Oğlum, ”İzin ver, biz de yardım edelim sofra hazırlamana” diyor. Kızıma da, ”Hadi davran” edasında baş hareketi çekiyor. Diyorum, ” Herşey hazır. Dolaşmayın ayak altında, hadi siz oturun sofraya.” Ve dil çıkarıyorum şımarıkça. En sevdiğim vakit, akşam yemek vakti. Özellikle çocuklarım da bizimleyse tabi. Off ne şeker o sofra muhabbeti. Yaşımı başımı unutup, sekiyorum aralarında genç kızlar gibi.

Sıra kahve keyfimize geldiğinde, ”Ağabeyimle bugün konuştuk, size teşekkür ederiz” diyor kızım. ”Aaa ne için?” diyoruz, eşimle. ”Küçükken çalışma zevkini bize aşıladığınız için” diyor oğlum. Eski günlere göz atıyoruz hep birlikte. Çoğuna gülüyoruz keyifle.

İlkokul 5. sınıfın yaz tatilinden itibaren, her yıl çalıştılar birilerinin yanında. Anne-baba yanında, işinde olmaz dedik. Verdik, tanıdık, eş, dost, arkadaşların yanına. Öyle eti senin kemiği benim de demedik. Etleri de kemikleri de lazımdı kendilerine. İlerde, ayakta durabilmeleri için, çalışmanın ne olduğunu bilmeleri gerekiyordu kanımızca. Aile büyükleri karşı çıktılar. ”Ne gerek var bu yaşta. Yazık çocuklara…” dediler. Tıkadık kulaklarımızı her bir dış sese. Okullar tatile girince, 15 gün dinlendiler. 3 hafta yurt dışına yaz okuluna gittiler, 1 ay da çalışma hayatına girdiler.

Oğlumun, beyaz eşya satan bir mağazanın sahibi arkadaşımızın yanında başladı çalışma turu. Kızım ise bir eczacı arkadaşımızın yanında aldı soluğu. Arkadaşlarımıza, çocukların haftalıklarını eşim verdi. Çocuklar hiç bilmedi, babalarının ücretlerini ödediğini. Akşam eve geldiklerinde, yorgunluktan yattıkları yeri bilemedi her ikisi de. Hayatı tanımak, ana-baba yanı değildi tabi ki. Babaya, fazla konuşamazlar da, anne daha bir hedeftir ya hani, ”Nasıl annesin, nasıl dayanıyorsun?” sözlerine çok maruz kaldımsa da, ilerde nasıl bir anne olacağımı göreceklerini tekrarladım durdum kendi kendime içimde. Tebessüm, cevabım oldu her defasında.

Bugün boş oturamayan, çalışmanın bir haz olduğunu artık anlamış olan ve şükürler olsun ki, biri kendi ayaklarının üzerinde duran, diğeri kendi ayaklarının üzerinde durmasına ramak kalan, iki evladın annesiyim.

Sevgili çocuklar ve Sevgili Gençler;

Tatil elbette hakkınız. Diyelim ki, bütün sene çok çalıştınız. Yine gezin, eğlenin, dinlenin ama tecrübelerime de kulak verin. Hayat 3 ay tatili çok sayar. Haydi, davranın. Hiç değilse 1 ay, görün kendinizi boy aynasında, iş dünyasının boyasında. Alışın bugünlerden, haydi geç olmadan, şimdiden, tatil gelmişken, ayaklarınızın üzerinde durabilmenin alıştırmasını yapmak için, haydi çocuklar eller ekmek tutmaya…

Tüm evlatlara sağlıklı ve ileriye yatırımı bol tatiller diliyorum.

About Aslı Özden

Aslı Özden has written 455 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 05 Temmuz 2009 -- Pazar günlerim, benim ahtapot hallerim (2)
    Güne, pazar kahvaltısını hazırlama telaşıyla başlarım. Mükellef bir sofra kurarım önce, Allah ne verdiyse. Sonra tek tek odaları dolaşıp öperek uyandırırım milleti. Pazar günleri, hizmet etmeyi bir se...
  • 10 Nisan 2011 -- Braket manyağı yap beni doktor-2 (0)
    Dile kolay aylar geçti ağzımın içerisindeki yabancı cisimler dişlerimin üzerinde özgürlüklerini ilan edeli. İlk zamanlar yiyemiyorum, içemiyorum, ısıramıyorum mızıklamaları eşliğinde isyan eden ben, ş...
  • 19 Eylül 2011 -- Bir zamanların Anadolu’sunda kadın olmak -5 (Öykü/Son) (2)
    Kaynı bu mesajların geleceğini az çok tahmin ediyordu da bu kadar erken geleceğini tahmin edememişti. Bir gün Hamiyet’i bir kenara çekti. Bak dedi”  ölenle ölünmüyor, yaşam devam ediyor. Seninle ilgil...
  • 17 Ocak 2011 -- Pardon Biz Kimdik? (2)
    İki kişiydik ben ve o… O benim alelacele toplanmış, sanki dağınıklığın azarından korkmuş, savruk yanımdı… Bense, yaşamak için yaratılmış olan… Oysa bilmiyorlardı, o yaşamak istemeden benim ya...
  • 15 Kasım 2010 -- Küflü bir yalnızlıktan nağmeler (6)
    Yavaş, yavaş zehirleniyor hayat damarlarım Olric... Herkes yaşam sevdası içindeyken, ben bir an önce ölüp kurtulmak istiyorum. Ne var ki ölüm çare değil. Mümkünü ve dönüşü olmayan bir yolun başlangıcı...
  • 26 Mayıs 2009 -- Tek rakibimiz mynet (0)
    Başlığı ciddiye almayın ilgi çeksin diye öyle yazdım, yanılmıyorsam 4 yıl önceydi, resim galerime gelen 3 müşterime çeşitli zaman aralıklarında toplamda 40'a yakın yağlıboya resim satmıştım. Bana verd...