Yaşamda belki de en zor şey kendin olarak kalabilmektir. Çünkü önce ailenin sonra toplumun istekleri arasında sıkışıp kalırsın ve öyle bir savaş başlar ki burada bazen kazandığını zannedersin ama sadece kendine yabancılaşırsın. Zincirini seversin ve belki de en tehlikeli kölelik budur. Seni esir alan hayatın zincirlerini sevmek.
Bence en büyük yanlış daha çocukken yapılıyor. Anne ve babalar, çocukları bir yerlerini incitecek diye koşmalarını izin vermiyor ya da üstüne döker diye 5 yaşındaki çocuğunu kendi yediriyor. Bu örnekler o kadar çok fazla ki…
Bırakın çocuklar düşsün sadece her ne olursa olsun onların yanınızda olduğunuzu bilsinler ama nedense bu çok zor geliyor. Çocuklarımızın kendi özgür iradeleri olduklarını unutuyoruz ve aşırı korumacı hareketlerle geleceğin güvensiz ne istediğini bilmeyen umutsuz gençlerini yetiştiriyoruz.
Çocuklarımız kendi geleceklerini seçmek istedikleri zaman kendi yapamadığımız keşke’ lerimizi onların üstünden gerçekleştirmek istiyoruz ve sadece kendi hayatımızı değil çocuklarımızın hayatlarını da keşke’lerle dolu olmasına neden oluyoruz. Bazı çocuklar gerçekten ailelerinin isteklerini ön plana alıp onların istediği gibi bir hayat kuruyor, bazılarına ise isyankâr diyoruz. Aslında çoğunun ortak noktası kendi seçimleriyle dolu bir yaşam… Çünkü onlar çok iyi bir biliyorlar ki sevmediğin bir işi yapmak yaşarken ölmektir ve belki de sırf bu yüzden okumuş, kültürlü maalesef mutsuz ve işinden memnun olmayan çok genç var.
Hayatlarının büyük bir kısmı sınav içinde geçen çocuklar ve gençlerin kendileri olarak kalabilmeleri ve toplumun onlara verdiği roller yerine kendi seçimleriyle dolu bir hayat yaşamaları bir mücadeleyi gerektiriyor. Öyle bir mücadele ki bazılarımız imkânsız bile diyebilir ama inandığım bir şey var ki gerçekten bir şeyi istediğin zaman ve gerçekten her şeyi göze alabildiğin zaman yaşam bir şekilde yanında oluyor.
Bu mücadelenin en güzel kısmı ise hiçbir zaman geç olmaması ama ilk önce ayaklarımızdaki zincirleri fark etmek lazım.






Temmuz 2nd, 2010 on 02:05
eşekkür ederim. evet pek farkında değiliz ama cidden çook önemli bir konu. size katılıyorum. aileler sadece öngörü ya da bilgi birikimini aktarmalı ne olursa olsun çocukların seçimi olmalı hayatları. eğer umutsuz gençler olmalarını istemiyorsak onları özgür bırakmalıyız…
Temmuz 2nd, 2010 on 02:02
teşekkür ederim. evet pek farkında değiliz ama cidden çook önemli bir konu. size katılıyorum. aileler sadece öngörü ya da bilgi birikimini aktarmalı ne olursa olsun çocukların seçimi olmalı hayatları. eğer umutsuz gençler olmalarını istemiyorsak onları özgür bırakmalıyız…
Haziran 30th, 2010 on 13:16
Özde hanım elinize sağlık güzel bir yazı olmuş. Hatta konu şuaralar bizide çok ilgilendiriyor. Bende çocuklara güvenilmeli meslek seçiminde dayatma yapılmamalı ama iş hayatının içinde bulunan ebeveynlerde tecrübe ve birikimlerini öngörülerini onlara anlatmalı. Alternatif meslekleri ve olası iş imkânlarını ortaya koymalı. Sonunda ise seçimi yine çocuğa bırakmalı diye düşünüyorum.
Haziran 30th, 2010 on 03:39
teşekkür ederim. umarım bir gün herkes gerçekten özgür olur.
Haziran 30th, 2010 on 00:49
ne kadar güçlü bir yazı olmuş , teşekkürler