Karikatürü görünce birden aklıma geldi. Yıl 1989 o dönemlerde komşumuzun oğlu var adı İsmail. Ben henüz 4 yaşındayım. Sürekli onunla oynuyorum. Neredeyse günümün çoğunu onunla geçiyorum.  Tutturmuşum bir gün “Ben İsmail istiyorum” diye. İsmail bizde kalsın, bizimle yaşasın modlarında evin içinde bir sağa bir sola dolanıyorum.

Annem kardeşime hamile kalıyor. “Elifcim bak artık kocaman oldun yakında abla olacaksın. Sana bir tane İsmail aldık” diyorlar. Ben tabi heyecan içinde bekliyorum. Annemin karnı büyüdükçe anneme bakış açım değişiyor. Sonra annemin sancısı tutuyor haydi hastaneye ben evde babamla kalıyorum.

Babam doğum sonrası annemin yanına götürüyor beni hastaneye. “Kızım gelsene yanıma özledim seni.” diyor annem. Bende tık yok bir hafta annemin suratına bakmıyorum. Kardeşimin yüzünü bile görmek istemiyorum. Çeşitli hediyler alıyorlar bana “Elifcim bak bunu kardeşin sana almış.” diyorlar hediyeyi alıyorum pır kendi odama kaçıyorum. Eve taburcu olduklarında gözünüz aydına gelen misafirlerin haddi hesabı yok. Kim gelse ona hediye getiriyor, benimle kimse ilgilenmiyor gibi hissediyorum. Kardeşime getirilen tulumların içine girmeye çalışıyorum. Onu sevdikten sonra beni sevmeye çalışanlara kötü kötü bakıyorum. Bir kıskançlık yapıyorum ki sormayın.

Sonunda akşam oluyor annem, babam ve kardeşim hepimiz bir odadayken bombayı patlatıyorum “Hadi yeter artık sıkıldım ben bundan. Aldığınız yere götürün verin bunu. Gitsin bu evden.” diyorum. Herkes kahkahayı basıyor tabi. Sene 2010 ve değişen hiçbir şey yok biraz kardeşime ilgi gösterilsin hemen mızıklıyorum. Hatta kardeşime takılıyorum ” Beni senden 4 sene daha fazla seviyorlar bir kere sen önce aradaki açığı kapat akıllım. ” diye :) Kardeşim ise “Gel bakayım sen buraya cadı”  deyip başlıyor beni yatırıp gıdıklamaya. Yok yok ben akıllanmam :)

Benzer yazılar

  • 28 Temmuz 2010 -- Senin neyine annelik (2)
    Tekne gezisine gitmek için biz yolculara tahsis edilmiş olan otobüslerdeki yerlerimizi alıyoruz. Havanın etrafa yaydığı bunaltıcı sıcaklıkla birlikte herkes bir fenalarda... Otobüste ön koltukta ot...
  • 25 Temmuz 2010 -- Güzel surat ve zor görevim (6)
    O zamanlar, henüz 11 aylıktı. Masmavi gözleri, sarı saçları, özenilerek yaratılmış düzgün hatlarıyla beni etkileyen bir varlıktı. Bebekleri severim, ama ona olan düşkünlüğümde sanki bir sır saklıydı. ...