Hepimizin herhalde yakından avukat görmüşlüğü vardır. İşte üzerilerinde takım elbiseleri, içlerinde gömlekleri, düzgün bağlanmış kravatları, temiz ayakkabıları, etrafı tarafından kendilerine duyulan saygınlıkları vs…
Geçenlerde bir avukat görüşmem vardı ve ben hayatımda öyle bir avukat görmedim
Telefonda sekreteri ile görüştüğümü sandığım avukat bey ta kendisi çıkmaz mı. Telefonda bana randevu verirken “saat 15:00 avukat bey için uygun bacım, beklerik gelin. ” demişti. Hatta randevumu aldıktan sonra baya bir gülmüştüm ” haha sekretere bak bana bacım diyor. ” diye.
Avukat Ferit beyin hukuk bürosuna geldiğimde kapı ardına kadar açıktı. Bismillah dedim içeriye girdim. Gözlerim sekreteri aradı ama ortada kimsecikler yoktu. Ne yalan söyleyeyim sekreterin tipini de baya bir merak ediyordum. Koridor boyu ilerledim, Ferit beyin odası koridorun sonundaydı. Bedenimden önce kafamı soktum odaya. İlk görebildiğim bir masaydı ve masanın üzerinde birbirinin üzerine binmiş çoraptan mahrum iki tane ayak. Tekrar dışarıya çıktım doğru yere mi geldim diye tabelaya baktım. Tıkırtılarımı duymuş olsa gerek içeriden ” Buyursunlar ” diye bir ses. İçimden dedim haydi elif gazan mübarek olsun. Odasına girdim karşımda hiç istifini bozmayan ayakları hala masanın üzerinde olan bir adam. Böyle bağrı açık gömleğinden kıllar fışkırıyor. Kravat falan hikaye. Boynunda altın zincir. Simsiyah bıyıklar ona eşlik eden sapsarı dişler. Duman altı bir ortam.
” Merhabalar ben bankadan geliyorum Ferit Beye bakmıştım bugün kendisi ile kredi toplantımız vardı. “ dedim. ” Hele hoşgeldiniz Elif bacım ben avukat Ferit bey, oturak buyrun ” dedi o sırada ayaklarını kaşıyordu elleriyle.
Sonra ayaklarını kaşıdığı o nadide ellerini bana doğru uzattı tokalaşmak için. İçimden diyorum “Allahım sana geliyorum. ” Mecbur tokalaştık ” Ne içersiniz ne söyleyek size? ” dedi ” Eğer varsa sadece su yeterli Ferit Bey ” dedim. Ne yapsa beğenirsiniz masanın üzerindeki bardağa daldırdı parmaklarını yan tarafındaki su damacanasından bir bardak su koydu. İçimden diyorum ” biraz önce ayak parmaklarını ellerinle kaşıdığını düşünme düşünme hadi elif başarabilirsin. ” Zoraki bir yudum su içtim, çantamdan evraklarımı çıkarttım bir yandan kredilerden bahsediyorum bir yandan da ” off hemen şu görüşme bitse de çıksam şuradan ” diyordum.
Bir ara ayağa kalktı o da nesi belinde silah. ” Enammm bu adam benim topuklarıma şuracıkta sıksa kimsenin ruhu duymaz. Sonra yarın gazetelerde taze bankacının hazin sonu diye manşet olurum. Ne yapsam da kalksam. ” diyorum. O sırada telefonum çaldı hemen açtım tabi. Arayan arkadaşım “Kankam benim nasılsın bakayım? Akşam kahveye bekliyorum bak ona göre kimseye söz verme.” diyordu. Bense ” Demek şube karıştı peki o halde ben hemen geliyorum.” diyordum. Arkadaşım “Huu Elif kafayı mı yedin benim ben kankan tanımadın mı?” diyordu. Arkadaşıma “Taman oldu o zaman yarım saat sonra oradayım.” dedim ve telefonu kapattım. ” Ferit bey kusura bakmayın acil şubeden aradılar gitmem gerekiyor. ” dedim yoksa adamın beni bırakmaya hiç niyeti yok. “Hele Elif bacım her zaman beklerik hep buradayık biz.” dedi. Bir çıkışım var ama bürodan tabana kuvvet yardıra yardıra zaten olmuşum adamın yanında yusuf yusuf
Bu adam benim bütün bakış açımı değiştirdi. O da neydi öyle ya sanki dersiniz mekanda çiğköfte partisi vardı da bana haber veren olmadı. Demek ki neymiş her avukat aynı değilmiş. Bu da bana ders olsun bir daha hayatta tek başıma avukat görüşmesine gitmem. Deli miyim ben






Haziran 30th, 2010 on 13:20
Elif hanım yazınızı okuyunca sanki Recep İvedik filminin bir sahnesini izliyormuşum gibi geldi bana. Güzelde yazmışsınız elinize sağlık…
Haziran 30th, 2010 on 16:00
aaaa evet Selami Bey bende diyordum bu adam birini anımsatıyor ama kimi diye
kesinlikle recep ivedik
Haziran 30th, 2010 on 01:34
koptum Elif hanım tecrübeler yaşanan birikimler ama bu gerçekten acı bir tecrübe olmuş sizin için..unutmayın ama bir istisna bu 10 taneden 2 si ancak böyle çıkar
Haziran 30th, 2010 on 02:37
öyle valla Ebru Hanım ne istisna ama
neyse fena mı oldu bana da malzeme çıkıyor işte
))