Pazar günü, Ertuğrul Özkök’ün yazısını okuduğumda; ruhum karıştı, buruştu, kırıştı, yanladı, sallandı, çuvalladı. Ayy pardon yaa ruh yoktu sahi. Sistemlerim karıştı, enerjim bozuldu demek mi daha yerinde olur ki? Arıza yaptım demek sanırım en anlamlısı. Neden mi ruh yok dedim? Ben demedim. Daniel dedi. Daniel mi kim? Valla önemli biri.
Televizyon için bilim adamları ile sohbet yapan bir gazeteciye, Tufts Üniversitesinin DNA ‘yı keşfetmiş olan, en parlak bilim adamlarından Daniel Dennett, ”Can olabilir ama ruh yok” demiş. Beynin; bilinç ve vicdanın efendisi olduğu teorisi de yanlış” diye söyleşiye devam etmiş.
Off ya, nasıl da her şeyi yerle bir etti. Geniş-vurdum duymaz insanlara öyle çok ”Amaann bu da ruhsuz” demişliğim vardır ki oysa. Hayattan bezmiş-otomatiğe takmışlara da, ”Ayy bu da ruhunu teslim etmiş, haberi yok” demişliğim de sayısızdır hatta. Kadın ruhundan anlamayanlara boşuna mı sövüp saydım bunca zaman acaba. Çoğu insandan duyar olduğumuz, ”Ruh ikizimi buldum” sözleride mi safsata. Ahh ahh Ruh doktorları yani pedagoglar, psikologlar, psikiyatristler en büyük sahtekar onlar, o zaman. Ruh uyumu denen şey de neyin nesi peki? Uydur uydur ipe diz misali yaşamışız demek ki bunca zaman.
Şimdi, Daniel Dennett, öyle sıradan bir adam da değil, hadi kulak asma ”Hadi len, sen nerden bileceksin” de, yok olmaz ki, DNA”yı bulmuş adam. Ama ”Ruh yok” dedi ya, Daniel benim için bitti.
Ruhum yoksa ben kimim, neyim o zaman? Oysa, ruhumun derinlikleri, dipleri nasıl da ahenkli ve olağan üstüydü bence. Nasıl da kıvanırdım ruhumla gizlice. Ruhumun çekmecelerinde biriktirdiklerime ne demeli. Onlar beni ben yapan tarihimdi halbuki. Ruhum kimi severse, güzel de oydu, yakışıklı da. Eee hani? Ruh yokmuş ki. Onca güzel insanlar, yakışıklı simalar, hepsi güme mi gitti. Dinler, cennet-cehennem haydiii,ne olacak şimdi? İyi insan olacağım, ruhum bedenimden ayrıldığında cenneti bulmaya çalışacağım diye bir taraflarımı yırtmam da boşuna mıydı yani?
Yok valla, Daniel Dannett ne derse desin. Benim beni inkar etmemle eş değer, ruhun olmaması fikri. Hiç işime gelmedi. Külliyen doğru olsa, ı-ıhh ben bana bir masal anlatmaya devam edeceğim. ”Bir varmış bir yokmuş, her bir beden içinde bir ruh yaşarmış…” diye diye yaşamaya and içeceğim.
Ama ne yalan söyleyeyim, yine de benim sistem karıştı. Yanmasa bari. Yedek parçam da yok. Off çocukluğumuzda eğlenmek ve atraksiyon olsun diye yaptığımız gibi, ruh çağırıp sorsak mı diye içimden geçirdim. ”Ey ruh, geldiysen Evet’e gider misin” diyeceğim. Ama bütün mesele, ya ruh gelmezse!!!






Haziran 24th, 2010 on 04:52
Aslı hanım ,yazıma yazmış olduğuz yorumda bize verilen en önemli nimetin ruh olduğunu söylemiştiniz.Hatırlatmak istedim………Muhabbetle.
Haziran 28th, 2010 on 05:54
Sevgili Abdullah Bey,
Sanırım siz ya yazımı okumadınız, yada sadece kendi yazlarınızın okuyucusunuz;
”Ruhun olmadığı, külliyen doğru olsa, ı-ıhh ben bana bir masal anlatmaya devam edeceğim. ”Bir varmış bir yokmuş, her bir beden içinde bir ruh yaşarmış…” diye diye yaşamaya and içeceğim” diye yazımda belirtmiş olan bana, bir hatırlatma yapmanıza gerek yok. Ben, hala en önemli nimetin ruh olduğuna inanıyor ve tüm yazılarımın arkasında da aslanlar gibi duruyorum.
Sevgiler
Haziran 22nd, 2010 on 23:29
Delirmiş o adamlar mümkün değil,olamaz,ya varsa böyle bişey,ya yoksa bak kafayı karıştırdılar şimdi
Teorilerine inanmıyorum saçma,güzel bir konu tartışılabilir….
Haziran 22nd, 2010 on 21:02
sevgili aslı hanım,bende yazıyı okumuştum.herhalde Daniel ey ruh gelmediysen hayıra git dedi galiba:)çok güzel dile getirmişsiniz .teşekkürler.