Bilenler bilir, çevrem geniş olsa da çevremizi tanıyalım sıfır çeker bende. Sıralı sekili hayatımda sıradışı hallerimle, hep kendi işimde gücümde, yolumda yordamımda olduğumdan mı ne; Kimseleri aramaz sormaz olmuşum, önemli bir haberlerini almadıktan sonra. Sosyalliği sosyal bilgiler dersinde bıraktığımdan beri, sanırım benimki bir nevi medeni inziva. Leyleğin laklakla geçen ömrüne ayak diretmek yada.
Bir arkadaşım aradı bir süre önce. Özlemişler sağolsunlar. Eee yapacak işleri yok, birbirlerinden sıkıldıkça özlem hep gündemlerinde. ”Kızlarla kahvaltı yapıyoruz. Okula giderken bir saatliğine uğra da yüzünü görelim, çok özledik seni” dedi. Bilir beni, ”Kahvaltı dediğim de, çay simit” diye ekledi. Ne yalan söyleyeyim, çay -simit -sohbet cazip geldi. Epeydir yokum içlerinde. Kırmadım uğradım. Uğrayınca da kırasım geldi, hem de bu yoklukta, kafalarını.
O sofra da neyin nesiydi öyle. Sadece çay simit mi? O sofrada çay simit dedikleri figüran kalmış oysa. Esas kahramanlar turtalar, pastalar, börekler, kurabiye ve kekler. Şarküteri de eve gelmiş, sofraya başrol olmuş. Ben de o-ha oldum yani. Sıyırmışlar kafayı 20 çeşidin içinde. Bir de bölüşmüyorlar mı. Hepsi rejimde de. Dedim, ”Aaa bölüşün tabi, 20 çeşiti böl ikiye 10 çeşit midelerde.Kandırın kızlar kendinizi Doyurun gözlerinizi.” Güldüler bana. Hep gülerler fırçalarıma.
Sohbet mi, ehh işte iyiydi. Ben vaaz veren hocalar gibi olmamak için, sustum tabi ki. Özlemişler o kadar beni. Yine de tutamadım kendimi, tutabilene aşkolsun tabi. Usul yollu azarladım hepsini.
Çay simit dendi mi, hayalimde tahta masa ve sandalyelerde bölüşe gülüşe bir tatlı muhabbet geliyor aklıma. O günü silmek istiyorum hafızamdan. Benim hayallerim de özlemlerim de basit, sıradan, sade, yalın ve huzurlu. Bir daha kimsenin evinde çayla simit yemem. İçim maviydi, bir anda rengini kaybetti onların yüzünden.
Canım tavşan kanı bir çay, çıtır simit, bölüşüp gülüşüp tatlı bir sohbet çekti şimdi, iyi mi….






Haziran 15th, 2010 on 23:48
Teşekkürler Sevgili Nida,
Belki bir gün, çatal bıçakların olmadığı bir yerde çay bardaklarımızla ”Keyfe” diyerek bir çıtır simidi bölüşür sizinle. Kimbilir…
Haziran 16th, 2010 on 00:00
inşallah Aslı Hanım çok isterim.bu arada canım fena halde simit çekti resmi de görünce
)
Haziran 15th, 2010 on 23:28
işte bu noktada mütevazilik,yaşayış tarzı rengini belli ediyor Aslı Hanım.bir gösteriş merakıyla evde dolabın kapağını açıp ne var ne yoksa sofraya şöyle bir yerleştireyim,öyle bir sofra kurayım ki çay fincanlarını ellerinde tutmak zorunda kalsınlar düşüncesiyle hareket ettiklerinde sanılıyor ki misafir kendini çok özel hissedecek.bence de çok rahatsız edici.bir de şuna çok güldüm öyle bir sofrayı kurup rejim yapılması da ayrıca komik
mütevazi sofralarda her zaman daha içten sohbetlerin yapıldığına inanmışımdır hep.hani şu üçerli beşerli çatal kaşıkların olmadığı simidi bıçakla dilimlemek yerine elimizle böldüğümüz sofralar.yine harika bir yazı Aslı Hanım