Çocuklar, belki de dünyanın en büyük neşe kaynakları… Sonsuz neşeye sahip olan ve sadece an’da yaşamanın ne olduğunu bilen çocuklar… Peki çocukluğunu yaşamayadan büyümek zorunda kalan  kaç tane çocuk büyüttük ve onları mevcut sistem içinde yuttuk ?

Sokağa  çıktığımda evi yurdu olmayan belki de evini hiç tanımamış çocukları görüyorum. Bazıları hangi durumda olursa olsun gözlerine baktığımda görüyorum ki mutlu. Ne üzerlerindeki kıyafetler ne asla sahip olamayacakları cep telefonları ne de başka şeyler… Ellerindeki çöp torbaları ile her gün başka yeri evi yapan ailesi olmayan çocuklar…

Birçok şeye sahip olan ama asla değerini bilmeyen çocuklarda tanıyorum. Sahip oldukça sahip olduklarının esiri olan çocuklar… Anne ya da baba sevgisi yerine sadece satın almayı bilen geleceğin  para tutkunu çocukları…

Her şeyin değerini bilen ama yine de şiddete maruz kalan çocuklar…En güvendikleri ya da en güvenmeleri gereken kucaklar tarafından aldatılan çocuklar…

Görünürde mutlu ama  iç dünyalarına baktığınızda anne ya da baba sevgisi görmemiş çocuklar…Sevgiyi bilmeyen geleceğin şiddet yanlısı çocukları…

Başkalarının doğrularını ilahlaştıran çocuklar…

Bütün bunları gördükçe herkesin anne ya da baba olmaması gerektiğine daha da çok inanıyorum. Keşke  çocuk sahibi olmak isteyenler bir dizi kontrol sisteminden geçse, keşke her aile bu çarpık düzendeki bir çocuğun hayatını kurtarsa ve kendi çocukları gibi sevse  ailelerine kattıkları çocukları… Maalesef benim keşkelerim  ütopyadan ileri gidemiyor.

Çocukları suçlamak çok kolay ama neyi, neden yaptıklarını bilmek istemek yürek ister. Gerçekten o kadar yüreğimiz var mı ?

About Özde Çolakoğlu

Özde Çolakoğlu has written 54 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 06 Temmuz 2011 -- Mavi elbiseli kız çocuğu (0)
    Bir kız çocuğu… Mavi elbiseli bir kız çocuğu… Eski elbisesi ve ayakkabısına aldırmadan kaldırımda nasıl da kendi kendine dans ediyor… Gözlerine bakıyorum simsiyah nasıl da yaşam dolu görünürdeki onca ...
  • 24 Ekim 2009 -- Ayna (0)
    Bir hayata itirazın cümle kapısıdır ayna, ya da kabul edişin ve düşlerin azınlıkta kaldığı bir serüveni en çok aynalar yansıtır. Bilirkişidir ayna ihmale gelmez ve bir hayal kumpanyasıdır, birgün kırı...
  • 15 Mayıs 2010 -- Herkese herşeyini anlatma (9)
    Karşılıklı keyif çayı içip laflıyoruz, bizim tontonlarla. Yine her yanımı saçmışım ortalığa, lafım dokuz boğum dokuzunu da yutmuyorum. Bir yandan gülüyoruz, diğer yanda hep anlatıyorum. Tam o sırada, ...
  • 19 Nisan 2010 -- Anla(sana) (2)
    Geçtiğin yollar hep mi ıslak olacak, hep mi üşütecek içini bu yalnızlığın türküsü. Güneşin sıcaklığını unutmadım henüz, unutturacak kadar uzamadı kışlar... Sadece güneşi özlettirmeye yeltendi, kapa...
  • 28 Temmuz 2010 -- Ben neden dedim sıra sizde (14)
    Telefonu kapattım, ellerim cesur görünse de yüreğim titrek bir sesle çığlığı bastı ''neden!'' ne aklım ne mantığım anlam veremedi olanlara. Neydi sebep bir avuç para mı? daha değerli ne vardı insanlık...
  • 24 Aralık 2009 -- Kız babası olunca masallarda değişir (3)
    Yandaki karikatürde kız babası olunca masalların nasıl değiştiğine şahit olacaksınız......