)
    Dünyanın en saygın fotoğraf ödüllerinden Prix Pictet büyük ödülünü Britanya vatandaşı fotoğrafçı Nadav Kander yandaki fotoğrafıyla kazandı. “su” konusunun ele alındığı yarışmada birincilik ödülünü ...